Soykırımın eşiğinden ÖZERKLİÐE  bir özgürlük serüveni - 2

El Mabeda olarak ismi değiştirilen Girkê Legê Kasabası eskiden Dêrika Hemko’ya bağlı bir köydü. Ancak buradaki petrol kuyularında çalışan işçi, mühendis ve memurların yerleştirildiği Rimêlan ile birlikte Girkê Legê bir anda gelişmiş. Girkê Legê’nin şu an itibariyle yaklaşık 20 bin nüfusu bulunuyor. Zaten az sayıda devlet kurumu bulunan Girkê Legê’ye Dêrika Hemko’dan zafer haberi gelince daha önceden kurulu olan komiteler hemen devreye girmiş ve söz konusu devlet kurumlarında yönetimi ellerine almış. Tirbespî’de de meclis halkın bütün sorunlarına çözüm oluyor.
Petrol kuyularının açılmasının ardından Rimêlan ile birlikte Girkê Legê de bir anda gelişmiş. Son birkaç yıl içinde hızla büyüyen Girkê Legê’nin şu an itibariyle yaklaşık 20 bin nüfusu bulunuyor. Girkê Legê’nin nüfusunun büyük bölümünü Kürtler oluştururken, bir mahallede ise Araplar oturuyor. Bunlar Mexmûrî diye adlandırılan Araplar’dan farklı olarak kendileri bu bölgeye yerleşmiş. Yine kasabanın girişi ve çıkışına 2 Arap köyü inşa edilmiş. Bu köyler de Mexmûrî diye adlandırılan rejim tarafından asimilasyon ve Arap Kuşağı oluşturulması amacıyla yerleştirilenlerden oluşuyor. Girkê Legê’de sadece bir Mesihi (Hıristiyan) aile bulunuyor. Yine Qamişlo’ya doğru giderken solda yer alan etrafı duvar ve tel örgülerle örülen Rimêlan’da ise Tartus ve Lazkiye’den getirilen Arap işçiler yaşıyor. Ülkedeki kargaşanın ardından burada yaşayan Kanada ve Çinli mühendisler burayı terk etmiş durumda.

O kadar çok petrol var ki...

Girkê Legê Dêrik bölgesinde petrolün hemen hemen en fazla çıkarıldığı yer konumunda. O kadar ki birçok yerde ev ve petrol pombaları iç içe geçmiş vaziyette. Ayrıca bu bölgeden gaz da çıkarılıyor. Bu yüzden de bu küçük kasaba ekonominin başkenti olarak adlandırılıyor. Petrol ve gazın yanı sıra kükürt ve fosfat madeni de bulunuyor; ancak petrol ve gaz kadar değil. Eskiden pamuk, buğday, arpa, mercimek, nohut gibi ürünler ekilirdi. Son yıllarda su kuyularının açılmasına izin verilmemesi sonucu ziraatta da ciddi bir düşüş yaşandı. Girkê Legê’de zeytin dahil birçok ağaç ve ziraat ürününün yetişebileceği belirtiliyor. Ancak devlet tarafından bunların ekimi yine meyve ağaçlarının dikimi yasaklı olduğu için bu fırsat değerlendirilmiyor. Buna rağmen Girkê Legê’nin güneyinde yer alan kimi köylerde zeytin ağaçları yasaklı da olsa yetiştiriliyor.
Yine buradaki petrol ve gaz arama ve çıkarma çalışmaları kanunlara göre yapılmadığı için ciddi sağlık sorunları da baş göstermiş durumda. Bazı köylerde son yıllarda ciddi kanser vakaları oluşmuş vaziyette. Petrol çıkaran şirketler halkın sağlığını ve kanunları hiçe sayarak petrol çıkarmayı sürdürürken, devlet de Kürt bölgesi olduğu için çoğu zaman yaşananlara göz yumuyordu. Girkê Legê’de neredeyse devlet kurumu yok gibi. Su, elektrik dairesi, birkaç okul ve belediye dışında neredeyse tek bir devlet kurumu yok. Bu kurumlar da şu an itibariyle halkın elinde ve buradaki yönetim tamamen halkın eli ile sağlanıyor. 


Emîn: Biz zaten hazırlıklıydık
Kendisi yapılan seçimle iş başına gelen Girkê Legê Halk Meclisi Başkanı Evraz Mihemmed Emîn, Dêrika Hemko’da halkın yönetimi eline aldığı haberi gelince Girkê Legê’de de zaten az olan devlet dairelerine halkın hemen el koyduğunu belirtiyor. Yaklaşık bir sene önce oluşturulan komitelerin hemen devreye girdiğini ve kurumların talan edilmemesi için ilk olarak savunma güçlerinin üzerine düşen görevleri yerine getirdiğine işaret eden Emîn, yine temizlik ve sağlık komitelerinin de ilk günden itibaren görevlerini layıkıyla yerine getirmeye çalıştığını belirtiyor.
Emîn, ilk başlarda bazı Arap ailelerinin kargaşa çıkarmaya çalıştığını ve kavgaların yaşandığını belirterek, “Ancak bu sorunun büyümemesi için de daha önce oluşturduğumuz Sulh (Barış) Komitesi hemen devreye girerek sorunların büyümeden engellemesini sağladı. Yönetime el koyduğumuzda kent merkezinde zaten az olan asayişin tamamı çekilmek zorunda kaldı. Kent merkezinde Esad’e bağlı hiç asker ve güvenlik gücü yok iken, Rimêlan’a ise yığınak yapılmış durumda. Petrol bölgesi olması nedeniyle burada bulunan Araplar da tamamen silahlandırılmış durumda. Buradaki sivil ve askeri güçlerin toplamı ise bini buluyor. Bu bölge üzerine herkesin planı var. Bu nedenle Mexmûri diye adlandırılan kimi Araplar da burada silahlandırılmış durumda. Ancak buna rağmen Rimêlan’da bulunan devlet güçleri Halk Meclisi’nin izni olmadan dışarı çıkamıyor. Silahlı güçler Rimêlan’ın dışına çıkamıyor” ifadesinde bulundu.

Sınırı da merkezi de halk koruyor

Asayiş güçlerinin köylerde de kurulduğunu kaydeden Emîn, Türkiye sınırını oluşturan bölgelerin de YPG güçleri tarafından korunduğunu sınırdan kuş uçurtulmadığını dile getiriyor. Emîn, Girkê Legê’ye ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürüyor:
“Kentte gençler ve kadınlar önemli bir örgütlülük gücüne ulaşmış durumda. Burada millet kendi kurumlarını kendi imkanları ile oluşturdu. Mala Gel, Şehîd Nejbîr Kadın Eğitim ve Bilim Merkezi ve Kültür Sanat Merkezi gibi kurumlar halkın imkanları doğrultusunda oluşturulmuş durumda. Medreset-ül Şehîd Abdurrahman Tahir Şebli okulunun da ismi değiştirilerek Kürtçe eğitimin verileceği bir okula çevrilecek. Kasabada her gün aynı anda farklı komitelerde yer alan 200 kişi çalışma yürütüyor. Bu kentte birlik oluşturulmuş durumda. Yine Dêrezor ve Halep’ten yurttaşlar kaçıyor ve buraya yerleşiyor. Onların zorluk çekmemeleri için yer hazırlıklarımız devam ediyor. Şimdiye kadar yaklaşık 100 Arap aile bizim kasabamıza göç etmiş ve bunlardan 30’u bize başvurmuş diğerleri de yakınlarının yanına yerleşmiş. Daha önce ekonomik nedenlerle diğer kentlere göç eden yurttaşlarımız da kasabalarına geri dönmüş durumda.”
Tek bir caddesi bulunan Girkê Legê’de işler de yüzde 70 oranında azalmış vaziyette. Buna rağmen yönetimin halkın elinde olması nedeniyle bir memnuniyet söz konusu. Yurttaşlar ve esnaf bunu da fotoğraf makinesini görünce zafer işaretleri yaparak gösteriyor.

Araplar artık Kürtlere imreniyor

Girkê Legê’nin yaklaşık 10 kilometre kuzeyinde Arap köyleri var. Anlatılanlara göre bunlar ilk başlarda Özgür Suriye Ordusu bünyesinde örgütlenmek istemişler; ancak farklı aşiretlerden oluştukları ve talana dayalı bir duruma geldikleri için kısa sürede etkilerini yitirmişler. Burada yaşayan Arapların da Kürtlerin yönetim biçimini görünce Kürtlere yanaşmaya başladıkları belirtiliyor.
Meclis Başkanı Emîn’in en fazla muzdarip olduğu konuların başında ise kimi gençlerin topraklarını terk ederek Federal Kürdistan Bölgesi’ne gitmesi. Aslında bu sadece Emîn’in dert ettiği bir durum değil, hemen hemen konuştuğumuz herkes bu durumdan şikayetçi. Yurttaşlar, “Zor gününde toprağını terk eden gençlerin büyük bedellerle statü elde edildiğinde hangi yüzle topraklarına dönecekleri” sorusunu sık sık soruyor. Bu nedenle de Meclis, göçün olmaması için halk toplantıları gerçekleştiriyor ve uyarılarda bulunuyor. Ancak sınırlardan geri dönüşün olduğu de biliniyor. Federal Kürdistan Bölgesi’ne göç eden gençleri büyük bir bölümü aradıklarını bulamadıklarından mıdır başka nedenlerden midir bilinmez geri döndüğü görülüyor.

Latin alfabesi ile Kürtçe eğitim

Yine Meclis Başkanı Emîn, kasabalarında en önemli sorunun kültür sanat konusunda yaşanan eksikliklerin olduğunu ifade ediyor. Bunun aşılması için yoğun çalışmalar içine girdiklerini söyleyen Emîn, Kürtçe dil konusunda da Latin alfabesi ile eğitimlerin verilmeye başlandığını ve ilerleme kat ettiklerini belirtti. Kasabaya bağlı 54 köy bulunduğunu ve şu ana kadar bunların 40’ında meclislerini oluşturduklarını ifade eden Emîn, ayrıca ismi rejim tarafından Cewadiye diye değiştirilen Çilaxa Beldesi’nin de kasabalarına bağlı olduğunu ve burada da meclislerini oluşturduklarını ifade etti.

Karalar içinde 2 Kürt kadını!

Girkê Legê’de Meclis Başkanı’nın söz ettiği kurumları görmek için beraber evden ayrıldığımızda sokakta karalar içinde 2 Kürt kadınına rastlıyoruz. Hikayelerini bilmeden fotoğraflarını çekmek isteyince de yanımda bulunan yurttaş, “Bu iki kadın kardeştir. Önderlik (PKK lideri Abdullah Öcalan) Şam’da iken her iki kardeş de yanına giderek kendisi ile görüşmüş. Tutuklandığından beri de her iki kardeş karalar giyiyor. Kimse renkli bir kıyafet giydiklerini görmüş değil” diyor. İsimleri Esma Murad ve Eyhan Murad olan iki kardeş, daha sonra Kadın Merkezi’ne geçerek burada bekleyen kadınlarla bir araya geldi.


TIRBESIPÎ

Rejim tarafından 1965’de ismi El Qehtaniye olarak değiştirilen Tirbespî’nin ismini beyaz mezar taşlarından aldığı belirtilir. Yaklaşık 20 bin nüfusa sahip olan Tirbespî’ye bağlı 100 köy de Sancak ve Aliyan bölgeleri diye ayrılır. Nüfusun yüzde 75’i Kürt, yüzde 25’i de Arap ve Hıristiyanlardan oluşuyor. Ancak buraya yerleştirilen Araplar da Fırat Nehri üzerine kurulan barajdan dolayı evleri sular altında kaldığı gerekçesiyle Kürt topraklarına yerleştirilen Mexmûri diye adlandırılanlardan oluşuyor.

Çok sayıda kanser vakası görülüyor

Girkê Legê ve Qamişlo arasında bulunan Tirbespî de tıpkı Dêrika Hemko ve Girkê Legê gibi petrol yatağında yer alıyor. Bu kasabada yaklaşık 500 petrol kuyusu bulunuyor. Son 3-4 senede özellikle yabancı petrol şirketlerinin düzensiz bir şekilde petrol çıkarmaları, oksijen için ağaçlandırmanın yapılmaması ve toplum sağlığını ön planda tutmaması nedeniyle ciddi rahatsızlıklar baş göstermiş. Bu nedenle özellikle Halep ve Şam’daki hastanelerde bu kasabadan giden onlarca yurttaşın kanser teşhisi ile tedavi altına alındığı belirtiliyor.
Eskiden buğday deposu olan kasabanın topraklarında şimdilerde neredeyse hiç buğday ekilmiyor. Kasabaya bağlı Lêlan Köyü’nün de tarihi bir yer olduğu ve milattan önce 2000 yıllarına ait eserlerin bulunduğu belirtiliyor. Ancak bugüne kadar herhangi bir araştırma ve koruma altına alınmaması nedeniyle eser kaçakçılarının talanına uğradığı kaydediliyor.
Bu kasabada da yönetim tıpkı diğer Kürt yerleşim yerleri gibi aynı anda Kürtlerin eline geçmiş. Suriye’deki olayların başlaması ile artık açık açık çalışmaların yürütüldüğü Tirbespî’de zaten Kürt Dil Kurumu, Kadın Evi, Kültür Sanat Merkezi kurulmuş ve bu merkezlerde çalışmalar yürütülüyordu.
Neredeyse bütün köylerinde meclis ve komisyon çalışmalarının tamamlandığı Tirbespî’de Hıristiyan’lar da halk meclisinde yer alıyor. Ancak buradaki Arapların tamamı Mexmûri olduğu için Esed rejimini destekliyor. Bu nedenle de şu ana kadar meclis içerisinde yer almış değiller. Kasabada sadece rejimin 50 güvenlik görevlisi bulunuyor. Bunlar da bulundukları merkezden dışarı çıkamıyorlar. Zaten herhangi bir olay olduğunda da bu güçler hiçbir şekilde müdahale etmezken yapılan başvurularda da “Halk Evi’ne gidin şikayetinizi onlara bildirin” diyorlar. Tirbespî Halk Meclisi Başkanı Nureddin Şakir, yapılan oylama sonucu başkanlığa seçilirken, sağlık, eğitim, mahkeme, sosyal işler gibi konularda kurulan komisyonlar da görevlerini yürütüyor.  Yarın: Bajarê Evînê Qamişlo


ABDURRAHMAN GÖK