‘Arap Baharı’ denilen süreçte halklar neden bu kadar büyük kitle güçleri, kararlılıkları olmasına karşın “sükunete ve refaha” eremiyorlar? Bu konu üzerinde çok yönlü tartışmalar muhakkak ki yapılmalı ve yapılıyordur da ancak bu süreç üzerine düşünmek, dersler edinebilmek, mukayese etmek yararlı olacaktır.
Bakın pek çok Arap ülkesinde uzun süren, kitlece kalabalık eylemlerde kırk yıllık iktidarlar bile yıkıldı ama sonra kurulan hangi iktidar halk iktidarı oldu?
Halk iktidarı nasıl olur? İktidar ve halk birlikte olur mu? Yoksa bazı güçlerin kendi iktidarlarını kamuflajı için kullanılan bir kavram mıdır halk iktidarı? Öncelikli sorun buradadır.
Diğer bir sorun mücadele yürütülen eksenin yanlışlığındadır. Sorun iktidarda mı yoksa sistemde mi? Binlerce yıldır toplum başına akbabalar gibi üşüşmüş devletli sistem ekseninde yürütülecek bir iktidar ve sistem arayışı, burada yapılmak istenen mücadele ne kadar sonuç verir? İktidar savaşına girişilmesi, iktidarın değişmesi sorunu halleder mi? Bu geçen süreç çok net bir şekilde gösterdi ki hayır çare değildir. Hatta çare arayanlar için enerji kaybı, ümit kaybıdır.
Türkiye’de yaşanan sorunlara, Kürt siyasi hareketinin içinden geçtiği sürece bir de bu ülkelerin deneyimi çerçevesinden bakalım.
Evet, hukuki, “politik” mücadele de önemlidir. Ancak bunlar işin aslı değildir. Asıl olan toplumun doğasına aykırı iktidar ve iktidar kodlamalarından kurtulmuş bir sistem yaratabilmektir. Yani seçimler, milletvekillikleri, faiz, borsa bunlardan hiç birinin etkilemediği (normalde de etkilememesi gerektiği) bir yaşam. Olabilir mi?
Neden olmasın? Bahsedilen, günümüzde çokça propagandası yapılan kavramların kaçının ömrü beş yüz yılı geçer. Binlerce yıllık insanlık tarihinin en kanlı, kaos dolu yıllarını kim “toplumun, insanlığın kemale erdiği yıllar” olarak tanımlar ki?
Yani gerçekten farklı bir iktidar değil, iktidarsız bir dünya mümkündür. Farklı bir iktidarlı sistemin yine eski sisteme döneceğini bilmek önemlidir.
Bu konuda BDP, sivil toplum örgütleri ve Türkiye demokrasi güçlerinin seçim sürecinde bile olsak, asıl çalışmasının yeni bir yaşam sistemi inşa olması gerektiği önemlidir. Tümden sıfırlamak doğru değildir ancak ana doğrultuyu da doğru belirlemek hayati önemdedir.
Salt sistem içinde sistem araçlarıyla ve yöntemleriyle sistem güçlerine karşı mücadele yeterli değildir. Ne kadar güçlü olsa da Arap baharı örneğinde de görüldüğü gibi başa dönme ihtimali yüksektir.
Kitlesel gösterilerin, eylemlerin demokrasi mücadelesinde önemini yadsımıyorum. Yerinde, zamanında, örgütlü bir şekilde yapılan gösterilerin sistemle mücadelede önemi vardır. Ama bu demokrasiyi kurmanın temel yöntemi değildir.
Gösterilerle politikaya katılımda halkın, bireylerin aktif katılımı belli bir oranda sağlanmakla birlikte yeterli değildir. Demokrasinin kurumsallaşması, örgütlenmesi, süreklileşmesi halkın, bireylerin yaşamın her noktasında söz ve eylem sahibi, irade sahibi olmasını gerektirir. Aksi hali kitleleri, bireyleri “tatmin etme” ve bir anlamda oyalama durumunu aşmaz.
Bu yazıyı yazmamda son günlerde yaşanan belediye başkanlıkları, seçimlere dönük tartışmada çeşitli güçlerin gündeminin peşine takılmaları görmenin etkisi oldu.
Sözün kısası ne kadar komün kuruluyor, ne kadar kooperatif kuruluyor, ne kadar akademi kuruluyor, halkın devlete muhtaç olmadığı, devletsiz, kendi kendine yeterliliği esas aldığı bir sistem inşasının neresindeyiz?
Dört duvar arasında oturup basın açıklamaları yapmanın bir şey yaptım demek dışında ne faydası oluyor diye düşünmek şarttır. Geçen yıl buna benzer bir durumun yaşandığı günlerde zindanlardaki direnişçi yoldaşlar bu duruma dur diyebilmek için bedenlerini ölüme yatırmıştılar. Ve Kürt Halk Önderi kendi sorumluluklarınızı içeridekilerin üzerine atmayın demişti. Mevcut durumda ne kadar sorumluluklar omuzlanıyor, sahipleniliyor?
Özgürlük demokrasi isteniyorsa yapılması gerekenler kesinlikle mevcut durumu aşmalıdır. Eksendeki kaymayı, sapmayı düzeltmelidir. Eksen ve gündem birbirini etkiler. Mücadelede ikisi de önemlidir. Mevcut durumda demokratik siyasal yapılarda ciddi, devrimci öncülere ihtiyaç vardır. Böyle bir öncülük olmazsa gündem de eksen de düzelmez.
Gündemimiz belli olmalı.
Kürt Halk Önderi sürecin ismini beş ay önce belirledi;
DEMOKRATİK KURTULUŞ VE ÖZGÜR YAŞAMI İNŞA HAMLESİ
Gerisi…!!!
Eksen kayması