
El Anbar, coğrafik olarak Irak’ın en büyük eyaleti. Bu eyaletin başkenti Ramadi ve diğer önemli bir şehri olan Felluce, günlerdir El Kaide’nin kontrolü altında. Ordu ile silahlı gruplar arasında yer yer şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Peki, ne oldu ve nasıl oldu da olaylar bu aşamaya kadar gelebildi? Sorun gerçekten hükümetin politikaları mı, yoksa olayların arkasında gizli güçler ve planlar mı var?
Her şeyden önce El Anbar; Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan sınırında olan bir eyalettir. Sünni nüfusunun yoğun olduğu bir bölge olması itibariyle IŞİD gibi radikal İslam örgütleri açısından her yönüyle muazzam bir zemin teşkil etmektedir. Bu coğrafyanın böylesi bir jeopolitik konuma sahip olduğunu bilmek gerekir.
Diğer bir belirleyici husus ise, ülkede yaşayan Sünni gruplar, ülke yönetiminin dışında bırakıldıklarını düşündüklerinden uzun bir süreden beridir Bağdat hükümetine karşı tepkilidirler. Aslında çok da haksız sayılmazlar. Gerçekten de mevcut hükümetin yaklaşımları fazla kapsayıcı değildir. İşte bunun içindir ki bu kesimler, Maliki’nin mezhepçi davrandığını ve dolayısıyla ülkenin iç ve dış politikasında bu yaklaşımın etkili olduğunu savunuyorlar.
Bu noktada Maliki’yi suçlayan Sünni gruplar, geçen hafta Ramadi şehir merkezinde çadırlar açarak hükümeti protesto etmeye başladılar. Amaç, orayı ‘Tahrir’e çevirmekti. Çadırların bulunduğu alan kısa bir süre içerisinde büyük bir kampa dönüşünce, Bağdat hükümeti de ‘Bu örgütlenmenin arkasında El Kaide var’ gerekçesiyle müdahalede bulundu.
Bölgede etkin olan Sünni aşiretler, hükümetin bu müdahalesinden sonra rahatsızlıklarını daha da derinleştirdiler. Onları temsilen mecliste bulunan 44 vekil istifa ederek meclisi terk ettiler. Bu durum üzerine Maliki’nin kararıyla olaylarda parmağı olduğu belirtilen Ramadili bir vekil, zorla evinden alınarak gözaltına alındı. Bilindiği gibi bu ev operasyonunda vekilin korumaları ve bir de yeğeni yaşamını yitirmişti.
Bu aşamaya kadar cereyan eden olaylar incelendiğinde, yöredeki Sünni aşiretlerin El Kaide’nin Irak kolu olan IŞİD ile birlikte hareket ettiklerini rahatlıkla görebiliyoruz. Nitekim Ramadi ve Felluce’de hükümet güçlerine karşı birlikte çatışıyorlar. Dolayısıyla ortada planlı bir ayaklanma girişiminin olduğu çok açıktır.
Maliki hükümeti bu girişimi tasfiye etmede kararlı görünüyor, ancak yöntem konusunda çok ciddi sorunlar yaşadığı da ayrı bir gerçektir. Özellikle de siviller noktasında oldukça hassas davranması gerekirken, çoğu zaman düz ve kaba yaklaştığı görülmektedir. Sünniler zaten kendilerini dışlanmış ve yalnız hissediyorlar. Bu nokta gözetilmeden izlenecek her siyaset, kuşkusuz beraberinde çok ciddi toplumsal tepkiler getirecektir.
Ülkenin sosyal ve siyasal yapısını yakından bilen ve tanıyan deneyimli siyasetçi Allavi, bir ajansa verdiği demeçte hükümet için şu önerilerde bulunuyor:
Birincisi, Ramadi ve Felluce’deki askeri güçlerin tamamını geri çekmek.
İkincisi, hükümetin politikalarına karşı çıkmak için barışçıl gösteriler düzenleyen kesimlerle diyalog kurmak.
Üçüncüsü, sınır kontrolüne ağırlık vererek El Kaide militanlarının Suriye tarafından Irak’a sızmasını engellemek.
Elbette ki, Irak’ta yaşanan bu gelişmeleri Suriye’den bağımsız ele almak doğru değildir. Dikkat edilirse taraflar çok farklı değildir. IŞİD, Suriye ve özellikle de Rojava’da zorlanınca sınırın bu tarafına, yani El Anbar ve çevresine çekilmektedir. Burası sadece örgütün geri çekilme hattı olarak kullanılmıyor. Aynı zamanda üslenme, eğitim, lojistik ve cephane ihtiyaçlarını da buradan karşılamaktadırlar.
Olaya bu perspektiften bakıldığında şu sonuçlar karşımıza çıkmaktadır. Bir, bu olaylar sadece El Kaide ile sınırlı değildir. Arkasında Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün gibi devletler bulunmaktadır. İki, var olan çelişkilerin bilinçli olarak mezhepçi bir zemine taşırarak tüm Sünnilerin desteği alınmak isteniyor. Üç, örgüt, burada güç biriktirip yeniden Suriye’ye yönelmek istiyor. Dört, örgüt ve arkasındaki güçler, Suriye ve Rojava’da kaybettiklerini anladıkları noktada tüm güçleriyle Irak’a yönelmeyi planlamaktadırlar. Durum çok fazla iç açıcı olmasa da, umarım gelişmeler daha olumlu bir mecraya evrilir.