Tecride öfke duyanların bu kez de buluşma adresi Düsseldorf’tu. “7000 tutsak için 7000 insan” eyleminde kadınlar tülbentleriyle yer aldı. Alana öyle güçlü bir kızkardeşlik duygusu hakim ki...
EYLEM KAHRAMAN / HABER/İZLENİM
DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven öncülüğünde başlayan ve cezaevleri başta olmak üzere Türkiye, Kürdistan ve Avrupa’nın bir çok merkezinde devam eden açlık grevi ve ölüm orucu direnişleriyle dayanışma eylemleri Almanya’da büyüyerek devam ediyor.
Bu seferki merkezi eylem yeri Düsseldorf kentiydi. Almanya’daki Mezopotamyalı Toplumlar Konfederasyonu (KON-MED) ve Tecride Karşı Yaşam Platformu’nun birlikte “7000 tutsak için 7000 insan” şiarıyla organize ettiği insan zinciri eyleminde, Nord Rhein Westfalen Eyaleti’nden (NRW) gelenler Düsseldorf Merkez Tren İstasyonu, diğer eyaletlerden gelenlerse NRW Eyalet Parlamentosu önünde toplanıyor. Saat 10.00’da başlaması gereken eylem, uzak kentlerden gelen bazı otobüslerin gecikmesi nedeniyle bir saat geç başlıyor.
Tülbent bir sembol
Eylemde başını beyaz tülbentle örten annelerin çokluğu ve erkeklerin de boynuna beyaz tülbent bağlaması dikkat çekiyor. Beyaz tülbentler, Kürt halkı için barışı ve Türk devletinin her defasında saldırdığı Barış Anneleri’ni simgeliyor. Alana öyle güçlü bir kızkardeşlik duygusu hakim ki, bütün o beyaz tülbentli kadınların gözlerinden bunu okumak mümkün.
Eylemin başlama saatini beklerken bir köşede yere oturmuş bir anne görüyorum. Beyaz tülbenti Kürt ulusal renkleriyle oyalı. Elinde bir gül var. Başına Kesk-Sor-Zer el işi bir bant bağlamış. Boynunda da aynı renk bir ip sarkıyor. İsminin Hadit Tayrupe olduğunu öğreniyorum. Bielefeld’den gelmiş, Midyatlıymış. Ona beyaz tülbentini soruyorum. “Annelere yapılan zulmü lanetliyorum. Çocukları ölüme giden anneler ne yapsın? Onlar kıyameti koparsa haklarıdır. Kimsenin onlara bir şey demeye hakkı yok. Leyla Güven’in gözlerinden öpüyorum. O bizim onurumuzdur” diyor.
Bijî berxwedana zindanan
Zaman geçtikçe alan kalabalıklaşıyor. Gençler kendi söylediği stranlar eşliğinde coşkulu bir şekilde halay çekmeye başlıyor. Sonra slogan sesleri… Düsseldorf sokakları “Biji Berxwedana Zindanan!”, “Be Serok Jiyan Nabe!” sloganlarıyla inliyor.
Slogan atan gençleşiyor
“Oh be! İnsan slogan atınca gençleşiyor!” diyen yaşlı bir ses duyuyor ve ona doğru dönüyorum. Abdurrahman Bişkin, Hilden’den gelmiş. Amed Cezaevi’nde bir süre tutuklu kaldığını anlatıp açlık grevi eylemlerinin çok tarihi bir anlamı olduğunu ve tıpkı diğerleri gibi bu direnişin de mutlaka başarıya ulaşacağını söylüyor. Yanında adının Serhat Medeni Yıldız olduğunu öğrendiğim arkadaşı, “Açlık grevi direnişlerinin başarıya ulaşması için uluslararası kamuoyunu duyarlı kılmak zorundayız. Sivil toplum örgütlerini ayağa kaldırdığımızda daha erken sonuç alırız” diyor.
Biraz ilerde toplanmış bir grup genç görüyorum. Önce konuşmak istemiyorlar. Sonra içlerinden biri, “Türk devletinin yaptığı vicdansızlıktır. Bu, bizi mücadeleye daha çok bağlıyor. Bunu da bilsinler!” diye konuşuyor.
Gulê Koç’un yüzü umutla ışıldıyor

Strasbourg’da aylardır açlık grevi direnişinde olan KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç’un yoldaşı Gulê Koç’un yanına gidiyorum. Yüzü umutla ışıldıyor. Tüm doğallığı ve içten gelen bir samimiyetle “Direnişle gurur duyuyorum. Başkan Apo için ne yapsak azdır. Başaracağımıza kesinlikle inanıyorum. Mücadeleyi ne kadar yükseltirsek, o kadar hızlı başarırız” diye konuşuyor.
Biraz sonra alan “Herne Pêş!” marşıyla inliyor. Erbaneler ve davul zurna hiç susmuyor. “Be Serok Jiyan Nabe!” ve “Jin, Jiyan, Azadi!”sloganları bir kez daha güçlü bir şekilde yükseliyor.
Halime Arpa da beyaz tülbentli anne Wuppertal’den geldiğini söylüyor. Türk devletinin Barış Anneleri’ne yönelik şiddetini kınadığını belirterek, “Şu mübarek ayda annelerimize yaptıkları reva mıdır? Bir de oruç tutuyorlar. Allah kabul etmesin!” diyor.
Faşizm Türkiye’de de kalıcı olmayacak
Eylemde sürgünde olan HDP milletvekilleri de var. 2011-2017 yılları arasında üç dönem HDP Diyarbakır Milletvekili olarak görev yapan Nursel Aydoğan, “Dünyanın hiç bir ülkesinde faşizm kalıcı olmamıştır. Türkiye’de de olmayacaktır. AKP/MHP faşizmini gerilettik. Şimdi sıra faşizmi yıkmada. Beyaz tülbentli annelerin ve halklarımızın direnişiyle tecrit kırılacak ve faşizm yıkılacak” diyerek sözü 26’ncı dönem HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer’e bırakıyor. Hezer, düşüncelerini “Devletin özellikle son kırk yılda Kürtlere yaşattığı onca zulmün kinini taşımadan sokağa çıkan Barış Anneleri’ne saldırması hem korkuyu, hem sıkışmışlığı, hem de faşizmin geldiği aşamayı gösteriyor. Dolayısıyla annelerin direnişini tüm gücümüzle sahiplenmeliyiz” diyerek dile getiriyor.
Saldırıları kabul etmedik etmeyeceğiz
Frankfurt’tan eyleme katılan Gülnaz Yengin de sadece Kürtlerin değil, devrimci-demokratik tüm çevrelerin süreci sahiplenmesi gerektiğini söylüyor. “Kendisine insanım diyen herkes, ama herkes annelere yapılan saldırılara karşı çıkmalı. İnsanlık dışı saldırıları kabul etmiyoruz! Asla kabul etmeyeceğiz!” diye konuşuyor.
Eyleme katılan bir çok kadın gibi beyaz tülbentinin oyasında ve üstüne bağladığı bantta Kürt ulusal renklerini taşıyan Bahar Narman ise iki çocuğunun mücadelenin içinde olduğunu anlatıyor. Oğlu on sekiz, kızı yedi yıl önce Avrupa’dan katılmış. Çocuklarıyla gurur duyduğunu belirterek, “Barış olsun istiyorum. Erdoğan yola gelsin. Başkanımızın mesajı çok değerlidir. Uzanan eli tutsun, masaya yeniden otursunlar” diyerek barış çağrısı yapıyor.
Bir saat sonra 7000 kişinin oluşturduğu 7 kilometrelik insan zinciri orta yerde annelerin muhteşem zılgıtı eşliğinde birleşiyor. Düsseldorf sokakları tekrar “Be Serok Jiyan Nabe!”, “Bijî Berxwedana Zindanan!” sloganlarıyla doluyor. Slogan atan çocuklar herkesin ilgisini kendi üstüne çekiyor ve kadınlar hep bir ağızdan Kürtçe marşlar söylemeye başlıyor.
O anda polis saldırısı oluyor. Alman polisi, eylemdeki bir kadının elinde taşıdığı fotoğrafta (açlık grevi direnişçisinin fotoğraf çekinirken giyindiği eylem önlüğünün üstünde) Öcalan resmi olduğu gerekçesiyle saldırıyor. Polislerin Öcalan tahammülsüzlüğü insanları öyle öfkelendiriyor ki, “Bunlar da Türk polisini aratmıyor. Yeter ya artık! Ne istiyorsunuz?” diye bağırıyor sonunda beyaz tülbentli bir anne. Kitle, Alman polisinin tutumunu hep bir ağızdan “Yaşasın Öcalan!” sloganlarıyla protesto ediyor.
Polis başarılı olamadı!
Miting alanına girerken polisin hareketliliği iyice artıyor. Kameraları sürekli kayıt halinde. Gereksiz yere insanları durdurup kimlik kontrolünde bulunmaları tepki çekiyor. Eylemi boşa çıkarmak için elinden geleni yaptıkları halde, başarılı olamıyorlar.
“7000 tutsak için 7000 insan” şiarıyla organize edilen merkezi insan zinciri eylemi, NRW Eyalet Parlamentosu önünde çoğu beyaz tülbentli kadınlar olmak üzere, binlerce kişinin katıldığı muhteşem bir mitingle sloganlar eşliğinde sona eriyor.
[caption id="attachment_178337" align="aligncenter" width="1068"]
Yukarıdaki bütün fotoğraflar Eylem Kahraman'a aittir...[/caption]
Düsseldorf’ta insan zinciri
[caption id="attachment_178313" align="aligncenter" width="1068"]
Strasbourg açlık grevi eylemcisi Agit Ural'ın kızı da eylemdeydi... (Foto/Deniz Babir)[/caption]
PERVİN YERLİKAYA/DENİZ BABİR/DÜSSELDORF
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan ağırlaştırılmış tecridin kırılması amacıyla düzenlenen açlık grevi ve ölüm orucu direnişlerini sahiplenmek amacıyla Almanya’nın Düsseldorf kentinde Cumartesi günü insan zinciri eylemi düzenlendi.
Binlerce kişinin katıldığı eylem iki koldan yapıldı. Birinci kol Düsseldorf HBF önünden, ikinci kol ise Düsseldorf Eyalet Parlamentosu önünde buluştu.
[caption id="attachment_178325" align="aligncenter" width="1068"]
Foto/Dildar İbrahim[/caption]
Parlamento önünde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın poster ve afişlerinin izin alınmadığı gerekçesi ile açılmasına izin verilmeyen yürüyüşte Kürdistanlılar, açlık grevi ve ölüm orucu direnişinde olan tutsakların posterleri ile beyaz tülbentli anaların direnişini de sahiplenmek amacıyla beyaz tülbentleriyle insan zincirinde yer aldı.
Binlerce kişinin oluşturduğu iki kolun bir araya gelmesinden sonra ise eylemciler, NRW Parlamentosu önüne geçmek istedi. Eylemciler, açlık grevi direnişçilerinin fotoğraflarının üzerinde olduğu yeleklerde Öcalan fotoğrafları da bulunduğu gerekçesiyle polis tarafından engellendi. Eylemde bir Kürdistanlı kadın darp edilerek gözaltına alınmak istedi. İnsan zinciri esnasında polisin tüm müdahalesine rağmen elindeki dövizi indirmek istemeyen bir annenin göğsüne polis yumruk attı. Ayrıca genç bir kadın yere atılarak elleri arkasında bağlanarak darp edilmek istendi. Bu saldırılara karşı eylemciler direndi. Direnişin ardından gözaltına alınanlar bırakıldı.
Parlamento önünde miting
Parlamento önünde ise bir miting düzenlendi. Mitingde konuşan KON-MED Eşbaşkanı Tahir Köçer, “Eylemimiz boşa çıkartılmaya çalışıldı. 7 bin yoldaşımız açlık grevinde ve biz onlar için burada daha güçlü çığlık atacağız” dedi.
Tecride Karşı Yaşam Platformu’ndan Baki Selçuk ise, Güven’in 185 gündür direnişini sürdürdüğünü belirterek, şunları söyledi: “Bu büyük direnişi ve bu direnişi sahiplenen anneleri saygıyla selamlıyorum. Alman devleti demokratik hakkımızı kullanmamız için engellemeler yaptı ancak bunlar bizi yıldıramaz. Tecritin kırılması tüm halkların özgürlüğü ve kazanmasıdır.”
Jugen Bevegun temsilcisi ardında söz alan FED-MED’den Ayde Ekmezkılıç ise 7 bin kişinin sesini Düsseldorf sokaklarında inlettiklerini belirtti.
[caption id="attachment_178335" align="aligncenter" width="5184"]
Foto/M.Zahit Ekinci[/caption]
Sol Parti’nin Avrupa Parlamentosu Milletvekili adayı Murat Yılmaz da “Biz bütün tutuklu milletvekillerinin ve Sayın Öcalan’ın haksız yere tutuklu olduğunu biliyoruz. Bunlar bizim öncelikli gündemimiz olacaktır. Öcalan’ın özgürlüğünü tartışacağız” dedi.
Kürt siyasetçi Faysal Sarıyılız ise, 6 aydır Güven öncülüğünde direnen binlerin sadece ve sadece barış istediğini söyledi. Sarıyıldız, “Bugün önümüzde çok büyük bir fırsat var ve bu fırsatı değerlendirirsek özgür bir yaşam bizlerin olacaktır. Bugün eylem zamanı 24 saat ayakta olmalıyız. Annelerimize yapılan saldırıyı kabul etmiyoruz” dedi.
Polis, yürüyüşte olduğu gibi miting alanı ve eylemcilerin dağılması sırasında da provokasyon yapmak istedi.
Bütün saldırılara rağmen Eylemciler, ‘Bijî Serok Apo’, ‘Ich bin PKK’, ‘Liebe Öcalan’ sloganları ile eylemlerini sonlandırdı.
[caption id="attachment_178328" align="aligncenter" width="1068"]
Foto/Dildar İbrahim[/caption]
[caption id="attachment_178330" align="aligncenter" width="1068"]
Foto/Dildar İbrahim[/caption]
[caption id="attachment_178332" align="aligncenter" width="1068"]
Foto/M.Zahit Ekinci[/caption]
[caption id="attachment_178333" align="aligncenter" width="1068"]
Foto/M.Zahit Ekinci[/caption]