
Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde 1993-95 yılları arasında işlenen 52 faili meçhul cinayetle ilgili dava Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor. Dava kapsamında, ölüm sebebinin araştırılması ve DNA testinin yapılmasına karar verilen Ramazan Elçi'nin Cizre'deki mezarı, 2 Mart'ta açıldı. Mezardan çıkarılan kemikler, İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
Emir Albay Temizöz'den
Aralarında Kayseri eski Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ile Korucubaşı Kamil Atak'ın da bulunduğu 7 sanıklı davanın en önemli cinayetlerinden biri olan Ramazan Elçi cinayetinin emrini Temizöz'ün verdiği belirtilmişti. 1994 yılında Cizre'de Toros marka otomobille gelen silahlı kişilerce gözaltına alınan ve 3 gün sonra şakağından kurşunlanmış halde bulunan Elçi'nin kalp krizinden öldüğüne dair ölüm raporu düzenlenmişti.
Elçi cinayetine ilişkin tanık sıfatıyla dinlenen Hamit Onat, "Toros bakkalın önünde durdu. İki kişi indi. Ramazan Elçi'yi alıp götürdüler. Gelen kişiler silahlıydı" demişti. Elçi'nin kardeşi Nurettin Elçi de ağabeyinin JİTEM'ciler tarafından öldürüldüğünü belirtmişti.
Adliyede beklerken mezarda buldular
Elçi cinayetine ilişkin en önemli beyan ise müdafi avukat Tahir Elçi tarafından mahkemede şu sözlerle anlatılmıştı: "Ramazan Elçi'nin cesedi bulunduktan sonra, 3 gün boyunca hastanede bekletiliyor. Aile ise çocuklarının gözaltına alındığını ve adliyeye çıkarılacağını bildikleri için adliyede bekliyor. Aile adliyede beklerken otopsi işlemi tamamlanan ve 3 gündür bekletilen fakat sahibi çıkmayan cenaze kimsesizler mezarlığına gömülmek üzere belediyeye teslim ediliyor. Son anda durumu fark eden kardeşi önce hastaneye sonra da mezarlığa gidiyor. Defin edilecekken, tabutu açıyor ve ağabeyini teşhis ediyor. Savcı ve doktor ölen kişi ile ilgili kayıt yapmadığı için isimsiz defin ediliyor. Teşhisi yapan kardeşinin aklına savcılığa yeni bir teşhis tutanağı yaptırmak gelmiyor hemen taziyesini kuruyor. Bize göre zaten yeterince delil var. Bilimsel verilerle ortaya çıkarmaya çalışacağız. Kardeşinin aklına savcılığa yeni bir teşhis tutanağı hazırlatmak gelmediği için resmi olarak kayıtlarda bulunmuyor."
DİHA/AMED
Temel'in cenazesi savcıyı ilgilendirmedi
Kürt müziğinin efsanevi isimlerinden Ali Temel'in mezar yerinin tespiti için yapılan başvuru reddedildi. Savcılık, "Çatışmada ölü olarak ele geçen kişinin mezarını aramak gibi bir görevimiz yok" yanıtını verdi.
Diyarbakır Cezaevi vahşetini ezgileriyle anlatan, cezaevinde tahta ve çorap ipliğinden müzik aleti üretip türkü söyleyecek kadar sanata tutkulu olan Ali Temel'in cenazesi 18 yıldır ailesine verilmiyor. Kızıltepe Cumhuriyet Savcılığı tarafından 1996 yılında hazırlanan ölüm raporunda Temel'in 9 Temmuz 1994'te tarihinde "Asayiş kuvvetleri ile çatışma sonucu" öldüğü belirtiliyor. Mardin'de Gübre Mağraları'nda olduğu belirtilen cenazeyi almak için Temel ailesinin talebiyle İHD Diyarbakır Şube yöneticileri Av. Serdar Çelebi ve Rahşan Bataray Saman, Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Ali Temel'in "hangi tarih ve olayda öldüğünün yanı sıra nereye gömüldüğünün tespiti" talep edildi. Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı, şu yanıtı verdi: "Cumhuriyet Başsavcılığımız, çatışmada ölü olarak ele geçen kişinin mezarını aramak gibi bir görevinin bulunmadığını, bu kişinin öldüğünün müşteki veya ailesine bildirilmediğine dair soyut iddia dışında bir delilin bulunmadığı, kişinin ölümünün müşteki veya ailesine bildirilmemiş olsa bile bu durumda kamu görevlileri yönünden oluşacak olan ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunun, suç tarihi itibariyle 765 Sayılı (mülga) TCK 228. 230. ve 102/1 (4.bent) maddeleri gereği zaman aşımına uğramıştır."
Manevi işkence için delil lazım
Avukatların, "Görevi kötüye kullanan kamu görevlileri yüzünden gerek müvekkil gerekse de müvekkilin ailesi yıllar boyu acı çekmişlerdir" şeklindeki tespitini ise Cumhuriyet Savcısı Davut Yılmaz, "İşkence suçu yönünden ise, müşteki veya ailesinin, ölüm olayından dolayı manevi işkence çektiklerine dair bir delil bulunmadığını" belirterek, kovuşturmaya yer olmadığını savundu.