
MELİKE AYDIN/ŞÛJIN/DERSIM
Dersim’li Yemos, gençliğinden beri öğrenmek istediği cacım dokumayı belediyenin iki yıl önce açtığı kursta öğrendi. Hazır dokumalarda estetik ve ruh olmadığını söyleyen Yemos “kendi kültürümüzü geleceğe taşımalıyız” diyor.
DBP’li belediye döneminde açılan kursta kentin en eski kilim dokuma tekniklerini öğrenen Dersimli kadınlar, kayyum atanmasıyla birlikte kursu bıraktıklarını belirtiyor. Kursiyerlerden biri de Zekiye Akın’dı. Her ne kadar bu ismi taşısa da 1938’de katledilen teyzesi Yemos’un ismiyle sesleniyor.
‘Dokumak hep içimde kalmıştı’
Düzgün Bawa’ya yakın Dewa Qil köyünden merkeze taşınan Yemos, gençliğinden beri öğrenmek istediği cacım dokumayı belediyenin iki yıl önce açtığı kursta öğrendi. Köyde yatak, minderlerin altına sermek için üretilen cacımlardan çanta yapıp satan Yemos, “El emeği ile uzun sürede ortaya çıkmış ürünler bunlar. Benim bunları öğrenmeye fırsatım olmamıştı. Çocuk yaşta evlendirildim, çocuklarım oldu. Ama içimde hep kaldı cacım dokumak. Annemden kalan cacım yıllar sonra yırtılmıştı, çok üzülmüştüm. Kurs açılınca ilk ben gittim ama kayyım atandıktan sonra bıraktım. Tezgahlar da oraya ait zaten. Evde kalan ürünleri satıyorum şu an” diyor.
‘El emeği ile yapılan ürünlerin ruhu var’
Hazır dokumalarda estetik bir ruhun olmadığını söyleyen Yemos, “El emeğinizle yaptığınız her şeyin bir rengi ve ruhu vardır. Kursta genç kadınlar vardı ama onlara zor geldi. Oysa hepsi de çok yetenekliydi. Bu iş matematik gerektiriyor. Her ilmeği tek tek hesaplamak gerekiyor. Gerçekten de bunu icat eden kadınlar ne kadar zekiymiş. Keçi kılından yapağıdan ipleri önce eğiriyorlar, sonra kök boyasıyla boyuyorlar. En zoru da dokumak… Nasıl icat etmişler şaşırıyorum” ifadelerinde bulunuyor.
‘Kültürümüzü sürdürmeliyiz’
Yemos, genç kadınlara şu çağrıyı yapıyor, “Kadınlar kendi kültürünü sürdürmeli, kendi dilini konuşmalı. En önemlisi de kadınlar ayakları üzerinde durmayı öğrenmeli” diyerek, sözlerini noktalıyor.