Çoğunluğu Êzîdîler’den oluşan Şengal’e IŞİD barbarları saldırdığında, binlerce insanı çocuk, yaşlı, kadın demeden katlettiler, sayısı hala net olmayan yüzlerce kadını köle yapmak amacıyla kaçırdılar. İnsanı öfkeden deliye döndürecek gelişmeler bunlar. Saldırı karşısında binlerce insan da Şengal Dağı'na sığındı. IŞİD’in saldırısından kaçarak Şengal Dağı’na sığınan binlerce çocuktan biri, sarı saçlı küçük bir kız çocuğu ANF kameralarına anlatıyor: "Em tî bûn, birçî bûn, şev bû, ningê me ji me da ketin."
Yutkunarak anlattığı cümlelere tüm dünya şahit oldu bu küçük kız çocuğunun. Yutkunması korkusundan değil, açlık ve susuzluğun getirdiği biyolojik reflekslerdendi. Sonra bir başka Êzîdî Kürt erkek kaçarken annesini kaybettiğini söylüyor ve sabaha kadar annesini bulamadığını anlatıyordu gözyaşlarına boğularak. Şengal halkı bu trajedileri yaşarken, medyaya, katliamdan kurtulmuş bir halkın dramı yeteri kadar yansımadı. Bir halkın trajedisine bir dünya seyirci kaldı.
Eskiden savaşlar televizyonlardan izlenir, herkes en önemli bilgi edinme kaynağı olan televizyon başına kilitlenerek gelişmeleri takip etmeye çalışırdı. Günümüzde hala televizyonların yadsınamaz bir önemi olsa da, internetin günlük hayata bir tık uzaklığıyla girmesiyle beraber, enformasyon kaynakları ve şeklide büyük değişim gösterdi. Her ne kadar manipüle edilmeye müsait olsa da internet ve araçları vasıtası ile anlık görüntü ve bilgi akışı binlerce kilometre uzaklıktaki insanlara ulaşabiliyor ve insanlar mekansal zorunluluk olmadan gelişmeleri anı anına takip edebiliyor. İşte günlerdir bizde Şengal’de, Maxmur’da olan gelişmeleri anı anına, bu sayede takip edebildik. Tabii orada görev yapan muhabirlerin bunda payı büyük. Bir cesaret örneği gösteren ANF muhabirlerinin gazetecilik başarısını bir kez daha burada vurgulamak istiyorum. Ki onlardan biri de Maxmur’da çatışmanın tam orta yerinde, sırf insanlar gerçeği öğrenebilsin diye büyük çaba harcayan Deniz Fırat'tı. Deniz, kalbine isabet eden bir şarapnel parçasıyla Hakk’a yürüdü. Haberlerini büyük zorluklarla insanlara ulaştırmaya çalışan tüm Kürt basınının başı sağolsun.
Şengal ve Maxmur halkı bunları yaşarken Batı medyası ne yazıyordu diye merak edebilirsiniz? Anlatayım, genelde ABD’nin kahramanlıklarını. Şengal halkı katliamdan geçerken insani boyutta sessizliğini koruyan Batı ki buna Almanya’da dahil, ABD uçaklarının IŞİD’e karşı Irak’ı bombalamasının ardından silkelendi. Batı medyasının haberleri de genelde 'süper güç', 'fakirin dostu', 'mazlumun destekçisi' olarak lanse edilen ABD’nin pohpohlanması üzerineydi. Fransa gibi Almanya’da da Êzîdî halkının katliamı sonrası Irak politikaları üzerine beyin jimnastiği yapıldı.
SPD’li Dışişleri Bakanı Walter Steinmeier şimdiye kadar Irak'a yapılan yardımların 2.9 milyon Euro olduğunu, 1.5 milyon Euro yardım daha yapılacağını söyledi ve ABD’nin hava saldırısını desteklediklerini de belirtmeyi unutmadı.
Federal Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı CDU’lu Norbert Röttgen ise, Almanya’nın Irak politikası karşısındaki tutumunu revize etmesi gerektiğini savundu. Almanya’yı pasif davranmakla eleştirdi. Röttgen, Irak’a insani yardım yapılması gerektiğini de belirtti.
Almanya’da tartışılan bir diğer konu da IŞİD’e karşı savaşan Kürtlere silah desteğinin sağlanması. CDU'nun Dış Politika Uzmanı Karl-Georg Wellmann, Kürtlerin silahlandırılması önerisini getirdi. Bunu destekleyenler de oldu, fakat Röttgen bunu kesin bir dille reddetti. Röttgen, gerekçe olarak da Almanya’nın silah yardımında bulunmasının Silah Ticareti Yönetmeliği’nin ihlali anlamına geleceğini ve dahası bu yardımın çatışmanın çözümüne katkıda bulunmayacağını gösterdi. Ancak unutmamak gerekir ki Almanya aynı zamanda Suudi Arabistan, Katar gibi IŞİD’e açıktan destek veren ülkelere büyük oranda silah satışı gerçekleştirmiş bir ülke.
Almanya’yı tedirgin eden bir başka nokta da ülkesinden Suriye’ye giden cihatçılar. Anayasa Koruma Teşkilatı’nın verilerine göre, 2011’den bu yana 320 kişi cihat için Suriye’ye gitti ve bunlardan en az 100'ünün eylem için geri döneceği bilgisi var. Bunlardan çoğu da IŞİD saflarında savaşa katılanlar. Almanya kendi topraklarında böylesi bir tehdit istemiyor. Nitekim geçen hafta bir çok şehirde Êzîdî katliamı protestoları yapılırken, Herford şehrinde IŞİD’li bir grup Êzîdîlerin restorantına saldırmıştı. Bu durum Almanya’da rahatsızlık yarattı haliyle.
Êzîdî kurumlarının temsilcileri katliamdan bu yana insani yardım ve destek için hükümet yetkilileri ile görüşüyorlar. Umarım görüşmeleri sonuç verir...
’Em tî bûn, birçî bûn, şev bû, me bazda’
Almanya Gündemi