BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG

Strasbourg’da 55. gününe giren süresiz–dönüşümsüz açlık grevi eylemi, Kürt Özgürlük Hareketinin direniş tarihine onurlu bir sayfa daha ekledi. Eylemin arka planında örülen emek ise Kürt halkının özgürlüğe olan hasretinin, dayanışma şeklinde dışa vurumu adeta. Eylem yerinin temizliğinden, ziyaretçilerin karşılanmasına kadar her adımda gençler, eylemin tüm koordinasyonunu üstlenmiş durumdalar. 55 gündür büyük bir emekle dönüşümlü bir şekilde Strasbourg’da olan gençlerle konuştuk.

Tecridi direnerek kırdık

Gençlerden biri olan Rojhat Öncel aynı zamanda 2012’deki açlık grevi eylemcilerinden biri. 68 gün açlık grevinde kalan Rojhat anlatmaya başlıyor, biz de kayda geçiyoruz: “19 yaşındaydım. Başkan üzerinde bir tecrit vardı ve cezaevlerindeki siyasi tutsaklar olarak bu tecridi kabul etmediğimizi belirterek süresiz–dönüşümsüz açlık grevi eyleminde bulunmuştuk. 68 gün direnerek tecridi kirdik. Halkın yanı sıra aydınların, yazarların, solcuların, her kesimden insanın büyük bir desteği söz konusuydu. Leyla Güven öncülüğünde başlayan süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemlerine baktığımızda, halkımızın ortaya koyduğu eylemselliklerin yeterli olmadığını görmek mümkün.

Tecrit, Kürt halkına karşı yürütülen topyekûn savaşın ilk hamlesiydi. Eylem deneyimi olan biri olarak belirteyim, 50. günlerini geride bırakan bir eylem söz konusu. Özellikle Leyla Güven 90. günlerini asmış durumda. ‘Talepleri talebimizdir’, deyip bu duruma sessiz kalmamız kabul edilemez.” Bu konuda gençliğe büyük bir rol düştüğünü belirten Öncel, Kürt halkının direnişe geçme zamanı olduğunu sözlerine ekledi.

Şahitliğin onurunu yaşıyorum

Azad Bayındır da eylemin herkes için yapıldığını belirterek, var olan sessizliğin henüz kırılmamasının kendileri açısından sorgulama konusu olduğunu dile getirdi. Bayındır, “Eylemdeki arkadaşların zafere olan inancına gelip bakın.

Onların gözlerindeki özgür Kürdistan ruhunu gelip görü. Yılmayacaklarını, vazgeçmeyeceklerini göreceksiniz. Ama fiziki olarak eriyorlar. Onların ruhuna ateş taşıyacak biziz” dedi. 16 Şubat’ta Strasbourg’ta yapılacak eylemin önemine dikkat çeken Bayındır, artık top yekün harekete geçmenin zamanı olduğunu ifade etti.

Bir diğer genç olan Laşer Dersim de, emek boyutuyla yaptıklarının bir şey olmadığını, asıl emeği direnişçilerin verdiğini belirterek, eylemin herkesin taleplerini kapsadığını, herkes adına yapıldığını ifade etti. Tecriti kırmanın tüm yükünün eylemcilerin sırtına yüklenmemesi gerektiğini belirten Dersim, tüm gençliği öncülük rolünü oynamaya çağırdı.

 
 

Başarıya ulaştırmak elimizde

     

Eylem Koordinasyonu’nda en başından bu yana yer alan Şükran Sincar, Strasbourg’daki açlık grevi eylemcileriyle böyle bir tarihe ve direnişe şahitlik ettiği için onur duyduğunu dile getirdi.  Sincar, “Arka planda da bir emek var elbette. Ama verdiğimiz emeğin bu eylemin büyüklüğü karşısıda bir anlamı yoktur” diye konuştu. Sincar, çalışmaların bir kolektif ruh ve bilinçle yapıldığını belirtti.

Gelen herkesin eylemcilerden güç ve moral alarak döndüğünü belirten Sincar, günlük olarak ziyaretlerin 20 dakika ile sınırlandırıldığını sözlerine ekleyerek “Bu ruhu, bu direnişi yerinde görmek daha güçlü bir örgütlülük sağlıyor. Ziyaretçiler güç alarak ayrılıyor” dedi. “Bundan sonrası önemlidir” diyen Sincar şu çağrıda bulundu: “Bu eylemi görünür kılabilmek, amaçları ve eylemleri etrafında kenetlenerek başarıya ulaştırmak bizlere düşüyor. Halkımızın bulunduğu ülkelerde kamuoyu çalışmaları yürütecek süreci hazırlandırması gerekiyor.”