Hileli referandum ardından AKP-MHP faşizmi kurumsal düzeyde yerleşmeye çalışırken, tüm demokrasi güçlerinin kendi konumlarını gözden geçirip faşizm karşısında daha büyük bir moral güçle direnebilecek ve onu yıkacak bir örgütlülüğe kavuşmaları gerekiyor.

Demokrasi cephesinin en geniş ve etkili bileşenlerinden olan emek alanı, faşizmin doğrudan ve yoğun saldırılarına maruz kalmaktadır. Taşıdığı beyin gücü, entelektüel potansiyeli, öncülük rolü ve en önemlisi de kapitalizm karşısında emeğin üreticisi ve gerçek sahipleri oldukları için bu kadar saldırıya uğramaktadırlar. 

Tutuklananlar, işine son verilenler, sürgünlere gönderilenler, taşeron işçiliğine mahkûm edilenler, sürekli tehdit ve baskı altında tutulanlar; sayıp saymakla bitmeyecek faşizan saldırılara maruz kalanlar…

Ve elbette her saldırı bir direniş gerekçesi olmaktadır. Emekçiler ve emek örgütleri hiçbir saldırıya boyun bükmedi. Alternatif, demokratik sendikal örgütlenmelerin öncülüğünü yapmaya ve emeğin örgütlülüğünü korumaya devam etti.

Bugün gelinen aşamada topyekün faşizan saldırılara karşı, emek ve onun en başta gelen örgütlü gücü olan sendikalarda yeni bir direniş seferberliğini örgütlemek gerekiyor. Direnişin en büyüğü, örgütsel varlığını güçlendirmektir. Çünkü faşizm öncelikle bu örgütsel varlığa kastetmekte, tümüyle ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Yok edilmek istenen örgütsel varlık, yok edilmek istenen demokratik bilinç ve eylem gücüdür. Buna karşı:

l Öncelikle en geniş katılımlı birlik anlayışını oluşturmak için politik esnekliğin yaratıcı tarzda uygulanması ve bu yolda sonuç almak için sonuna dek ısrarlı olunması; toparlayıcı bir üslup ve anlayışla faşizme karşı demokratik emek birliğinin sağlanması,

l Moral ve cesaret değerlerinin öne çıkarılması; sendikal alanda faşizme karşı direnecek ve onu yıkacak; demokrasiyi zafere taşıyacak cesur bir program çerçevesinin belirlenmesi; 

l Dar, grupsal ve kişisel sınırlara takılıp kalmanın, kendini geriye çekmenin veya tüm örgütsel yapıya kendi anlayışını farz kılmanın faşizme hizmet edeceği bilinciyle örgütsel çıkarları her şeyin önüne koyacak bir akıl ve sorumlulukla hareket edilmesi,

l Eski ve deneyimli kadroların tüm yönetsel görev alanlarını doldurmak yerine eğitsel çalışmalar başta olmak üzere çeşitli komisyonlarda aktif şekilde rol üstlenmesi; görevlendirmelerde mutlaka yeni isimlerin de önünün açılması, 

l Emek bileşenlerinden ayrılma eğilimi gösterenlere karşı kazanımcı yaklaşılması, bilinçlendirme çalışmasının bire bir ele alınması,

l Memur-Sen vb iktidar endeksli yapılara katılmayı meşru göstermeye çalışan anlayışlarla mücadele edilmesi; bunun AKP-MHP’ye katılmaktan farksız olduğunun kavratılması ve son noktada gerektiğinde tutum alınması,

l Özlük hakları mücadelesinin bir tarafa atılmaması ama her şey yerine de konulmaması; işten atılanlar başta olmak üzere bu soruna kalıcı çözüm için toplumsal örgütlenmede yaygın olarak meclis ve komünal birimlerin geliştirilmesi, dayanışmanın kurumsal güvenceye alınması için somut proje ve görevlendirmelerin yapılması,

l Özgür akademi ve okulların, alternatif sağlık ve ekoloji kurumlaşmalarının ve her alanda meşru-fiili örgütlenmelerin adım adım geliştirilmesi; var olanların güçlendirilmesi, kapatılan ve dağıtılanların yeniden toparlanması; yenilerinin kuruluşunun planlanması,

l İttifak örgütlenmesinde ülke, bölge ve dünya çapında en geniş yelpazeye ulaşmak için özel bir davet, gezi ve görüşme programının yapılması,

l Bölgede odaklanan 3. Dünya Savaşı ve AKP-MHP’nin ülkeyi bu savaşa sürüklemiş olmasına karşı politik tutum belirlenmesi,

l HDP ve belediyelere karşı yürütülen saldırılara karşı tutum alınması,

l Zindanlardaki baskılara karşı tutum alınması,

l Emek alanının ajitasyon-propaganda ve eğitim boyutunun gözden geçirilerek sürece uygun hale getirilmesi, ayrıca emek çalışmalarının demokratik basın-yayında gerektiği kadar yer almasının sağlanması gibi öneriler ve daha da çoğaltılabilecek tartışma başlıklarıyla KESK başta olmak üzere emek alanının örgütlenmesinde yeni bir ruh yaratılabilir ve böylece sürece daha aktif şekilde yanıt olunabilir.

Emek örgütlenmesi demek faşizmin “sürü kitle” ve köle imalatına dur demektir!

Emek örgütlenmesi demek demokrasi kalesini toplumsal güç ve bilinçle korumak demektir!

Emek örgütlenmesi demek zulme, tutuklamalara, işten atılmalara, iş cinayetlerine, sürgünlere son demektir,

Emek örgütlenmesi demek çocukların, yaşlıların ve kadınların haklarının güvenceye alınması demektir,

Emek örgütlenmesi demek savaşa karşı barış, faşizme karşı demokrasi, sömürüye karşı hak, adalet, eşitlik ve özgürlük demektir…

Emek örgütlenmesi politik bir örgütlenmedir. Politikanın gerçek sahipleri de emeğin gerçek sahipleri olmalı; ülke ve halklarımızın geleceğine, kapitalizm ve onun gerici yapılanmaları değil emekçiler yön vermelidir. Emek verenlere selam ve başarı dileklerimizle!