Arkadaş, ezberindeki soğuk savaş narası “kahrolsun Amerikan emperyalizmi" haykırışının ılıman rehavetiyle, uykuya yatmıştı. Uyandığında, canı sıkıldıkça vakitsiz öten horoz misali ezberini tekrarlayarak, bir şey yapmış olmanın hazıyla mutlu olmuştu.
Her türlü işgalcilik olan emperyalizmi kahretmek solculuk, Marksizm ile Leninizmin damarını yakalamak demekti. O nedenle, tekmil Kemalistler solcu görünme pazarında sokaklara dökülüyor, Ankara ve İstanbul göklerinde “kahrol“ haykırışı yankılanıyordu.
Oysa, arkadaş uykudayken, emperyalizmin şah babası Britanya, Çin ve Hindistan’dan kovulmuş, Fransa Dien Bien Phu‘da Vietnamlı General Giap’a yenilmiş, Kara Afrikalı “Buana"lara (efendi) ayaklanmış, Mağrip dediğimiz Kuzey Afrika’da Fas, Tunus, Libya işgalcileri kovmuş, bölgemizde Fransa Suriye’den, Britanya da Irak’tan çekilmişti.
Dolayısıyla, Amerika kıtasının istilasından beri hüküm süren işgalcilerin zorbalığına dayalı emperyalizm şekil değiştirmiş, güler yüzlü tüccar, sanayici kılığına bürünmüştü.
Konuya kafa yoran bilim insanlarının deyimiyle, dünyada at koşturan süper büyük şirketler, öteki deyişle tekelci kapitalizm çağı başlamıştı.
Ama Kemalist arkadaş, uykuda kaldığı için Emperyalizmi işgalci çağda demirli kalmış sanıyordu. Ankara ve İstanbul sokaklarında, zorbaların kişiliğinde Amerika kahrediliyordu ve kalabalığın içinde Kürtler, en tutkulu protestoculardı.
Çünkü, herkesin acı çektiği emperyalizm kendinceydi. Kürtler çektikleriyle, onuru yaralı bir halktı. Ülkeleri, ülkelerinde hayat postalla, dipçik arasında şekilleniyordu. Dilleri, kimlikleri, kültürleri, köylerinin isimleri bile yasaklıydı.
O nedenle, “herkesin emperyalizmi kendine, bizimki de bize" diye düşünerek gösterilere katılan gençler, kelimelere bakmadan, hislerine yükledikleri kıyıcımın hıncı, öfkesiyle “kahrolsun emperyalizm" diye haykırıyorlardı.
Bu dövüşte, bazıları toprağa düştü. Bir kısmı, daha sonra başkaldıranların öncüsü olarak tarih sahnesine çıktı.
Öte yandan, değişim ve hızlı dönüşümler çağıydı. Ulusal kurtuluş hareketleri de bu deyimlerin zamanın ruhuna uymak için olağanüstü çaba içindeydiler. 800 yıllık bir mücadelenin yara izlerini bünyesinde ve ruhunda taşıyan İrlanda, İskoçya ve Avrupa kıtasındaki Bask hareketinin öncüleri, teknolojik gelişme ve her türlü değişim ile dönüşüme uyum sağlayarak kurtuluşa ulaştılar.
Zamanın getirdiklerini, silah olarak kullanarak...
Kürt hareketi de, zaman tünelinden geçerek, Rojava’da pek çok çevreyi şaşırtan değişimle başarıya koştu.
Türk devleti ise hala yerinde sayıyor, emperyalizme söve söve emperyalistçilik oynayarak, İslamo Faşist çetelerlerle sarmaş dolaş, komşu Irak ve Suriye’yi, dost ve kardeş diye yanaştığı Güney Kürdistan‘ı işgal etmek, öte yandan Katar’da, Somali ile Sudan’da emperyal koloniler kurmakla meşgul.
Ancak Türkler, çağ dışı emperyal sahada kendine yer arıyor ama, 1990’ların emperyalizmi de yok, artık. Çünkü, emperyalizm yeni kazan ufuklarına kanatlanmış, uçuyor. Uçak fabrikalar, baş döndüren şirketler yerine, hırsızların, dolandırıcı ve soyguncuların hazinesini saklamak daha karlı...
Bu işe de, kısaca "off-Shore" (of-şor) (kıyı) bankacılığı deniyor.
Bu kısaca, kendi ülkesini ele geçirmiş haydutlarla (diktatör), Mafya’nın bayıldığı bir sistem. Bunun karşısında, İsviçre bankacılığı bile demode artık.
Mesela Tunuslu Binali ülkesinden kaçarken, hazinesini de uçağa yüklemişti, ama Ukrayna devlet eski Başkanı Viktor Yanukoviç Rusya’ya gitmeden çok önce, çaldıkları off-shore’da bankacılıkta istiflenmişti bile.
Sistem basittir. Para, off-shore bankacılığa ulaştığı anda güven içindedir. Banka ile iş yapan şirketler ormanı yollarında kayıplara karışır, ama hırsız istediği anda elinin altında bulur. Bu kadar yani...
Emperyalizmin eski ana vatanı Britanya, kara alaverenin ana merkezlerinden biri olarak anılıyor.
Türklerin şöhretini bildiği, Man Adası, Cebeli Tarık, hatta Malta Britanya’nın egemenlik alanındadır.
Bahamalar, Singapur, Bermuda, Uruguay, Wirgin adaları, Kuzey Kıbrıs, Bahreyn de tanınmış off-shore bankacılığı merkezlerindendir.
Off-Shore’da para parayı kazanıyor. Saraylarda oturan hırsız memnun, Emperyal bankacılık daha memnun...
Soyulanlar mı onlara bakan kim!.. Türk ırkçılığı, doğuştan emperyalizmi kahretmekle meşgul. Emperyalizmi kahretmek için hain soğan avına çıkıyorlar, bir yandan da...