Koronavirüs tehdidi ile birlikte tartışmaların odağına oturan cezaevleri ile ilgili ortak açıklama yapan 33 baro, yasal düzenleme çağrısı yaparak, salgın hastalık süresince infaza ara verilmesi veya cezanın evde infazı gibi tedbirlere başvurulmasını istedi.

Salgının Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da da yayılmasıyla birlikte zaten kapasitesinin 60 bin üzerinde ve binlercesi hasta 300 bin tutsağın bulunduğu Türk cezaevlerindeki duruma dikkat çekilmesine rağmen Türk hükümeti, görüşleri ertelemek ve telefonla görüşme haklarına ek yapmak dışında bir adım atmadı. Hükümetin bu duyarsızlığına karşı açıklama yapan 33 baro, gerekli adımların atılmasını istedi.

Aralarında Adana Barosu, Adıyaman Barosu, Ağrı Barosu, Amasya Barosu, Ankara Barosu, Artvin Barosu, Batman Barosu, Bolu Barosu, Bursa Barosu, Bitlis Barosu, Bingöl Barosu, Diyarbakır Barosu, Düzce Barosu, Hakkari Barosu, Hatay Barosu, Gaziantep Barosu, Gümüşhane-Bayburt Barosu, İstanbul Barosu, İzmir Barosu, Kocaeli Barosu, Manisa Barosu, Mardin Barosu, Mersin Barosu, Muş Barosu, Ordu Barosu, Osmaniye Barosu, Siirt Barosu, Şanlıurfa Barosu, Şırnak Barosu, Tunceli Barosu, Tekirdağ Barosu, Van Barosu ve Yalova Barosu’nun bulunduğu 33 baronun yaptığı açıklamanın bazı bölümleri şöyle:

Görüş yasağı tedbir değil

”Türkiye cezaevlerinde sayısı 300 bini bulan mahpuslar, risk grubunun başında gelmektedir. Mahpusların dış dünya ile tek iletişim yolu olan avukat ve yakınlarıyla görüş ve ziyaret haklarının kısıtlanması ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin tam olarak sağlandığını söylemek güçtür. Bu, amaca uygun bir tedbir değildir. Kaldı ki virüs sadece mahpus yakınları tarafından değil, infaz koruma personeli ve diğer güvenlik personeli tarafından da cezaevine taşınabilecektir.

Hijyen yok, sağlık hakkı da

Türkiye cezaevlerinde koğuş ve hücre bazında kapasitelerinin çok üstünde mahpus tutulduğu, koğuşların ve ortak kullanım alanlarının havasız ve hijyenden yoksun olduğu; sıcak su, temizlik ürünleri ile diğer dezenfektanlara erişimin çok kısıtlı, kapsamlı bir sağlık hizmetine erişimin ise neredeyse imkansız olduğu bilinmektedir. Cezaevi komisyonlarımızca hazırlanan raporlarda sıkça belirtildiği üzere birçok cezaevinde mahpusların bir sağlık kuruluşuna sevkleri bazen ayları bulduğu yönünde çokça tespitte bulunulmuştur. Cezaevlerinde binlerce hasta, yaşlı, kadın ve çocuğun bulunduğu göz önüne alındığında ne denli büyük bir risk ile karşı karşıya olduğumuz daha net anlaşılacaktır.

Acil ve kapsamlı tedbirler

Cezaevleri boyutuyla bu salgın ile etkili mücadele etmek ve olası yaşamsal riskleri minimize etmek için çok acil ve kapsamlı tedbirler alınmalı, çözümler üretilmelidir. Bu kapsamda alınacak tedbir ve çözümlerin bir kısmı yasal düzenlemeler gerektirse bile, herhangi bir yasal düzenlemeyi gerektirmeyen çözümlerin bulunduğunu da kamuoyunun ve karar vericilerin dikkatine sunmak istiyoruz:

  • Cezaevlerinde, düşünce ve ifade hürriyetlerini kullandıkları gerekçesi ile tutuklanan ve halen tutuklu bulunan azımsanmayacak sayıda siyasetçi, belediye başkanı, aydın, gazeteci, avukat, öğrenci bulunduğu; bunlardan bir kısmının yaş ve hastalık sebebiyle korona virüsünün ölümcül risk grubunda olduğu bir gerçektir.
  • Tek tek isimlerini sayamayacağımız hasta, yaşlı, hamile veya çocuklu kadın tutuklular, acil bir çözüm bulunmaması halinde telafisi imkansız yaşamsal risklerle karşılaşacaktır.
  • Sağlık ve yaşam hakkına üstünlük tanınarak tahliye edilmeleri; ev hapsi ve benzeri adli kontrol hükümlerinin yaygınlaştırılarak varsa tutuklamadan elde edilebilecek kamusal faydanın bu suretle temini elzemdir.
  • Tutuklular ile ilgili bu çözüm ve tedbirin herhangi bir yasal düzenlemeyi gerektirmediğini, talep veya resen tutukluluk incelemesi ile bunun mümkün kılınabileceğini önemle vurgulamak isteriz.
  • Risk grubunda bulunan yaşlı, hasta, kadın ve çocuk hükümlüler yönünden ise ceza infaz kanunundaki ‘infaza ara verme’ ve ‘özel infaz usulleri’ konusunda bir kısım değişiklikler yapılarak veya ek hükümler konularak acil çözümler bulunmalıdır.  Bu düzenleme yapılıncaya kadar salgın hastalık süresince infaza ara verilmesi veya cezanın evde infazı gibi tedbirlere başvurulması ile hükümlülerin sağlığa erişim hakkının temini ve dolayısıyla yaşam hakkının korunmasının sağlanması gerekmektedir.
  • Yine Ceza İnfaz kurumlarında çalışan tüm personellerin de salgına karşı genel sağlık durumlarının korunmasına yönelik tedbirler alınmalı, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
 

AMED

 
 

Afyon Cezaevi’nde askeri kışla düzeni

Afyon E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, ‘askeri kışla’ uygulamalarının devreye konulduğunu belirterek, gardiyanların içtima ve ırkçı marşların okunmasını dayattığını aktardı.

Tutsaklar, aileleri aracılığıyla maruz kaldıkları hak ihlallerini aktardı. Hak ihlallerinin her geçen gün arttığını belirterek, koğuşların arama adı altında basıldığı ve ayakta sayım dayatıldığı belirten tutsaklar, ‘askeri kışla’ uygulamalarının devreye konulduğunu aktardı. Tutsaklar, gardiyanların içtima ve ırkçı marşların okunmasını dayattığını keydetti.

Uygulamaların işkenceye dönüştüğünü ifade eden tutsaklar, maruz kaldıkları uygulamalarla ilgili Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER), Adalet Bakanlığı ve Cumhuriyet Savcılığı’na verdikleri dilekçelerin de cezaevi yönetimi tarafından iletilmediğini, resmi makamlara gönderilen taahhütlü mektupların dahi gönderilmediğini söyledi.