Bir meselle açayım yazıyı…                 

Enuşirevan’ın Sarayında üç hâkim toplanır. Yunanlı filozof, Hindistanlı hâkim ve Enuşirevan’ın veziri Bozorgmehr…

En güç şeyin ne olduğudur tartışılan…
Yunanlı filozof: Dünyada en zor şey şunlardır: İhtiyarlık, gevşeklik-aciz, yoksulluk ve parasızlık, der.
Hintli âlim, “Bence hasta vücutla, çok keder….”
Bozorgmehr ise şu karşılığı verir: İyi bir iş görmeden ecelin yaklaşmasıdır.
Bozorgmehr’in karşılığı, diğer hâkimlerin de tasdikine mazhar olur…
***
En zor şey nedir sorusu herkese göre karşılığı olan bir soru… Bu vesileyle kendinize de bi soruverin, “en zor şey” nedir sizce?
Size savaştan söz etmeyeceğim… Şiddetin dilinin yeniden bileylendiği zamanların dili içeri kaçmış… O nedenle bu dejavu durumdan sakınıyorum kelimelerimi… Ama ileride illa ki…
Ben daha içerden, 1450 yıldır süren ve sadece galibi olan bir savaştan söz edeceğim: Küçük kızlarımızı ve oğullarımızı beceren bir zihniyetin, beyinde, kalpte açtığı derin ve sarsıcı yaradan… Ve kutsallığın, dokunulmazlığın 1450 yıllık zırhı altında sessiz iç çekişlerle başlamadan biten hikâyeleri var bazı çocukların, o hikâyeleri değil ama ana fikrinden söz edeyim…
Dilimiz uzasa “oğlancılığı, çocuk gelinleri” konuşalım ısrarla… Bu memleketin bir gizli gulamperest yanı olduğu, şarkıda, divanda, sazda aşikârımız ne de olsa…Hiçbir dua affına sebep olmaz bu tuhaf intikamın…
Ama tek bir sonuca bağlayabiliriz: Ganimet!!!
En zor sorulardan biri, ganimet nedir, kimdir ve niyedir, nedendir, bana göre… El kadar sabileri satmak isteyen bir ana babayla aynı dili konuşup, aynı coğrafyada yaşıyor olmanın utancı beni boğuyor. Şarkımıza, şiirimize dadanan “oğlancı”lığı kutsayan anlayışa saygı göstermek, insanlığımı aşıyor… Bu anlamak istemiyor aklım, başka bir yerde takılıp kalıyor…
Evlenememiş, ya da evlenmiş ayrılmış…
Ya da çocuğu olmamış yaşlı başlı adamın, bir çocukla neşelendireceği yuva anlayışı yine bir kız çocuğunun ırzına geçmekle mümkün…
En zor soru, bu babanın bir kız çocuğundan sahip olduğu kız çocuğuna hangi gözle bakacağıdır? Ama yanıtı yine gazetelerde: Pedofili, ensest olayları her gün bir kentten düşüyor önümüze…
Dedesi yaşındaki bir adamın “can suyu” bu çocukların mutsuzlukları üzerine inşa edilen soy sop üresini hikâyesi, mantığın esaslı iğdişine muhtaçtır.
En zor soru tam da buralarda bir yerde…
Ama yanıtı budur işte:
Bu kadar günahtan sonra af dilemek için kutsal kitaplar devrildiğinde, ecelin elinin iki yakada bekliyor olduğudur…