Sergiye gelen izleyicilerin gözlerindeki ışıltı, hayret ve şaşkınlık görülmeye değerdi. İzleyicilerin ortak fikri; "Antalya ilk defa böyle bir sergi görüyor. Şimdiye kadar neredeydiniz?”

Yaratının en güzel dallarından resim sanatına gönül vermiş bir ustanın Antalya’da açtığı resim sergisi yaşadığımız kaos çağına başkaldırı gibiydi. Eserlerinde Kürt sorunu, kadının ruhsal gel-gitleri, Ortadoğu'nun dramı ve çevre sorununu güçlü imgeleriyle resme yansıtıyor Bağdaş.
Tablolarını nasıl anlatacağımı gerçekten bilemiyorum. Her bir tablosunun önünde saatlerce kalabilirsiniz. Çünkü güçlü bir tema sizi resmen kilitliyor tablonun önüne. Bir tablonun içinde sizi bekleyen; tarih, mitoloji, meseller içinde donup kalabilirsiniz.
Ressam Bağdaş, köklerine bağlılığını, nereden gelip nereye gittiğini asla unutmayan oldukça mütevazı bir insan. Renkleriyle Doğu’dan Batı’ya köprü kuruyor ve resimleriyle barışa giden yolun sanattan geçtiğini vurguluyor. Son yıllarda edebiyat ve sinema alanında olduğu gibi resim sanatında da Kürt sanatçıların sanatseverlerle buluşması Kürt kültürüne önemli katkılar sağlıyor.
Tablolarında "Endişe Çağı”nda yaşayan insanın bölünmüş ruhunun anatomisine renklerle can veriyor. Kendini, insan ve doğa arasında bir arabulucu olarak görüyor. Bunu yapmasının amacı ise endişe çağındaki bölünmüş ruhlara doğayı yeniden hatırlatma gereğidir.
Çünkü o doğanın, ruhunun sessiz şiiri olduğunu biliyor ve bize o sessiz şiiri renklerle ve fırça izleriyle yeniden hatırlatıyor. Bize kendimizi unutturan şeyin aslında bu sessiz şiiri unuttuğumuz için olduğunu ve yaratılan kaos karşısında parçalandığımızı, yarattığımız nesnelerin kölesi olduğumuzu hatırlatıyor.
Bunun için;
Bağdaşın resmi, ırk, dil ve din farkı gözetmeyen evrenselliği yakalamış bir resimdir. Onun renkleri konuşuyor ete kemiğe bürünmüş şiir okuyor, şarkı söylüyor, kadının kabuğunu kırmaya çalıştığı tablosundan duyduğum ses kulağımda çınlıyor, savaş ve şiddeti resmettiği tablosu, Apê Musa’nın o vakur duruşunu resmettiği portresi ve doğayla aramıza koyduğumuz mesafeleri renklerle haykırıyor.
Eserlerini dünyanın pek çok ülkesinde sanatseverlerin beğenisine sunmanın gururunu yaşamış bir sanatçı. Sanırım bir sanatçı içinde en büyük başarı, kendi ülkesinin sınırlarını aşmak her dildeki ve her ulustaki insana kendini hatırlatmak ve onların parçalanmışlığını birleştirmek için o insanları yeniden doğaya çağırmak ve doğanın barış sesine kulak vermelerini sağlamaktır.
Çağımızın yabancılaşma aygıtları karşısında düşkünleşen insanı elinden tutup ona içindeki renkleri hatırlatıyor. Bu durum kişilerin ve özellikle sanatçıların tek sorumluluğudur. Bugün yaşadığımız her türlü sorunun temelinde de sanırım bu sorumluluk duygusunun eksikliği yatıyor.
Sayın Bağdaş,
Bu sorumluluğu bize renkleri ile yeniden hatırlattığı için ona teşekkür ederken resimlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiğine inanıyorum.

CENNET BİLEK