“Tek yönlü uyguladığımız entegre bir stratejimiz var devlet olarak. Sınır ötesi operasyonlardan, KCK operasyonlarına hepsi koordinasyon içinde, tartışılmış, kararlaştırılmış, planlanmış ve yürütülmektedir.”
Roboski katliamı bu entegre stratejinin son uygulamasıdır. Bu stratejinin kışkırtıcısı, destekçisi olan medya taburuna bakarsak, hepsinin utangaçça da olsa katliamı desteklediğini ve üstünü örtmeye çalıştığını görüyoruz. Hatta içlerinde suçu PKK’ye yıkmaya çalışan alçaklar bile var. Aylardır kendilerinden geçerek Sri Lanka senaryoları yazanların ve kan banyosu isteyenlerin başka bir şey yapması beklenir mi?
Genelkurmay ve hükümet kaynakları, durum ortaya çıkınca savunma olarak “Orası PKK’lilerin geçtiği yerdi, gurubu PKK’li zannettik, bombaladık” diyorlar.
Şimdiye kadar acaba kaç sivil PKK’li zannedilerek katledildi? Ya da Güçlükonak katliamındaki gibi bilerek katledilip bu alçak savaş medyası aracılığıyla PKK’nin üstüne atıldı?
Katledilenler sivil değil de PKK’li gerillalar olsaydı katliam mazur mu görülecekti?
O zaman katillere ödül mü verilecekti? Kürdistan halkı yıllardır “PKK halktır, halk burada” diye haykırmıyor mu?
AKP ve devleti, Beşir Atalay’ın dediği gibi “entegre bir strateji” gereği el birliğiyle dört başı mamur bir katliam yapmışlardır. Döktükleri kanla ne kadar övünseler haklıdırlar. Ama döktükleri kanın hesabını vermekten kurtulamayacaklarını da unutmamak şartıyla...
AKP ve devleti demokratik-barışçı çözüm yerine inkar-imha yoluna girerek Sri Lanka modelini örnek aldılar. Bu nedenledir ki her türlü katliamı yapmaya hazırdırlar. Yeter ki güçleri yetsin. Bu nedenle hiç bir bahanenin arkasına saklanamazlar, suçu bir kişiye ya da bazı kişilere atıp sorumluluktan ve hesap vermekten kurtulamazlar.
AKP, böylesine acımasız-hukuk dışı katliamlarla halkı yıldırmak, halk ile PKK’yi ayırmak ve hepsini parça parça edip bitirmek istiyor. Bu nedenle Dersim için göstermelik özür şovları yaparken, Botan’da her gün ÖLDÜR diyerek Dersim’den daha kanlı katliamlara hazırlanıyor. Hukukun genel kuralı “Bir tek masum cezalandırılacağına yüz suçlu serbest kalsın”dır. AKP faşizmi bunu da tersine çevirdi ve “Bir tek suçlu serbest kalacağına yüz masum öldürülsün” diyor.
“Entegre strateji” gereği Kürt halkını ve Kürt halkının özgürlüğünden yana olan herkesi susturma-sindirme operasyonları bunun için yapılıyor. Erdoğan’ın açık fırçasıyla medyaya ince ayar yapıldıktan sonra özgür medya kurumlarına yönelik yapılan operasyonun amacı da bu katliamları örtbas etmektir. AKP faşizmi ve destekçileri katliamlarını gizlemek ve kendi savaş medyalarıyla halkı kandırabilmek için öncelikle özgür medyayı ve tüm muhalifleri susturmak derdine düşmüştür. Böylece halkı sindirip her türlü zulme, katliamlara alıştırmaya ve yeni soykırımlara hazırlanmaktadır.
Bu şartlarda hala yeni anayasadan söz etmek için ya çok büyük bir soytarı ya da azgın bir ırkçı-faşist olmak gerekir. Çünkü onların eski anayasaları da yeni anayasaları da kan-katliam ve soykırımcılıktır. Kana ve katliama son verip konuşma-tartışma-diyalog olmadan hiç bir yeni yasa-anayasa yapılamaz.
AKP, iktidarının ilk dokuz yılını askeri vesayet bahanelerine sığınarak geçirdi. Çıraklık-kalfalık dediği bu dönemden sonra ustalık dediği onuncu yılında askerlerle de anlaşıp tam bir sivil faşist vesayet rejimi kurmaya çalışıyor. Bu amaçla her türlü hukuk dışı yolla saldırıyor. Halkın direnişi bu saldırıları püskürtecek ve AKP faşist çetesi girdiği hukuk dışı yollarda boğulacaktır. Halklar kendi geleceklerine kendileri karar vereceklerdir. İnanmayan tarihe ve yakın çevremizde olup bitenlere baksın. Kendi “toprağını” ve kendi “vatandaşını“ bombalayan diktatörlerin hazin sonundan ibret alsın. Onu da beceremiyorsa kendi hazin sonuna hazırlansın.
Roboski katliamında yaşamını yitiren tüm insanlarımızın ailelerine, halklarımıza sabır ve başsağlığı dileyerek acılarını paylaşıyorum. “Entegre katiller”i nefretle kınıyorum.