İki örgüt hem Wan’a depremden hemen sonra yardım elemanı gönderdi, hem de Almanya’dan yardım ulaştırmaya çalışıyor. Caritas’ın basın sorumlusu Stefan Günter ve Diakoni’den Rainer Lang, gazetemize çalışmaları hakkında bilgilendirmede bulundu.

Sayın Günter, deprem bölgesinde çalışan kaç elemanınız var?

Bu çalışmalarda sadece kendi elemanlarımız da yetmiyor. Onun için yerelde ihtiyaca göre çalışacak eleman alıyoruz. Bu elemanlar, ‘Support To Live’ organizasyonunun Wan’da oluşturduğu merkezde çalışmalarını yürütüyorlar. Çalışanların sayısı, yer ve ihtiyaca göre şu anda çift rakamlı düzeyde. Temel olarak Caritas ve Diakoni Enternasyonal’in çalışmaları şöyle oluyor: Biz, her zaman lokal organizasyonlarla, yerinde çalışıyor, ihtiyaca göre eleman çalıştırıp-yardım ediyoruz. Tabii ihtiyaca göre finansiyel ve yardımcı olunabilecek gereçlerle. Caritas enternasyonal, affet bölgelerine çalışan eleman göndermeyip, orada birlikte çalıştığı Türkiyeli ortaklarının iyi çalışmasına güveniyor.
   
Yardıma muhtaç insanlara nerede ve nasıl yardım ediyorsunuz?

Dikkatimizi daha çok kırsal alanda oturanlara vermek istiyoruz. Çünkü, o tür yerlerde halen gerekli ihtiyaçların karşılanması için yeterli çalışma ve yardım yapılmadı. Biz oralara yiyecek, ilaç ve çadır yardımı sağlıyoruz. Bunun yanında bataniye, kap-kacak ve soğuktan koruyacak şeyler. Çünkü bu soğuk iklimde, bu tür şeylere ihtiyaç çok büyük ve acil. Biz  imkanlar el verdiğince, malzemeleri lokal yerlerde satın almaya çalışıyoruz. Ama lokal olarak maalesef şu anda deprem bölgesinde gereken yardım malzemesi, çadır, battaniye veya kış giyecekleri mağazalarda hiç kalmadığı için, beraber çalıştığımız örgütler, bu gerekli malzemeleri Türkiye’nin başka bölgelerinde satın almak zorunda kalıyorlar.


Oradaki son durum nasıl görüyorsunuz ve çalışmalarınız daha ne kadar devam edecek?
En büyük zorluk, kışın gelmesi. Çünkü soğuklar, deprem mağdurlarını çok zor durumda bırakıyor. Onun için şu anda, gaz sobası yardımı çalışmalarımız da sürüyor. Ama bütün bunların yanında yüzde 60 dolayında yolların tahrip olması, okulların ve ilk yardım yerleri olarak kullanılabilecek yerlerin yıkılmış olması da, durumu daha vahim hale getiriyor. Tabii en çok zorlandığımız bir konu da, depremde yıkılan bazı köylere hiç yolun gitmemesi. Biz orada yeniden yapılanma sürecine de yardım etmeyi planlıyoruz. Onun için, bu kış ve gelecek sene de deprem bölgesinde olacağız.

Sayın Lang, Diakoni olarak, Sayın Günter’in söylediklerine neler eklemek istersiniz?
Biz Diakoni ve Caritas olarak, oradaki örgütlerimizle birlikte çalışmalarımızı tamamen bağımsız yürütüyoruz. Birlikte yürüttüğümüz bağış kampanyası da var. Bu kampanya devam edecek. Ama şimdiye kadar oradaki çalışan sorumlu çalışanlarımıza depremzedelere yerinde yardım edebilmek için, 100 bin Euro gönderdik. İlerde 50 bin Euro daha göndermeyi hedefliyoruz. Ama bu miktar toplayacağımız bağışlara bağlı. Bunun yanında devletten de yardım almak için müraacat ettik. Devletin bize para yardımında bulunup bulunmayacağını daha bilmiyoruz. Çünkü, bu tür işlemler uzun zamana yayılıyor. Oradan da alacağımız miktarı da depremzedelere ihtiyaçlar doğrultusunda ulaştıracağız. Biz, tabii ki evleri yıkılanlara ev yaptırmayı da planlıyoruz. Ama, bütün bunları bağımsız olarak, oradaki personellerimiz vasıtasıyla yapacağız.

Peki çalışmaları kontrol edebiliyor musunuz?

Orada bizimle çalışan örgüt ve elemanlarımız, bize sürekli yazılı ve sözlü rapor veriyorlar. Kime, nasıl, nerede, nasıl yardım yapıldığını veya yapılması gerektiğine dair birlikte karar veriyoruz. Affet bölgelerindeki hastanelere talep üzerine tıbbi malzeme de veriyoruz. Talepte bulunan kurumlar, oradaki arkadaşlarımız tarafından kontrol ediliyor. Biza rapor sunuyorlar. Biz de yardımı gönderiyoruz.  


GÜL GÜZEL/STUTTGART