
KCK Yürütme Konseyi'nin "demokratik çözüm" süreci konusunda, yayınladığı son deklarasyon, bugüne kadar adım atmayan AKP hükümetinin mevcut koşullarda "siyasal zeminini yitirdiği" ve "muhatap olmaktan çıktığı" yönünde yaptığı açıklamalar, AKP hükümetinin süreci tıkadığı gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Tek taraflı olarak yürütülen çözüm iradesinin gelinen noktada, bildiride de vurgulandığı üzere AKP'nin kendi hegemonyasını güçlendirme halini alması, başta Kürtler olmak üzere demokratik kamuoyunu ve Kürt sorunu ile ilgili isimleri de kaygılandırıyor. Bu isimlerden biri de hükümetin sürecin ilk aylarında oluşturduğu Akil İnsanlar Heyeti içerisinde de yer almış bir isimlerden olan Gazeteci-Yazar Tarhan Erdem.
Sorumlulukla hazırlanmış
KCK'nin yayınladığı deklarasyonu çok ciddiye aldığını söyleyen Erdem, bunu da "Bir kere son derece iyi hazırlanmış. Üzerinde çok çalışılmış bir bildiri ve çok sorumluluk duygusuyla hazırlanmış bir metin olarak gördüm. Öyle macera arayan bir tarafı yok. Kim hazırladıysa çok doğru şeyler söylenmiş'' diye ifade etti. Erdem, deklarasyonun içeriğine ilişkin ise şu hususlara dikkat çekti: ''Söylenen iki şey var. Biri; AKP hükümetinin zemin kaybettiği, ikincisi de muhataplığını kaybettiği. Yani bu hükümet ile fazla yapılacak bir şey yoktur diyor ama ondan sonra benim de katıldığım fikri söylüyor. Diyor ki; 'Dış güçler, Türkiye'deki demokrasi karşıtı güçler olan Fethullahçılar, CHP ve MHP ile birleşerek yeniden hegemonik bir hükümete teslim etmektedir'. Tabi bunlar doğru ama buna bağlı olarak işaret edilenler de doğru. Bugün sürecin yönetimi bakımından seçim var diye bazı yapılması gerekenler yapılmıyor deniliyor. Ama aslında o yapılmadığı belirtilen şeyler 1- 1,5 seneden beri yapılmıyor." Bildiride yine, AKP'nin yerine oluşturulmak istenen anti-demokratik hegemonya için "Türkiye'de yaşayan halkların buna karşı çıkmasının" altının çizilmesinin de önemli olduğunu dile getiren Erdem, "Bunun nasıl olacağı yeterince söylenmiyor olsa da bu konuda da haklılar" dedi.
Başbakan yanlış şeyler söyledi
''Bugün KCK'nin bu bildirisini dayatan da aslında Türkiye'deki zihniyettir" diyen Erdem, 3 aşamalı olarak yürütülmesinin planlanmasına rağmen bunun gerçekleşmediğini söyledi. Erdem, sürecin yasal zemine oturtulamamış olması konusunda ise şunları belirtti: "Eğer demokratik bir süreç, uzlaşma süreci başlamışsa, bu her tarafa bir sorumluluk verilir. Böyle ise ben şunu yapacağım, sen şunu yapacaksın diye bir orta vadede anlaşma olması lazım. Kürt tarafı diyor ki; 'gerillayı çektim sen de yapacağını yap'. Bu söylendiği zaman, Başbakan 'ama onlar her şeyi yapmadılar, yine iş makineleri yanıyor' şeklinde bir iki tane yanlış şeyler söyledi. Ben tabi eğer Erdoğan ile birebir konuşan bir adam olsaydım, kardeşim, senin telaffuz ettiğin bir sayı var. Bu sayı 8 yüz civarında bir sayı. Eğer Türkiye'de bu kadar gerilla var ise e bırak ne yaparlarsa yapsınlar. O binlerle sayılacak bir rakam. Onların dışarı çıkmasını istiyorsan onlar çıkmaz. Bunlar bilinmeden söylenecek laflar değil."
Hükümet sorumluluğu yerine getirmedi
Hükümeti bu konudaki sorumluluğunu tam anlamıyla yerine getirmemekle eleştiren Erdem, yine bu tip söylemlere bakmamak gerektiğini belirterek işin bir başka boyutuna dikkat çekti. Devlet adına kendisi ile görüşenler ile Öcalan arasında bir güven ilişkisi olduğunu ve sürecin bir bakıma bu güven ilişkisi üzerine bu zamana kadar geldiğini dile getiren Erdem, "Öcalan ve oraya giden devlet heyeti birbirine güvenmemiş olsalardı durum çok daha farklı olurdu" dedi.
Öcalan'ın açıklaması önemli
Erdem, KCK bildirisinin yanı sıra "demokratik çözüm" sürecini başlatan isim olarak Öcalan'ın Newroz'da yapacağı açıklamaya dair ise "Öcalan'ın Newroz'da yapacağı açıklama, önemli bir açıklama olacak. O açıklamada, çözüm isteyen o arayışta olan KCK bildirisi ile benzer olacak. Hükümetin sessiz kaldığını, cesaretsiz olduğunu vurgulayacak muhtemelen ama ipi koparma noktasına getirmeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.
Çıkmaz sokak
İpin kopma noktası için de Erdem, "Çıkmaz sokak" tanımını yaparak, "Benim çıkmaz sokak tabirim Türkiye'nin bütünü ile ilgili mesele. Başbakan Erdoğan'ın aklını başına alması meselesidir'' dedi. Erdem, sürece yönelik kaygılarını şöyle ifade etti: ''Çıkmaz sokak, şu anda gördüğümüz manzaranın çıkmaz sokağıdır. Eğer 30 Mart'tan sonra da bu devam ederse Türkiye'de ne olup biteceğini tahmin edemiyorum. Bölge'de olduğu gibi Batı'da da ne olacağını tahmin etmek zor. Her bakımdan sorunları olan bir yol, deneyeceklerini sanmıyorum. Türkiye'de her şeyin Başbakanın iki dudağının arasına bırakılması durumu var. Bunun devamlı olmasını önlemek lazım. Bunu yaparsak da hep beraber yapacağız."
Başarı Kürt sorununun çözümünde
Erdem, mevcut siyasi atmosferin Kürt sorununda çözümsüzlüğü kaldıramayacağı uyarısında da bulundu. Kürt sorununa çözüm getirmeyen hiçbir hükümetin Türkiye'de başarıya ulaşmasının ve yol almasının mümkün olmadığının altını çizen Erdem, KCK deklarasyonunda da dikkatle vurgulandığı gibi Kürt sorununun sadece Kürtleri değil, herkesi ilgilendiren bir sorun olduğunu söyledi.
ÖMER ÇELİK / SADIK TOPALOÐLU/DİHA/İSTANBUL
Demokrasi güçlerinden tam destek
KCK Yürütme
Konseyi'nin yayınladığı deklarasyonu değerlendiren siyasi parti ve sivil
toplum örgütleri, "KCK'nin deklerasyonu olması gerekendi. AKP'nin
süreci zamana yayma niyetine karşı bir duruştu. Deklarasyon AKP'nin
politikalarının çözümsüz olduğunun kanıtıdır. KCK'nin demokrasi
programını destekliyoruz" dedi.
KCK Yürütme Konseyi 3-10 Mart
tarihleri arasında yaptığı toplantı sonuçlarına ilişkin yayınladığı
deklarasyona sürecin tıkanmasına karşı çözüm üretmesi, sorumluluk alması
gereken altenatif bir güç olarak işaret ettiği demokratik güçler de
destek verdi. Türkiye'deki sivil toplum örgütleri temsilcileri ve sol
sosyalist partiler deklarasyonu tam olarak desteklediklerini ifade etti.
Bülbül: AKP'ye karşı mücadele
Pir Sultan Abdal
Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Kemal Bülbül, deklarasyonun AKP'nin
niyetine karşı bir duruş olduğunu belirtti. "KCK'nin yaptığı
deklerasyon olması gerekendi. AKP'nin süreci zamana yayma niyetine karşı
bir duruştur'' diyen Bülbül, AKP'nin Kürt Halk Önderi Öcalan'ın
özverili yaklaşımını boşa çıkarmaya çalıştığını vurguladı. Bülbül
şunları belirtti: ''Bu nedenle AKP'ye karşı mücadelenin yükselmesi
gerekir. Çünkü AKP'nin tekçi zihniyeti Kürt sorununu çözmek istemiyor.
AKP'nin bu yaklaşımı görülmüştür. Öcalan ve Kürt hareketi bunu
görmüştür. Ona rağmen AKP'ye bir şans tanımıştır. Ancak AKP'nin
hegemonik yapısı bu şansı kullanamamıştır. Yapısı itibariyle
Türk-İslamcı siyasetin ürünü olan AKP, zaten Türkiye'ye demokrasi
getiremez. 30 Mart seçimleri bu anlamıyla AKP'nin hegemonyasını da
bertaraf edecek. O nedenle demokratik kurum ve kuruluşlar olarak sürece
daha aktif dahil olmamız gerekir" dedi.
Gürkan: Olmazsa olmaz hususlar
Emek
Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan ise KCK'nin birlikte mücadele
çağrısını desteklediklerini belirterek, deklarasyondaki demokrasi
programına dikkat çekti. Gürkan, "Geçen yıl Kürt halkı Newroz'da okunan
Manifesto ile beklenti içine girdi. Ancak AKP sorunun çözümü için oluşan
havayı kendi çıkarı doğrultusunda kullandı. Bu nedenle KCK tarafından
açıklanan deklarasyon AKP'nin politikalarının çözümsüz olduğunun
kanıtıdır. Demokrasi programında belirtilen tüm noktalar halkların
özgürlüğü için olmazsa olmazlardır. Bu program asgari olarak yapılması
gerekenlerdir. EMEP olarak Türkiye'nin demokratikleşmesi için birlikte
mücadeleden yanayız. HDP çatısı altında demokrasi mücadelesinde
olacağız" dedi.
Çetinkaya: Güç dengelerini değiştirecek
ÖDP
Eş Başkanı Bilge Seçkin Çetinkaya da deklerasyonun arkasında
olduklarını belirtti. Çetinkaya, "AKP Hükümeti'nin hegemonyası Gezi
Direnişi ile birlikte yara almıştır. KCK'nin açıklamasıyla bu gün yüzüne
çıkmıştır. Çünkü AKP, Kürt sorununda Öcalan ve Kürt hareketinin çözüm
niyetinden faydalanmaya çalıştı. Deklarasyon ile AKP'nin baskıcı rejimi
de iyice deşifre oldu. Barış masasını deviren taraf Kürt tarafı
olmayacaktır, bunu görebiliyoruz. Geçmişin katillerini tekrar sokağa
salan AKP'ye gerekli cevap mücadeleyle verilecektir. AKP'nin muhatap
olmaktan çıkması Türkiye'deki güç dengelerini değiştirecektir. KCK'nin
açıkladığı demokrasi programı Türkiye'nin demokratikleşmesi için
gereklidir. Bu açıdan destekliyoruz" diye belirtti.