Hypatia, Atina'da eğitim aldıktan sonra 400 yılına doğru İskenderiye'ye döner. Bilim artık Hypatia'nın yaşamının bir parçasıdır. Attığı her adımda gökbilim vardır, matematik vardır. Gökyüzü sisteminin kuruluşu onun en vazgeçilmezidir. Yıldızlar, dünya ve güneş sistemi her soluk alışında üzerine düşündüğü gerçeklerdir. Bu alanda kendisini öylesine geliştirmiştir ki, babasının Öklid'in eserine şerh koyduğu yazısına katkıda bulunur.
Hypatia'nın bilime olan sevdası, ona aritmetik alanında toplam 13 ciltlik eser yazdırmıştır. Yaşadığı çağda ve coğrafyada kadının günlük yaşamdaki yeri ile düşünüldüğünde, felsefe, matematik ve gökbilimi alanlarında "bilim kadını" olarak yaptıklarının önemi daha da iyi anlaşılacaktır. Hele hele bilimle uğraşmak ve bilimi egemen kılma uğraşı, dini anlayışlarla baştan itibaren çatışkıyı gerekli kılıyordu.
Hypatia, dönemin üniversitesi olan İskenderiye'deki Museion'da felsefe, matematik ve astronomi alanında dersler verir. O, çağının bilim tarihinin tek bilim kadınıdır. Kepler'den çok daha önce gezegensel hareket yasaları üzerine yoğunlaşarak bunu anlamış ve açıklamaya çalışmıştır. Engin bilgeliği, gençliği, zarafeti ve bu özellikleri yanında olağanüstü güzelliği ile kendisine geniş bir öğrenci ve hayran kitlesi yaratmıştır. Yeni Platoncu öğreti ile ilişki içerisindedir.
Hypatia okulda, Hristiyanlık, Paganizm ve Musevilik gibi birçok inanca sahip öğrencilerine Platoncu öğretileri aktarır. En önemli öğrencileri arasında Cyrene Başpiskoposu Synesius ve İskenderiye Valisi Orestes bulunmaktadır. Ünü Suriye'den İznik'e oradan da Konstantinopolis'e kadar yayılır. İskenderiye Kütüphanesi'nin geliştirilmesine kütüphane müdürü olarak görev alıp katkıda bulunur. Çünkü kütüphane müdürünün bulabileceği her yazılı eseri alma yetkisi bulunmaktaydı. Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı. Kitabın burada bir nüshası çıkarılıp sahibine verilir, aslı ise kütüphanede kalırdı. Bir taraftan da yurt dışına gönderilen memurlar, başka ülkelerde buldukları kitapları satın alıp getirirlerdi. Böylece, o zamana kadar birçok bilime ait dağınık halde ve kaybolmaya mahkum durumda olan eserler, emin bir yerde toplanmış oldu. İşte bu çabaları ile Hypatia, kütüphanedeki kitap sayısını yedi yüz bine ulaştırmıştır. Kütüphanede eserler, papirüslere yazılarak rulo şeklinde saklanır.
Paganlara saldırı ve Hıristiyanlığın yükselişi
Hypatia'nın yaşadığı yıllar, Roma İmparatorluğu'nun çöküşünün son yıllarına karşılık gelen yıllardır. Ama imparatorluğun çöküşünün bu yıllarında Mısır eyaletinin ünlü şehri İskenderiye, eski dünyanın yedi harikasından birisi olan İskenderiye Feneri ve İskenderiye Kütüphanesi ile adeta parıldayan ışıktır. İskenderiye şehri ve kütüphanesi sadece bilimin değil, aynı zamanda dinin de simgesidir. Önceleri Paganlar, atalarının ilahlarına buradan ibadet ederler. Çok tanrılı Pagan inancı çağa damgasını vuran bir inanç biçimidir, ama giderek sonu gelmektedir. Putperestlik en yaygın inanç biçimi olarak son günlerini yaşamaktadır. Çünkü Hristiyanlık, yükselen dindir artık. Ama Hristiyanlık, yükselen bir inanç olmakla birlikte tüm bağnaz ve dogmatik düşünceleri de kendi bağrında taşır.
İskenderiye'de uzun yıllar yerleşik olan Pagan kültürü, Yahudilik ve Hristiyanlık tarafından tehdit unsuru haline gelmiştir artık. İskenderiye için karanlığın başlangıcıdır bu gelişmeler. Şehirde çatışmalar, huzursuzluklar üst düzeydedir. Bütün bu gelişmelere bir de Hristiyanlığın, imparatorluğun resmi dini olarak ilan edilmesi de eklenince, Paganlar için yaşam katlanılmaz hale gelir. Hristiyanlığın temelinde olan "Tanrı tektir" sloganı her yerdedir. İmparatorluğun Hristiyan olmayanların kilisede vaftiz edilerek Hristiyanlaştırılması buyruğu her yere iletilir. Hristiyanlar, Yahudilere ve Paganlara saldırır. Paganların on yıllarca süredir oluşturdukları kütüphaneyi terk etmeleri emredilir. İskenderiye'de Paganlara karşı seferberlik kararı sonrası, tapınakların kiliseye devredilmesi, şehirde ayaklanmalara neden olur. İktidar çılgını Cyril, başrahipliğe seçilir ve ilk iş olarak Yahudileri İskenderiye'den kovar; sinegogları dağıtır. Bunun üzerine Hıristiyan keşişlere saldırılar olur, Cyril'e muhalefet oluşur. Bu muhalefetin başında ise Hypatia'ya yakınlığı ile de bilinen dönemin valisi Orestes bulunur. Orestes, aynı zamanda Hypatia'nın öğrencisidir.
İşte bu durum Hypatia'nın şimşekleri üzerine çekmesi için daha da uygun bir zemin yaratır. Cyril, Hypatia'yi öldürtmeyi kafasına koyar. Hypatia bilimle uğraşır ve öğretisini öğrencileri ile paylaşırken halka hep mesafelidir; bilimi halka yayma yönünde çabaları yoktur. İşte Cyril, Hypatia'nın bu zaafını iyi değerlendirerek, onun kara büyülerle uğraşan bir cadı olduğu, şeytanca hilelerle birçok masum ve inanmış insanı baştan çıkarabileceği dedikodusunu yayar. Bu dedikodularla 415 tarihinde Hypatia'yı öldürmeyi kararlaştırmış bir topluluk tarafından Hypatia, şehir gezisi sırasında zorla Caesarion Kilisesi'ne sokulur; giysileri parçalanarak çırılçıplak bir halde ölene kadar dövülür, taşlanır. Öldükten sonra da etleri istiridye parçaları ile kemiklerinden sıyrılır. Vücudu bu şekilde parçalandıktan sonra da cesedi şehirde gezdirilerek daha sonra yakılır. Hypatia'yı linç ettiren Cyril ise şehri putperestlerden arındırdığı için aziz ilan edilir.
Bilimde gerileyiş
Filozofluğunu, tanrıtanımazlığını ve diğer özelliklerini kadın kimliğinde taşıyan Hypatia, Hristiyanlığın dogmalarının kurbanı olarak katledilir. Ancak onun katli aynı zamanda İskenderiye'de yeni Platoncu akımın sona ermesine de yol açar. İskenderiye Kütüphanesi, fanatikler tarafından yağmalanarak yakılır. Oysa ki kütüphane, insanlığın bilgi birikimlerinden biridir ve aslında bu yok edilir. Bu durum 1500 yıl sürecek olan karanlık dönemin başlangıcıdır adeta. Bazı filozoflar Atina'ya gider. Hypatia antik bilimlerin ve putperest felsefenin sona erdiği ve buna karşı Hristiyanlaşmanın güçlendiği bir dönemde katledilmiştir. Hypatia'nın katledilişi, dinin, sorgulayan, araştıran ve bilimsel bilgi ile donanmış bir kadından ne denli çekindiğini, nefret ettiğini göstermektedir.
Bilim kadını efsanesi
45 yıla sığan kısa yaşamındaki bilgeliği kadın kimliği ile birleştiğinde onun efsane olarak günümüze kadar taşınmasının ana eksenini oluşturmuştur. Hypatia, ölümünden bu yana unutulmayan bilim kadınıdır, efsanedir. Hakkında romanlar, şiirler yazılmıştır. Bilim ve felsefe alanında sembol olarak bilgeliğin vücuda geldiği kadın kimliğine ait bir figür olarak anılmıştır. Hristiyan dogmalara karşı bilimin ışığını taşıyan ilk kadın filozof olarak hep adı anılacaktır.
ERDOÐAN YENER: Bilgiye adanmış yaşam: İskenderiyeli Hypatia...