Termodinamiğin ikinci yasası her şeyin hiç durmadan bozulma eğiliminde olduğunu söylüyor; yani bu yasaya göre her şey kendi içinde düzenden düzensizliğe geçme; bozulma eğilimi taşır...

Canlılar bir süre sonra ölürler, bilgisayarlar eskirler, arabalar bozulurlar, makinalar paslanırlar.

Yani sürekli göreli düzenden düzensizliğe doğru akar gider hayat!

Fizikçiler düzensizliği entropi adı verilen bir nicelik ile ölçüyorlar!

Buna göre sistemlerdeki düzensizlik arttıkça; o sistemleri ayakta tutun faydalı enerji de sürekli azalır; ancak buna karşılık fazdasız enerji ise sürekli artar.

Bu durum sadece; Televizyon, Bilgisayar, Araba gibi maddi varlıklar geçerli değildir, aynı zamanda insanlar, partiler, dernekler, klüpler için de geçerlidir.

Bütün evren gibi insanlar ve onların yarattığı kurumlar, partiler, dünya görüşleri zamanın içerisinde ilerler ve zamanın bozulumuna uğrarlar.

Modern Türkiye’nin kurucu unsuru olan Kemalizim; Türkiye’nin inanç sorunu, ülke içinde var olan etnik sorunlar, ve toplumun genel demokratikleşmesi gibi sorunları çözemediği için; tarihin ve zamanın dışına atılmaktan kurtulamadı.

Bu durum bir gün mutlaka yaşanacaktı; ama Kemalizmin tasfiyesinin bu kadar traji-komik olabileceğini, neredeyse doksan yıllık kurumlarının içinin bu kadar boş ve dışardan gelen tehditlere karşı bu kadar dayanıksız olduğunu en azından ben düşünemezdim.

Ordu’dan Yargıya, İstanbul sermayesine kadar; Kemalist sistemin bütün temel taşıyıcı kolonları; sürekli küçümsedikleri Cemat/AKP ortak saldırısı sonucu darmadağın oldular!

Doksanlı yılların başında Sovyetik çöküş döneminde Kemalistler; “Bakın Marx’ın, Lenin’in heykelleri sökülüyorken, Atatürk’ün heykelleri hala yerli yerinde” diye övünürlerdi.

Halbuki gelinen duruma bakın; “Kemal Kılıçdaroğlu şahsında Türkiye’nin hiç bir sorununa bırakın çözüm üretmeyi; mevcut sorunların kenarından bile geçmeyi göze alamayan CHP; bu haliyle tam da zaman karşısında çürümeyi temsil ediyor.

Burada mesele CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun becerikliliği ve beceriksizliği ile ifade edilemez; zaman oku CHP’nin temsil ettiği tekçi Türkiye’yi kalbinden vurmuştur. 

1923 yılından 2000’li yıllara kadar gerek doğrudan iktidarda olarak; gerekse de oluşturduğu vesayet kurumları ile Türkiye’yi yöneten CHP her ne kadar fiili olarak varlığını sürdürsede; temsil ettiği şeyin artık bu toplumu yönetebilme ve toplumun sorunlarını çözebileme kabiliyeti kalmamıştı.

Kemalizm’in farklı fraksiyonları neredeyse 80 yıl Türkiye’de iktidarda kaldılar; son on beş yıldır ise AKP ile kendini temsil eden siyasal islamcılar iktidardalar. 

Ancak AKP’deki bozulma ve çürüme bu koşullarda Kemalistlerden daha hızlı olacak gibi gözüküyor.

Her geçen gün kuruluş ilkeleri ve kurucu kadroları ile arasındaki meseleyi açan; bütün Türkiye halklarına bizzat Erdoğan’dan başka hiç bir şey öneremeyen AKP nisbetten CHP’den çok daha hızlı; zaman karşısında bozulma; çürüme sürecine girmiştir.

Siyasal islamcılar herşeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsında merkezileştirerek, Erdoğan’ı hedef haline getirmiş oldular.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi artık Türkiyeli siyasal islamcılar için Aşil’in Topuğu’dur. Zaman oku CHP’nin kalbine isabet etmişti; AKP ise darbeyi topuğundan alacak gibi gözüküyor!