
HPG tarafından esir alınan 2 asker ve 1 sağlık görevlisi için hükümet cephesindeki sessizlik devam ediyor. 9 Temmuz’da Diyarbakır-Bingöl karayolunda astsubay Abdullah Söpçeler, uzman çavuş Zihni Koç ve sağlık teknisyeni Aytekin Turhan HPG gerillaları tarafından esir alınmıştı. Geçtiğimiz hafta yaptıkları açıklamada sağlık durumlarının iyi olduğunu belirten esirler, „barış koşullarının sağlanması ve teslim alınma koşullarının yaratılması“ için demokratik kamuoyuna, aydınlara, devlet yetkililerine çağrıda bulunmuştu. Başka ülkeler söz konusu esir askerleri olunca kıyameti koparırken Türkiye bu konuda sessizliğe bürünmüş durumda. Devlet, hükümet, siyasi çevreler ve basın adeta üç maymunları oynuyor.
İsrailli asker için devrede
Esirler konusunda girişimde bulunmak bir yana açıklama dahi yapmayan Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 5 Haziran 2006’da Hamas tarafından esir alınan İsrailli asker Gilat Şalit’in serbest bırakılması için devreye girdiği geçtiğimiz günlerde basında yer almıştı. Erdoğan’ın bu girişimi İsrail basınında da uzun süre yankısını bulmuştu.
Aile ve kamuoyu desteği
Şalit için İsrail devleti, uluslararası kamuoyu oluşturmak için pek çok girişimde bulunmuştu. 2 Ekim 2009’da Gilad Şalit’in canlı olduğunu gösteren görüntüler karşılığında 20 kadın tutuklu serbest bırakıldı. 2010 yılında Şalit’in ailesi ve sevenleri, Şalit’in serbest bırakılmasında gerekli çabayı göstermediğini düşündükleri İsrail Hükümeti’ni protesto etmek ve kamuoyu baskısını yaratmak amacıyla 12 gün süren uzun bir yürüyüş başlattı. Yürüyüşe 10 bin dolayında insan katıldı.
PKK, 1992, 1993, 1994, 1996, 2005 ve 2007 son olarak 9 Temmuz’da olmak üzere yaptığı 8 rehin alma eyleminde esir aldığı 36 askeri serbest bırakırken, Türkiye esir askerleri tutukladı, teslim alan heyetler ise, soruşturmalık ve davalık oldu. Eski Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in, 22 Ekim 2007 yılında Dağlıca’da (Oramar) esir alınan 8 asker için ifade ettiği „Keşke ölseydiler“ sözleri hafızalarda hâlâ tüm canlılığını koruyor. İnsan hakları kurumlarının „her türlü sorumluluğu almaya hazırız“ yönündeki açıklamalarına rağmen yetkililerin sessizliğini bozmaması, bu esirler için de hiçbir girişimin olmayacağı yönündeki kaygıları artırıyor.
NAGİHAN AKARSEL - DİHA/ANKARA