Son günlerde PKK’nin İran ve Suriye’den destek aldığı propagandası çok yapılıyor. Başbakan Erdoğan “PKK başka ülkelerin taşeronu olarak hareket ediyor” diyor. Zaten yandaş basın bu yönlü uydurma haberler yapıyor.
Ortadoğu’da Türk devleti, özellikle AKP Hükümeti kadar dış güçlere taşeronluk yapan başka bir güç yoktur. Türkiye kadar kendisini dış güçlere pazarlayan bir güç yoktur. Özellikle de PKK’yi ezmek için Türkiye’nin tüm imkanları pazarlanmaktadır. Bu gerçek ortadayken başkalarını taşeronlukla suçlamak aslında kendi taşeronluğunu örtmekten başka bir anlam ifade etmiyor. AKP taşeronluk yaparak dış destek almakla yetinmiyor, ABD’ye ve AB’ye benim için PKK’ye savaş açın ve PKK’yi tasfiye edin, diyor. Hatta ABD ve AB Türkiye adına PKK ile savaşmıyorlar diye bu ülkeleri bile suçluyorlar.
Daha bir yıl öncesine kadar Suriye ile birlikte PKK düşmanlığı yapıyorlardı. İran ile PKK Türkiye’nin kışkırtmasıyla bir yıl önce günlerce süren bir savaş içine girdiler. Hatta bir ay öncesine kadar İran ve HPG güçleri karşılıklı mevzilenmiş, şiddetli bir savaş başlamak üzereydi. Yani Türkiye’nin en önemli müttefikleri Suriye ve İran’dı. Ancak Türkiye Suriye ve İran’la birlikte PKK’yi ezemeyeceğini anlayınca ve ABD tercih yapmasını isteyince AKP Hükümeti ABD politikasının bölge taşeronu olarak İran ve Suriye karşıtı politikaya yöneldi. Şimdi Suriye ve İran karşıtı politikalarına toplumsal destek bulmak için “bu ülkeler PKK’yi destekliyor” diyor. Çok basit bir psikolojik savaş argümanını kullanıyor. Gerçek ise tersidir. Başka konularda birbirlerine düşman olsalar da sıra Kürt sorununa geldiğinde birbirlerini kolluyorlar.
Bugünkü savaşı AKP tırmandırmıştır. 2011 ve öncesi belli görüşmeler sürdürürken 2011 seçimlerinden sonra buna ihtiyaç duymamıştır. ABD’nin terkisine atlarsam PKK’yi rahatlıkla tasfiye ederim diye düşünmüştür. ABD’nin Ortadoğu’daki taşeronu olarak ABD’nin desteğini alacak; ABD üzerinde KDP desteğini alacak ve PKK’yi tasfiye edecektir. İşte PKK ile gerilimi arttırması ve şiddet yolunu tercih etmesi bugünkü bu savaş ortamını ortaya çıkarmıştır. Nitekim Hükümet şiddet yanlılarının, güvenlikçi politikayı savunanların etkisiyle hareket etmektedir, değerlendirmesi yapılmaktadır.
AKP sanki bir Kürt sorunu yokmuş, Kürt sorununu gündeme getirenler dışarıdan destekleniyormuş algısı yaratmak ve savaşı tırmandıran kendi politikasını örtmek için “PKK’yi Suriye destekliyor” propagandası yapmaktadır. Öte yandan İran’la gelecekteki çatışmanın zeminini yaratmak, bir müdahale öncesi İran düşmanlığını geliştirmek için “PKK’yi İran destekliyor” demektedirler. Yoksa Suriye desteğinin de, İran desteğinin de gerçeklikle alakası yoktur. Gerçek olan, İran ile PKK arasındaki gerilimli tansiyonun düşmesidir. Suriye’nin ise PKK düşmanlığı yapacak bir gücü ve konumu kalmamıştır. Eğer PKK’nin yararlandığı bir gerçeklikten söz edilecekse bu da Türkiye-İran ve Suriye ittifakının dağılmış olmasıdır.
Türk devletiyle PKK arasındaki savaşın şiddetlenmesi Suriye’deki gelişmelerden bağımsızdır. Zaten ateşkes süreçleri dışında bu savaş 28 yıldır sürmektedir. Kaldı ki Türk devleti bir yıldır “bitirdik, bitireceğiz” diyerek saldırılarını arttırmıştır. Gerçek buyken “PKK Suriye ve İran tarafından destekleniyor” demek, Türkiye’nin en temel gerçeğini bu demagojiyle gizlemektir. Zaten Cemil Çiçek her konuştuğunda “PKK’yi Avrupa destekliyor” demiyor mu? Bunu söylerken Avrupa neden bizim gibi faşist ve Kürt soykırımcısı olmuyor demek istiyor. Türkiye açısından PKK’ye karşı açık savaş yürütmeyen ve yürütemeyen herkes PKK destekçisidir.
Suriye’deki Kürt halkı özerkliğini ilan etti. Hemen buna da kulp buldular. Hatta bunun da arkasında Esad rejimi var dediler. Türkiye böylece Araplarla Kürtleri karşı karşıya getirmek istedi. Türkiye’ye göre dünyada her toplum hak arayabilir, ama Kürtler arayamaz. Çünkü Türkiye’ye göre Kürtler köleliğe boyun eğmelidir. Uygur Türkleri hak isteyebilir, Myanmar Müslümanları hak arayabilir, Balkanlardaki Türkler hak arayabilir; ama bunu Kürtler yaparsa mutlaka arkasında dış güçler vardır.
Türkiye’nin Kürt sorunundaki tezi kırk yıldır, hatta yüz yıldır dış destekli olduğudur. Türkiye göre “Kürtler üzerinde siyasi egemenlik, sömürgecilik ve kültürel soykırım politikası izlenmiyor; Kürtler özgür ve demokratik yaşam içinde; ama bazı dış güçler Kürtleri kışkırtıyor. PKK’nin yürüttüğü mücadele de Kürtlerin özgürlük mücadelesi değildir. Bu zorlu mücadeleyi Kürtler desteklemiyor. PKK kırk yıldır dış destekle ayakta kalıyor, dış destekle mücadele ediyor.” Artık bu tezlere aklı başında olanlar inanmıyor. Bu teze inananlar ya da dillendirenler ise ya Kürt sorununu çözmek istemeyenlerdir ya da Kürtleri Türkleştirip Kürdistan’ı Türk uluslaşmasının yayılma alanı yapmak isteyenlerdir.