“Kendisine çıkar ve yarar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse” olarak dalkavuk tam bir ikiyüzlüdür. Çıkarı gereği yandaş mandaş olmuş, çıkarı gereği yalakalık yapmakta ve çıkarı gereği de söylenenleri bir papağan gibi tekrarlayıp durmaktadır. Böyleleri, ne zaman ki tavuk yerine kaz gelmeyeceğinin kokusunu alırlarsa, gemiyi ilk onlar terk eder. Nedeni açıktır, karakterleri böyledir daha doğrusu karakterleri olmayan bu tür kişilikler cambaz misali her ipten oynarlar.
Şimdi bunların günü. Çünkü Çete Reisi’ne ne kadar çok methiye, heybeye o kadar çok para demektir. Türkiye’nin tüm maddi değerlerini bireysel egoları ve tatminleri için kullanan bir Çete Reisi ve ekibi böyle dalkavukları finanse etmede sıkıntıları yoktur. Ama bu şimdilik böyledir.Ne var ki, sorun böyleleri değildir. Sorun sözde basının tüm ilkelerine riayet ettiklerini söyleyenlerdir. Sorun, bağımsız ve özgür olduklarını üstelik yüksek bir tonla dile getirenlerdir. Dik durduklarına bir de inananlardır.
Kürdistan uçaklarla, tanklarla, toplarla yerle bir ediliyor, mezarlıkları yıkılıyor-yakılıyor, çocukları ve anaları herkesin gözlerinin önünde katlediliyor, şehirleri hangi silahlarla tahrip edildikleri görülüyor, insanlık suçları işleniyor ama bu basın hala “teröristler vuruldu, teröristler şehirleri yaktı-yıktı” diye haber yapabiliyor. Erdoğan’ın ve şürekasının söylediklerini yandaş basından çok daha ileri düzeyde manşetlere çıkararak toplumun alıklaşmasına hizmet ediyorlar. Savaş tamtamları aynen 90’lardaki gibi, 1925’lerde Amed’deki gibi, 1930 Zilanlardaki gibi ve 1937-38 Dersim’deki gibi yüksek perdeden TC devletinin yaptıklarını çalıyorlar. Ne kadar insanın katledildiğini en üst perdeden veriyorlar. O zaman da bu –sözde hür ve özgür basın- katledilen Kürt halkını eşkıya, şaki, haydut, hırsız, kaçak, çete olarak isimlendirmişlerdi. Şimdi terörist ve bölücü olarak isimlendiriyorlar.Evet, sorun yandaş ve havuz medya değildir. Sorun ismini bir de Aydın koyan hem de öyle Doğan olduğuna da inananlardır. Sorun bunun gibi olanlardır. Bir tokattan çark edenlerdir. Bir cezadan tüyenlerdir. Bir tehditten tir tir titreyenlerdir.
Evet, sorun bunlardır. Bunlar kişiliği olmayan o yandaş, canhıraş, yalaka basından kat be kat daha tehlikelidirler. Ekranlarda en çok “terörist” kelimesini kendilerini kabul ettirmek için bunlar kullanıyor. En çok bunlar saldırıyor. En çok bunlar Erdoğan’ın kirlerini örtüyor.“Kendi halkını uçaklarla bombalayan bir iktidar ve lider bir diktatördür” diyen, “Böyleleri hem mahkemelerde hem de mahşerde yargılanacaklar” sözlerini sarf eden Erdoğan, şimdi Kürdistan’ı her gün bombalıyor, yakıp yıkarken bir diktatör olmuyor mu?
Peki, çok açık bir şekilde soralım; dünyanın neresinde görülmüştür ki bir diktatöre karşı direnenler ve karşı koyanlar terörist olarak görülmüşler? Ve eylemleri de terörizm olarak ele alınmışlar?
Bir diktatöre karşı duruş, dünyanın neresinde gayri meşru olarak görülmektedir?Karşımızda bir avuç alternatif basın ve bir avuç onurlu gazeteci dışında, Türkiye’de patronların denetiminde olan basıncılık çuvallamıştır. Dibe vurmuştur. Basın ilkelerini, insan onurunu ayaklar altına almıştır.
Böyle bir basının-ismi, cismi ve söylemi ne olursa olsun- Erdoğan’dan nefrette etseler, adı Erdoğan basıncılığıdır.
Ve bilin ki, bu basıncılığınız yandaş, yalaka basından kat be kat Türkiye toplumuna daha fazla zarar vermektedir. Erdoğan’ı ve Türkiye’de kurumsallaşan faşizmi daha da pekiştirmektedir.
Böyle bir basın insanlık suçuna bu yaklaşımı ve davranışıyla suç ortağı olmaktadır. İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımına uğramadığı söyleniyor. O zaman bugün Kürdistan’da insanlığa karşı işlenen suçlar karşısında, sizin bu omurgasız, kişiliksiz, ikiyüzlü, hatta çok yüzlü basıncılığınız yarın uluslararası mahkemelerde ve yine insanlığın vicdanında yargılanmayacak mı sanıyorsunuz?