TL yeni güne sert hareketlere maruz kalarak başladı. Dolar hızla yükselişe geçerek 6.25’i görürken, euro 7.16 liraya çıktı. Sert yükselişlerin ardından dolar 5.85 seviyelerine, euro 6.70 seviyelerine geriledi. Ancak önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bayburt’ta hamasi nutuklar attı, ardından damadı Bakan Berat Albayrak, yeni ekonomi yaklaşımı adı altında somut önlemler yerine gösteri yapmakla yetindi. Bu konuşmalarla birlikte TL yeniden düşüşünü sürdürdü. Bakan Albayrak’ın konuşması bitmeden ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni yaptırımı onayladığını açıklamasıyla TL, düşüşte hız limitini zorladı. Dolar, 7.0’ye tırmandı, euro ise 8.0 bandına ilerledi.
Dolar/TL paritesi, önceki güne göre yüzde 12 civarında yükselerek, 6.30 ile tüm zamanların en yüksek rekorunu kırdı. Parite, daha sonra 6’nın altına indi. Euro da benzer şekilde tüm zamanların en yüksek düzeyine ulaştı. 7.22 TL ile rekor kıran euro, daha sonra hafif gevşedi ve 6.80’in altında işlem görmeye başladı. Piyasanın açılmasıyla birlikte gözler açıklanacak ve yeni ekonomi modeline ve Merkez Bankası’na döndü. Türkiye tahvil piyasasında ise 10 yıllıkların faizi yüzde 20.67 olurken, 2 yıl vadelilerin faiziyse yüzde 24.85 seviyesinde artıda seyretti. Türkiye’nin 5 yıllık CDS primiyse 400 baz puanın üzerini gördü.
Önce Erdoğan konuştu
Piyasalar kilitlendiği Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşekkür ziyaretlerine 24 Haziran seçimlerinde yüzde 82 ile en yüksek oyu aldığı Bayburt’tan başladı. Erdoğan, “Dolar molar bizim yolumuzu kesemez, endişe etmeyin” dedi. Erdoğan, yastık altındaki dövizin bozulması çağrısını yineleyerek, “Bu bize karşı ekonomik savaş ilan edenlere benim milletimin cevabı olacaktır. Bugün değil de ne zaman? Yerli paramızla onlara cevabımızı vereceğiz” şeklinde konuştu. Erdoğan, yastık altında bulunan döviz ve altınların bozulmasının Batı’ya verilecek en büyük mesaj olacağını ifade etti. “Her türlü tehdit, baskı, senaryo vız gelir” ifadesini kullanan Erdoğan, hamaseti tercih etti.
Sonra damadı gösteri yaptı
Dün öğleden önce açıklama yapması beklenen Erdoğan’ın damadı Maliye Bakanı Berat Albayrak, Erdoğan’da sonra konuştu. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Dolmabahçe’de düzenlediği toplantıda “ekonomide yeni yol haritası”nı paylaştı. Erdoğan, somut önlem ve adımlar yerine soyut söylemlerle dolu bir gösteri yaptı. Albayrak’ın konuşması sürerken dolar hızla yükselişe geçerek 6.46’yı geçti. Euro ise 7.20 liraya çıktı.
Trump tekmeyi salladı
Albayrak’ın toplantısı bitmeden ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’ye yönelik alüminyum ve çeliğe ek gümrük vergisi getirildiğini duyurdu. Trump, “Türkiye’den çelik ve alüminyumda gümrük vergisinin iki katına çıkarılmasına onay verdim” dedi. Trump, bu bilgiyi verdiği tweet’e, “Türkiye ile ilişkilerimiz şu ara iyi değil!” notunu düştü.
Hız limiti aşıldı
Trump’ın bu açıklamasından sonra döviz yukarı, TL aşağı doğru hız limitini zorladı. Dolar, 7.0’ye tırmandı, euro ise 8.0 bandına ilerledi.
Borsa da dayanamadı
TL’de kayıplara karşın yükselişini korumaya çalışan borsa da daha fazla dayanamadı. Sabah seansında 97.800 seviyesini test eden borsada TL’de artan kayıplara da bağlı olarak satış baskısı yaşandı. BIST yüzde 8’e yakın düşüşle 90 binin altına indi.
HABER MERKEZİ
Avrupa kaygılı
Financial Times gazetesi, liradaki düşüşün Türkiye’de büyük operasyonları olan Avrupalı bankalar üzerinden Euro Bölgesi’nde yaratabileceği etkilerin Avrupa Merkez Bankası’nı kaygılandırdığını yazdı.
İngiliz Financial Times (FT) gazetesi, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) liradaki değer kaybının başta BBVA, UniCredit ve BNP Paribas olmak üzere Euro Bölgesi’ndeki bazı büyük bankalar üzerinde yaratacağı olası etkilerden endişeli olduğunu bildirdi. Gazetenin Frankfurt, İstanbul ve Londra mahreciyle sabah saatlerinde internet sitesine koyduğu haber, lira ve euroda sert kayıpların yaşanmasına neden oldu. Haberde şu ifadeler yer aldı: “Kurdaki düşüşe bağlı olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın bölgedeki en büyük bankaların faaliyetlerini izlemek için oluşturduğu Tek Denetim Mekanizması kanadı, son birkaç aydır Avrupa’daki bankaların (Türkiye) ile ilişkilerini mercek altına aldı.
Banka, durumu henüz kritik olarak nitelendirmiyor. Ancak konuya yakın iki kişinin aktardığına göre, Türkiye’de büyük operasyonları bulunan İspanyol BBVA, İtalyan UniCredit ve Fransız BNP Paribas’yı özellikle risklere daha açık olarak değerlendiriliyor.”
Financial Times, liradaki değer kaybı Türkiye’de büyük yatırımları bulunan bankaların gelirlerini olumsuz etkileyeceğini ve ECB’nin esas endişesinin Türk bankalarının döviz cinsi kredileri ödeyememe riski olduğunu belirtti.
FT’ye konuşan gelişmekte olan piyasalarda faaliyet gösteren hedge fon Cartica’nın İdari Direktörü Katalin Gingold, “Bankacılık sisteminde çok fazla gizli sorun olduğunu düşünüyoruz” dedi ve kamu bankalarının borçlarının yüksekliğine dikkat çekti.
BBVA’nın Garanti Bankası’nda, UniCredit’in de Yapı Kredi Bankası’nda hisseleri bulunuyor. BNP Paribas da Türkiye Ekonomi Bankası’nı (TEB) satın alarak Türk bankacılık sektörüne girmişti.
Financial Times haberinin ardından İspanyol Bankası BBVA’nın hisseleri açılışta yüzde 3.8, Fransız BNP Paribas yüzde 2.6, İtalyan UniCredit yüzde 3.7 düştü. Hollanda bankası ING’nin hisseleri yüzde 2.1, HSBC’ninki ise yüzde 0.5 geriledi.
Avrupalı bankalar birkaç gün önce açıkladıkları ikinci çeyrek bilançolarıyla birlikte Türkiye’deki operasyonlarının net kâra etkisinin yüksek olmadığını ifade etmişlerdi.
Altın, dolarla birlikte zirve yaptı
Gram altın 253 lira, çeyrek altın 412 lira ve Cumhuriyet altını 1.610 liradan işlem görDÜ.
Dolar kurundaki değer kazançlarının etkisiyle yükseliş eğiliminde hareket eden altının gram fiyatı, günü önceki kapanışa göre yüzde 4,94 primle 216,2 liradan tamamladı. Altının gram fiyatı, haftanın son işlem gününe yükselişle başlamasının ardından saat 09.50 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 6,8 değer kazancıyla 231 liradan işlem gördü. Ancak Trump’ın açıklaması ardından döviz yükselince altın da kervana katıldı. Kapalıçarşı’da çeyrek altın 412 lira, Cumhuriyet altını da 1.610 liradan satıldı. Altının gramı 253 lirayı aştı.
Bardak taştı
İngiliz The Economist dergisi bu haftaki sayısında ABD’nin iki Türk bakana yaptırım kararı almasının Türkiye ekonomisinde bardağı taşıran son damla olabileceğini yazdı. Dergiye göre, Türkiye’nin diplomatik krizi ekonomik krize doğru gidişi hızlandırıyor.
Economist, yazıya “Amerikan Kongresi, Rusya’da yolsuzlukları açıklayan birinin öldürülmesinden sorumlu Kremlin yetkililerine baskı yapmak amacıyla 2012’de Magnitsky Yasası’nı geçirdiğinde ve hatta yolsuzluk ve insan hakları ihlallerine karışan yabancı yetkilileri de dâhil etmek için yasayı genişlettiğinde, pek az kongre üyesi bunun NATO müttefiki bir ülkenin hükümetine karşı kullanılacağını hayal edebilirdi” diyerek başlıyor.
“1 Ağustos’ta, ABD Hazine Bakanlığı iki üst düzey Türk yetkilinin, içişleri ve adalet bakanlarının, Amerikalı pastör Brunson’un uzayan tutukluluğunda oynadıkları rol nedeniyle mal varlıklarını dondurduğunda olan tam da buydu” ifadelerini kullanan dergi, “Türkiye’nin de beklendiği gibi Başkan Donald Trump’ın kabinesindeki iki bakana yaptırım açıkladığını” hatırlatıyor.
Economist, Erdoğan da dahil iki tarafın da krizden çıkış için bir yol bulunabileceğini ifade ettiğini ancak piyasaların bu görüşü paylaşmıyor göründüğünü yazıyor. TL’nin Dolar karşısındaki değerinin 6 gün üst üste rekor derecede değer kaybettiğini vurgulayan Economist, devlet tahvili faizlerinin rekor seviyelere çıkmasıyla ekonominin kriz tehdidiyle karşı karşıya geldiğini söylüyor.
Yaptırım kararı sürpriz değil
Yazıya şöyle devam ediliyor: “Daha 2 hafta önce Türkiye ve Amerika bir dizi karmaşık sorunda ilerleme kaydetmenin yolunu açabilecek bir anlaşmanın eşiğindeydi. Türkiye, 2016 sonundan beri bir dizi saçma terör suçlamasıyla tutuklandığından beri cezaevinde bulunan Pastör Andrew Brunson’ı serbest bırakacaktı. Amerika da İran’a yönelik ambargoları ihlal etme suçlamasından hüküm giyen Türk bankacıHakan Atilla’nın cezasının geri kalanını Türkiye’de çekmesine izin verecekti. Uzlaşmanın Türk Dışişleri Bakanı’nın ek talepleriyle bozulduğu, Amerikalı yetkililerden, Atilla’nın çalıştığı devlet bankası Halkbank’a yönelik soruşturmalara son verilmesini istediği belirtiliyor. Brunson, serbest bırakılmak yerine ev hapsine alındı.”
Amerika’da Türk hükümetine duyulan öfke düşünüldüğünde, yaptırım kararının sürpriz olmadığını söyleyen dergi, ABD Başkanı’nın Erdoğan’la geçen yıl yaptığı ilk görüşmeden bu yana üç kez Brunson’ı durumunu gündeme getirdiğini ve Trump yönetiminin bıkıp usanmadan Brunson’ın serbest bırakılması çağrısında bulunduğunu hatırlatıyor.
Manevra alanı kaldı mı?
Economist, ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırım kararının bir uyarı atışı mı olduğunu, yani hala bir uzlaşma için manevra alanı bulunup bulunmadığını ya da yeni yaptırımların kaçınılmaz olup olmadığını görmek için çok erken olduğunu belirtiyor. Ancak “çok sayıda yaptırımın şimdiden yolda” olduğunu kaydeden dergi, “Senato’da geçtiğimiz günlerde onaylanan bir yasada, Rusya’dan füze savunma sistemi satın alınmasına misilleme olarak, Erdoğan hükümetine 100 F-35 savaş uçağının teslim edilmesini engelleme tehdidinde bulunulduğunu” hatırlatıyor.
Başka hangi yaptırımlar gelebilir?
Bir diğer yasa tasarısında da Pastör Brunson ve Amerikan Konsolosluğu’nun geçen yıl gözaltına alınan üç yerel çalışanı serbest kalana dek, Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası gibi uluslararası mali kuruluşların Türkiye’ye yönelik kredileri askıya almaya zorlanmasının teklif edildiği belirtiliyor: “Sermaye akışına bağımlı, şirketlerinin üzerinde 220 milyar dolarlık borç yükü olan ve şimdi de büyüyen bir para krizine giren bir ülke için yeni yaptırımlar yıkıcı olur.”
Economist ayrıca, iki Türk bakana yönelik büyük ölçüde sembolik önlemlerin, Amerika’nın Türkiye’den 1,7 milyar dolarlık vergiden muaf ürün ithalatını gözden geçireceği haberleriyle birleşmesinin bile TL’nin son 10 yıldaki en kötü performansını göstermesine yeterli olduğunu söylüyor.
Sorun sadece kur değil
Economist, daha genel anlamda da ekonominin bir süredir sorunlu olduğunu belirtiyor. Ucuz kredi bolluğu ve kamu harcamalarıyla enflasyonun inatla yükseldiği ve geçen ay yüzde 16’yla 2003’ten bu yanaki en yüksek seviyesine çıktığı belirtiliyor. Dergi, TL’deki çöküşün bir dizi önde gelen Türk şirketini milyarlarca dolarlık borçlarını yeniden yapılandırmaya zorladığını ve moratoryum ilan etmenin eşiğinde olduklarını düşünenlerin bulunduğunu aktarıyor ve ekliyor: “Ekonomistler, bilim insanları arasında ‘Dünya düzdür’ söylemine denk bir yeri olan ‘Yüksek faizin enflasyonu tırmandırır’ inancında olan ve bedeli ne olursa olun ekonomik büyümede ısrar eden Erdoğan’ın baskısıyla, Merkez Bankası hasarı kontrol altına almak için tutarlı olarak çok az ve çok geç adım attı. Merkez Bankası, çoğu uzmanı şaşırtan bir şekilde, 24 Temmuz’daki son toplantıda faiz artırmadı.”
Ekonomi yönetimindeki değişiklikler
Economist’in görüşlerine yer verdiği Capital Economics uzmanı William Jackson, enflasyon artarken, Türk ihraç ürünlerinin rekabet gücünü koruyabilmesi için TL’nin biraz daha değer kaybetmek zorunda kalabileceğini, büyük olasılıkla Merkez Bankası’nın başarmayı umabileceği tek şeyin de TL’nin erimesini yönetmek olabileceğini söylüyor.
Dergi, yatırımcı güveninin azaldığını ve 18 Temmuz’da Olağanüstü Hal uygulamasının kaldırılmasının da bu duyguyu beklendiği kadar değiştirmediğini belirtiyor. Yazı şu satırlarla sona eriyor: “Yargıçları ve memurları muğlak ulusal güvenlik gerekçeleriyle görevden almak da dahil, hükümetin olağanüstü hal yetkileri, yeni güvenlik yasasında yerini buldu. Erdoğan’ın yürütmedeki gücünü artıran, üst düzey yetkilileri istediği gibi atayıp, görevden almasını sağlayan ve parlamento denetimini zayıflatan diğerleri düzenlemeler de anayasaya girdi. Seçim zaferinden yeni çıkan güçlü Türk lideri para ve mali politikada kontrolünü daha da artıracak gibi görünüyor. Erdoğan eski ekonomi ekibini, görevden alarak, yerlerine Maliye ve Hazine Bakanı olarak atadığı damadı Berat Albayrak da dahil, görece denenmemiş sadık adamlarını atadı. Bu hamlelerin hiçbiri yatırımcı güvenini yükseltmeyecek.”
Avrupa piyasalarında alarm
Türk Lirası’nın hızlı değer kaybı Avrupa piyasalarında da alarm çanlarının çalmasına yol açtı. Avrupalı analistler artık devlet iflası olasılığının gündemde olduğuna dikkat çekti.
Türk Lirası’nın hızla değer kaybetmesi Avrupa ekonomi çevrelerinde de huzursuzluk yarattı. Türkiye’nin moratoryum ilan etmek zorunda kalıp dış borçlarını ödeyemez duruma düşmesinin kreditör durumundaki Avrupa bankalarının durumunu sarsmasından endişe ediliyor. DW’nin haberine göre; Avrupa Merkez Bankası’nın Türkiye’deki kur krizi nedeniyle Avrupalı bankaların durumunu mercek altına aldığı, özellikle de krizin İspanyol BBVA, İtalyan UniCredit ve Fransız BNP Paribas’a olası etkilerine odaklanıldığı yönündeki haber, Avrupa borsalarına da yansıdı.
Haberde adı geçen bankaların hisseleri yüzde 3’ü aşan oranlarda değer kaybederken Alman Deutsche Bank ve Commerzbank hisselerinde de sırasıyla yüzde 3.3 ve 2.1’lik düşüş kaydedildi. Deutsche Bank’ın borsa değerinin yüzde 3,3 oranında azalmasında kredi notunun düşürülme riskinin de rol oynadığı belirtilirken Commerzbank hisselerinin yüzde 2,1 oranında ucuzlamasında Türkiye’deki ekonomik kriz etkili oldu.
Alman ve Avrupa bankalarının uzmanları, Lira’nın hızlı düşüşüne güven krizinin yol açtığı, hukuk güvensizliği, yüksek enflasyon ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla ilgili endişelere Türkiye’nin devlet iflasına sürüklenme ihtimalinin de eklendiği, bunun da kredi sigorta primlerinin rekor düzeye çıkmasından anlaşıldığı görüşünde.
Alman BayernLB bankasından Manuel Andersch “Lira serbest düşüşe geçmiş görünüyor. Türk Merkez Bankası Erdoğan’ın zincirlerinden kurtulup faizleri yüksek oranda arttırmadığı sürece ödeme bilançosu krizi kaçınılmazdır” değerlendirmesinde bulundu.
Bundschuh: İflas olasılığı konuşuluyor
LBBW Bankası analisti Clemens Bundschuh da Türk Lirası’nın girdap içinde bulunduğunu belirterek, Türkiye’nin en büyük sorununun güven bunalımı olduğunu söyledi. Yatırımcıların ellerindeki hisse ve tahvilleri hızla elden çıkardıklarına ve bu durumun Lira üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Bundschuh, “Başlangıçta hukuk devleti ve Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede yeterince bağımsız olmaması sorun iken artık piyasalar iflas olasılığı üzerinde duruyor” dedi.
VMC Markets yatırım şirketinin piyasa analiz uzmanı Michael Newson ise uluslararası yatırımcıların kısa süre öncesine kadar para krizinin yerel bir sorun olduğunu sanmakla yanıldıklarına dikkat çekerek, “Değer kaybının hızlanması Türkiye ile iş yapan Avrupa bankalarıyla ilgili endişelerin artmasına yol açtı. Cumhurbaşkanının Allah’tan yardım beklediği ve dünyayı karşısına aldığı bir ülkede yeni ekonomik modeller sıkıntıları gidermeye yetmez” diye konuştu.
Berenberg Bankası baş iktisatçısı Carsten Hesse Türkiye’deki ekonomik kriz ve Avrupa ekonomisi üzerindeki muhtemel etkilerini şöyle değerlendirdi: “Türkiye çok zor bir durumda. Krediyle finanse edilen hızlı büyümenin ardından enflasyonun tırmanması ve Lira’nın değer kaybetmesi Türkiye’nin devlet iflasına sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Türkiye açısından söz konusu olan risklerin dışında Euro Bölgesi de sıkıntıya girebilir. Euro Bölgesi Gayrı Safi Hasılasının aşırı derecede etkilenmesini beklemiyorum. Türkiye’ye yapılan ihracat yüzde 20 oranında daralsa bile bunun Euro Bölgesi’nin milli gelirinde yaratacağı kayıp yüzde 0,1’i geçmez