
Erdoğan AKP ve hükümette hakim birisi. Erdoğan güçlü oldukça ve başta kaldıkça devleti ele geçirme ve hükümeti etkisizleştirme olanağı yoktu. Bu açıdan onu hedefleyenler hazırlıklı ve hedeflerini iyi belirlemişler. Devletin içinde örgütlendikleri için hükümet ve Erdoğan hakkından ellerinde toplanmış ve hazırlanmış yeterince bilgi ve belge de bulunuyor. Erdoğan direndikçe parça parça sızdırıyorlar ve gündemi kendileri belirlemeye, Erdoğan’ı politika yapamaz hale geitirmeye ve savunmaya çekmeye çalışıyorlar.
Hakkında yolsuzluk ve hırsızlık iddiaları olan ve ses kayıtları dolaşıma sokulan bir başbakanın ülkeyi yönetmesi ve birşey olmamış gibi davranma şansı yoktur. İç ve dış kamuoyunda hırpalanan, bu yönüyle tartışılan ve hakkında şaibeler ortalıkta dolaşırken etkili politika yapmasını beklemek gerçekçi olmaz. Direkt istifa etmese ve hükümet düşürülmese bile yüksek bir moral ve iddia ile politika yapma şansı elinden alınmış oluyor.
“Devlet eşek bile olsa binme” deyişi bugün bir kez daha kendisini görünür kılıyor. Erdoğan devleti ele geçirmeye ve güce dayanarak politika yapmayı tercih etti. Ama gücün tüm iplerini ellerinde toplaması ve istediği gibi kullanması görüldü ki o kadar kolay değil. Başka güç odakları ve onun politikalarından rahatsız olanlar bir biçimde altını oyacaklar ve farklı arayışları sürdürecekler. Olan da budur. Fethullahçıları devlete o kadar sızdırırsan, devleti kevgire çevirmelerine olanak sunarsan karşına böyle çıkmalarına da şaşırmayacaksın.
Erdoğan, Fethullahçılar’ın bu kadar ileri gideceklerini beklemiyordu tabi. Onun için biz safmışız, diyor. Türkiye’nin devlet geleneğini ve iktidar için evlatlarının kanına girenlerin olduğunu unutmuşa benziyor. Fethullahçılar demokratik çevreleri ve Kürtleri hedef aldığında, onlar teşhir edilip sürek avlarıya tutuklandıklarında hiç de rahatsız olmuyorlardı. Binlerce politikacı KCK adı altında suçlu ilan edildi. Erdoğan’ın bugün şikayet ettiği belgelerle Kürtler yıllarca içeride tutulup mağdur edildiklerinde hiç de rahatsız değildi. Meydanlara, TV’lere çıkıp bu operasyonların arkasında durduğunu savunuyordu.
Erdoğan şimdi bana karşı komplo yapılıyor, diyor. Kabul işin bu yanı da var. Yapılanlar temiz bir toplum ve demokratik bir Türkiye için değil, bu da doğru. Tamamen iktidar ve güç oyunlarından kaynaklı bir hesaplaşma ve çatışmaya tanık oluyoruz. Bu hesaplaşma etik ve yasal zeminde de yürümüyor. Türkiye’de darbe geleneğinin farklı bir biçimde yeniden hortlaması olarak da değerlendirmek yanlış olmaz. Hükümetleri demokratik talepler ve yöntemler dışında sıkıştırma ve düşürmenin yolları açılıyor.
Erdoğan bana komplo yapıldı deyip kıyametleri koparıyor. Meydanlara çıkıyor ve tüm güçlerini, basınını harekete geçiriyor. Komplo ise harekete geçmekte de haklı. Ama aynı Erdoğan BDP’ye ve çalışanlarına, kat kat fazlası yapılırken niye bir gün harekete geçmedi. Hatip Dicle hala cezaevinde. Hangi yasadışı işlerin içindeydi, hangi silahlı organizasyonları yönetiyordu. Kendi oğlunun savcıya gitmesine izin vermeyen ve savcıları, polisleri değiştiren Erdoğan Hatip Dicleleri tutuklayan ve onlara komplo düzenleyenleri taltif ediyordu.
Erdoğan bu saldırılar karşısında ne kadar dayanır, ne kadar ayakta kalır net birşey denemez. Ama buna zemin olan kendisiydi. Tarihsel öngörüsünün zayıf olduğu görülüyor. Halbuki daha önce sayın Öcalan kendisini çok uyardı. “Aldığın oylara güvenme, Adnan Menderes’in akibetini unutma,” demişti. Çözümün demokratikleşmekte olduğu, hızla harekete geçmesi gerektiğini vurgulayıp durdu. Ancak Erdoğan bu uyarılara kulaklarını kapattı. Oy ve iktidar hesaplarına dalmaya devam etti. Şimdi gelinen noktada siyaseten can pazarını yaşıyor. Varlığını kurtarıp kurtarmayacağı bile belirsiz.
Bundan sonra da Erdoğan’ın fazla seçeneği yok. Bu kadar darbelenmiş ve hırpalanmışken önünde yine iki seçenek var. Ya rotayı demokrasiden ve barıştan yana kırar ya da bu kavgada boğulur. Ayrıca Türkiye’de şu an siyaseten de yalnızlaştırılmış durumda. MHP ve CHP, Fethullahçılar, Ergenekoncular hepsi gitmesi için saldırıda. Geriye demokrasinin en temel gücü Kürtler ve Türkiye’nin gerçek demokratları kalıyor. Demokrasiden tercihini yaparsa ayakta kalabilir ve Türkiye’nin tarihsel sorunlarını çözmüş birisi olarak da tarihe geçebilir.