Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’a "diktatör bozuntusu" demiş.
Ne kadar Havuz medyatörü, darbukatörü, provokatörü varsa bağırmaya başladı:
"Ne münasebet bizim Erdoğan’ımız o "şeyin" bozuntusu değildir"…
"Neyidir?"
"Neyi olacak canım, o tastamam şeydir…"
Aslında ben de onlarla aynı fikirdeyim diyebilirim de demem. Yani "Erdoğan bozuntu mozuntu değildir, tastamam ‘şey'dir'' diye yazmam.
Nedenini siz biliyorsunuz.
Bu münakaşalar olurken, bir de baktım Hasan Cemal kardeşimiz de köşesini "şeyin bozuntusu" vak’asına ayırmış. Sayamadım; çok sayıda "ey şeyin bozuntusu" diye sıralamış.
Şu sıralar "aktüel" ya… Soralım: Hitler nedir?
"Diktatör" müdür, yoksa "diktatör bozuntusu" mu?
Şarlo’nun ünlü filminde Hitler, üzerinde dünya haritası çizili büyük bir balonla oynamaktadır. Balonu havalarda uçurur, sonunda ardını döner ve "dünya şeklindeki balonu" poposuyla zıplatır.
Buyurun işte… Filmdeki bir "Hitler bozuntusudur".
Ben şimdiye kadar Sayın Reisimizin balonla bu şekilde uygunsuz oyunlar oynadığını duymadım.
Tarihteki en büyük "diktatör bozuntusunun" Mussolini olduğunu düşünüyorum. Zavallı "İl Duçe"… Çenesini yukarıya, poposunu arkaya, göğsünü öne doğru çıkararak yürür ve konuşurdu. Hikayesi şöyle:
İngilizler Sicilya’ya çıkartma yaptıktan sonra, anlı şanlı "İl Duçe" Kral tarafından bir emirle azledildi, sonra kulağından tutularak bir otelde göz altına alındı. Bunun üzerine "bozuntu" olmayan Hitler, kendi karikatürünü bir grup SS vasıtasıyla oradan kaçırdı. Sonra da ona Almanya’nın işgalindeki Kuzey İtalya’da "İtalya Sosyal Cumhuriyetini" kurdurdu. Aslında Hitler’in kuklasıydı… Sonunda "bacağından" asıldı.
Ben Erdoğan’ın "böyle bir şey" olduğuna rüyamda görsem inanmam.
Erdoğan AKP’lilerin hep bir ağızdan söylediği gibi, bence de "bozuntu" değildir ve de "bozuntu" olamaz.
Sayın Reisimizin de söylediği gibi, "Hitler Almanyası nasıl hem üniter ve hem de totaliter" ise, Hitler de işte öyle "bozuntu olmayan bir diktatördü".
Söyleyin bana, "Hitler Almanyasına benzer bir rejim hem üniter, hem totaliter" olur da "bozuntu olmayan bir diktatör" olmadan olabilir mi?
Ben, "Hitler Almanyasına benzer bir üniter ve totaliter rejimi" öyle "bozuntu" bir "şeyin" kurabileceğine asla inanmam. Böyle bir rejimi ancak ve ancak "bozuntu" olmayan bir "şey" kurabilir.
Ben bu minval üzre yazıyı devam ettirirken, Kuto tepeme dikildi.
"Veysi abe, dedi, halk düşmanı gazeteciler ‘okurun hiçbir şey bilmediğini, her şeyi kendilerinin bildiğini’ saniy… Ama sen de abartiysin ‘okur her şeyi bilir’ sanisin… Deminden beri bakiyem, durmadan ‘bozuntu’ diye bir kelime kullanisin. İyi de ‘bozuntu’ ne demek?"
Masama Büyük Türkçe Sözlük'ün "b" maddesinin "boz" kısmını açarak bırakıp gitti.
Baktım sözlükte "bozuntu" sözcüğü şöyle anlatılmış:
"Kendinde bulunması gereken nitelikleri taşımayan kimse veya şey"…
Hoppala!..
Haydi bakalım, medyatörler, darbukatörler, provokatörler çıksın bakalım işin içinden.
Kılıçdaroğlu diyor ki, "Bu Erdoğan var ya, bu Erdoğan, bir diktatörde ‘bulunması gereken hiçbir nitelik taşımamaktadır, o diktatör değil, diktatör bozuntusudur."
Şimdi siz bir Erdoğancı olsanız, Kılıçdaroğlu’nun "diktatör değil bozuntu" lafına itiraz eder misiniz? Onlar ediyor işte: "Ne bozuntusu ulan, bizimki bir diktatörde bulunması gereken bütün niteliklere haizdir, hatta fazlası vardır".
Hey gidi günler!
"Diktatörlük" kavramı bizim kuşağın kulağına, sanılanın aksine pek "kötü" gelmez.
Ya da diyelim ki, "iki diktatörlükten" yani 12 Mart ve 12 Eylül’de yenen sopalardan ve reel sosyalizmin çöküşünden önce öyleydi diyelim. Malum biz "Proletarya diktatörlüğü"nden söz ederdik.
Örneğin Perinçek "Hruşçov’un diktatör bozuntusu" olduğunu, Mao’nun sapına kadar diktatör olduğunu" savunurdu. Biz ise "Mao diktatör bozuntusudur, Stalin kadar olmasa da Hruşçov da bal gibi diktatördür" diye konuşurduk.
Şimdi AKP’liler "bozuntu değil şeydir" diye konuşuyor.
İnandık gitti…