Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı, Türk devletinin gerilla alanlarına dönük bombardımanına ilişkin yaptığı yazılı açıklama şöyle:

“Kürt sorunu gibi Türkiye’nin en temel sorununun çözümünde 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatı gibi önemli bir düzeye ulaşılmasına rağmen, bugün Erdoğan’ın ve AKP hükümetinin savaş kararı alarak hareketimize, halkımıza ve Türkiye demokrasi güçlerine dönük topyekun bir saldırıyı başlatmış olması Kürt halkına ve demokrasi güçlerine düşmanca zihniyetinin ve tutumunun bir göstergesidir. 


Diktatörlük hayalleri

Açık ki bu karar, kesinlikle Türkiye toplumunun çıkarı düşünülerek değil, diktatör olma hırsıyla iktidar ve seçim hesapları uğruna alınmıştır. Kirli iktidar hesapları için Kürt ve Türk gençlerinin kanını dökme sürecini başlatan Erdoğan bu uygulamasıyla Kürt Özgürlük Hareketi’ni darbeleyerek zayıflatmayı, böylece HDP’yi barajın altına düşürmeyi, yine geliştirdiği savaşla tüm milliyetçi kesimlerin oylarını almayı ve diktatörlük hayallerini gerçekleştirmeyi arzu etmektedir. 

Hareket olarak bizler Önder Apo’nun 2013 Newroz çağrısına hep bağlı kaldığımız gibi, Önderliğimiz üzerindeki tecride, siyasi soykırımlara, askeri operasyonlara, baraj ve karakol yapımlarına rağmen tek taraflı ateşkes pozisyonunda durmayı görev bildik. 


Ateşkes ortadan kalktı

Esas olarak Ağrı-Diyadin saldırısı ve 30 Haziran hava saldırısı ateşkesin sonlandırıldığı anlamına gelmesine rağmen yine de tarafımızdan kararlı bir biçimde bugüne kadar ateşkes pozisyonunu sürdürmeye özen gösterilmiştir. Suruç’ta gerçekleşen katliama misilleme amacıyla bazı yerel birimlerin yaptığı kısmi misilleme eylemleri ateşkesin tarafımızdan bozulduğu anlamına gelmediği gibi, zaten bu eylemler bir merkezi karardan ziyade tepkisel çıkışlar biçiminde gelişmişlerdir. 


Topyekün direniş 

Ancak şu anda Türk devleti tarafından yürürlüğe konulmuş bulunulan topyekun savaş saldırısıyla bizlerin tek taraflı olarak ateşkesi sürdürmemizin koşulları da ortadan kaldırılmıştır. Gelişen saldırılara karşı kendimizi savunma hakkımız temelinde topyekun saldırıya karşı topyekun direniş geliştirerek özgürlük ve demokrasiyi savunma görevi tarihsel bir görev olarak önümüze çıkmış durumdadır.


Yeni ve zorlu dönem

Tüm kamuoyu, Türkiye toplumu, yurtsever halkımız ve demokrasi, barış, kardeşlik yanlısı kesimler bilmeli ki, biz her şart altında özgürlük ve demokrasi çizgisinde kararlı durmayı bilecek bir hareketiz. Bugün önümüze kapsamlı bir mücadele ve direniş süreci gelmiş bulunmaktadır. Bu yeni ve zorlu mücadele döneminde başarı şansımızın her zamankinden çok daha yüksek olduğu açık ortadadır. 


Türk sömürgeciliği yenilecek

Halkımızın örgütlü mücadelesi ve gerillamızın kararlı-güçlü performansı, AKP ve Erdoğan’ın şahsında Türk sömürgeciliğinin yenilgisini kesin bir olguya dönüştürecektir. Türkiye toplumunun hiçbir değer yargısıyla kesinlikle bir sorunumuz olmadığı gibi, bu savaş bir PKK ve Türk devleti savaşı olmaktan ziyade, Erdoğan diktatörlüğü ve Kürdistan halkı ile Türkiye demokrasi güçlerinin savaşı durumundadır. 

Kürdistan gerillası, tüm Türkiye toplumunun demokrasi ve özgürlük savaşçıları olarak halkıyla ve demokrasi güçleriyle birlikte kazanmayı kesinleştirecek güce, performansa ve yetkinliğe sahiptir. Bu açıdan içine girilen yeni mücadele döneminin büyük bir tarihi direniş ve zafer yürüyüşü olacağı kesindir.”


Uluslararası güçlere

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı, Erdoğan ve şurekasının PKK’yi DAİŞ’le aynı kefeye koyarak, çete örgütüyle kirli ittifakının üstünü örtmeye çalıştığını da belirterek uluslararası güçlere seslendi: “Uluslararası güçlerin şimdiye kadar DAİŞ’le kirli ittifaklar yapıp halkımıza saldıran AKP rejimine ortak olmamaları ve halkımızın haklı talepleri karşısında durmamaları gerekir.” “Tüm hukukunu ayaklar altına alarak Önderliğimiz üzerinde tecrit ve işkence sistemini uygulayanlar, halkımız ve gerillamızın Önder Apo çizgisinde zafer yürüyüşünü durduramayacaklardır” diyen Komutanlık, Kürt halkını tarihi direniş sürecine tüm gücüyle katılmaya, gençleri zafer yürüyüşünün birer savaşçısı olmaya çağırdı.


ANF/BEHDİNAN