
Saarbrücken kentinde Alman kurumlarının düzenlediği bir konferansta konuşan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Hatip Dicle, Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan'ın, halklara karşı soykırımlarla anılan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin lideri Enver Paşa'nın yeni yüzü olduğunu söyledi.
Almanya'nın Saarbrücken kentinde Saarland Rosa Luxemburg Vakfı, Peter-Imandt Birliği ve Der Aktion 3.Welt Saar Derneği'nin 'Türkiye nasıl devam edecek' adlı bir konferans gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü İsmail Küpeli'nin yaptığı konferansa Kürt siyasetçi Hatip Dicle ve Feminist aktivist Sibel Schick'in yanı sıra Alman kurum ve kuruluş temsilcisi katıldı.
'Kürt seçilmişi cezaevinde'
Açılış konuşmasını Aktion 3. Welt Saar adına yapan Gertrud Selzer, Hatip Dicle'yi ilk olarak 1993'de Bonn'da gördüğünü, o zaman Halkın Emek Partisi (HEP) üyesi olduğunu belirtti. Selzer, "Ama maalesef bugün bu parti siyasi hayatta değil. Çünkü Türkiye'de bu tür siyasi partilerin ömürleri az oluyor. Sayın Dicle, yıllarca demokrasi adına demokrasi için cezaevinde kaldı. Bugün aynı şekilde HDP Eşbaşkanları ve çok sayıda Kürt seçilmişi cezaevindeler" dedi.
'Katliam tehlikesi ile karşı karşıyadır'
Daha sonra söz alan DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, Türkiye'de şaibeli bir referandumun olduğunu hatırlatarak "Erdoğan'ın bu referandumda aldığı 'Evet'in ardından Kürtlere daha fazla saldıracağını belirtmiştik. Erdoğan bizi yanıltmadı. Güney Kürdistan, Şengal ve Rojava'ya saldırarak bunun ilk saldırılarını gerçekleştirildi. Bu politikanın devam edeceğini düşünüyoruz.
Erdoğan, Enver Paşa'nın yeni bir yüzüdür. İttihat ve Terakki’nin politikalarının bir devamıdır. Enver, Turan hayalini kuruyordu. Erdoğan Neo Osmanlıcılık adına Ortadoğu'da bir Osmanlı İmparatorluğu için çalışıyor. Enver, Ermeni ve Süryanileri önündeki en büyük engel olarak gördü katletti. Erdoğan da bugün Kürtleri önünde bir engel olarak gördüğü için katlediyor. Durum Kürtler için çok ciddidir. Kürt halkı büyük bir katliam tehlikesi ile karşı karşıyadır" vurgusunda bulundu.
DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle devamla "Referandumda açıkça hile yapılmıştır. AKP, 2010 yılında getirdiği yeni Seçim Yasası ile mühürsüz oy pusulası kabul edilemez olduğunu kendisi söyledi. Kendi çıkardıkları yasayı çiğnediler. Erdoğan YSK üyelerini 'Sizi Fethullahçı olarak tutuklayacağız' diyerek tehdit ediyor ve hileye zorluyor. Avrupa'da kullanılan oyları mührü olmayalar geçersiz sayılıyor. Türkiye'deki oylar geçerli sayılıyor" dedi.
Kadın katliamı yüzde bin 400 arttı
Feminist aktivist Sibel Schick ise konferansta AKP döneminde kadınlara yönelik artan baskılara dikkat çekti.
Schick, Türkiye'de kadınların hayatta kalabilmek için çok önemli bir mücadele verdiğini, AKP iktidara geldiğinden bu yana kadın katliamının yüzde bin 400 arttığını söyledi. Schick "Kadın katliamına uygulanan yargıdaki kanunlar çok esnek ve çok hafifletici olmasında dolayı kadın katliamları adeta teşvik ediliyor. Türkiye'deki kadın sığınma evleri birer birer kapatılıyor. Kürt şehirlerinde belediyelere atılan kayyumların ilk işi kadın kurumlarını kapatmaktır" dedi.
Sibel Schick konuşmasının devamında şunları vurguladı: "AKP hükümetinin yaklaşımından dolayı neredeyse doğum kontrolü durdurulmuş durumda. Kürtajın uygulanmaması için büyük çaba veriliyor. Kürtaj yaptırmak isteyen kadınların ailelerine haber verilerek kürtajdan vazgeçirilmeye çalışılıyor. Gezi direnişi ile birlikte feminist hareket çok güçlendi. Hiçbir dönemde bu kadar gelişmemişti. Bunu gezi direnişine borçluyuz. Türkiye'de kadınlara baskı arttıkça kadın örgütlenmeleri oldukça güçleniyor. Türkiye çok büyük bir bilinmezliğe giriyor. Kim ne olacağını dahi bilmiyor. Referandum sonucu Türkiye'yi bir uçuruma götürüyor."
SAARBRÜCKEN