Erdoğan’ın polisi, 4-5 Mayıs’ta, ESP Babaşkanı Çiçek Otlu’nun da içinde bulunduğu, ESP, HDP, DP (Devrimci Parti), TÖPG, Halkevleri’den 100’ü aşkın kişiyi değişik şehirlerde gözaltına aldı. Erdoğan’ın yargısı, Dersim’de gözaltına aldıklarını tutukladı. Diğerlerini de tutuklamaya çalışacak. 

Erdoğan’ın polisi, ardından HDP’li vekil ve kadrolara yeni gözaltılara girişti. 

16 Nisan arifesinde halkların “Hayır” hareketini zayıflatmak için hızlansa da öncesi ve sonrasıla Erdoğan’ın zindan silahını kullanması faşist amacıyla bağlantılı ve süreklidir. 

Erdoğan, yeni tipte faşizmini kanla ve zindanla inşa ediyor. 

Roboskî’den, Suruç ve Cizre-Sur’a, 10 Ekim’den Antep’teki Kürt düğününde çocuk katliamına, Erdoğan’ın kanlı yolunu tarifi imkansız acılar yaşayarak gördük.

Erdoğan, demokratik hak gaspına ise özellikle 2011’de bu yana çok yoğun olarak başvuruyor. Taksim 1 Mayıs’larını yasaklayarak polis şiddetini yoğunlaştırdı. Onbine varan BDP’liyi, hukukçuyu ve gazeteciyi tutuklayarak, Gezi tutuklamalarına başvurarak zindan silahını kullanmayı tırmandırdı. 

Bir ara dönemden -diyalog süreci- sonra 2015’ten itibaren yeniden HDP’ye, diğer demokratik ve sosyalist partilere, gazetecilere tutuklamayı tırmandırıyor. 

HDP vekillerini parlamentodan tasfiyeyle ve DBP’li belediyeleri gasp ederek başladığı saldırıları, HDP Eşbaşkanları Yüksekdağ ve Demirtaş başta gelmek üzere HDP’li vekilleri, DBP’li belediye başkanlarını hapsederek sürdürüyor.

En ılımlı muhalifler olarak Cumhuriyet çalışanı gazetecileri bile zindana atmakla kalmıyor, tetikçi savcılara hazırlattığı  uyduruk iddianamelerle toplamı yüzlerce yılı bulan hapis cezaları istenmesini sağlıyor. Demokratik dayanışma gösterenleri adliye önünde polislerine dövdürüyor. 

Erdoğan, mücadeleyle engellenemediği sürece, zindan silahını sürekli kılacak.

Faşizm zorun iki biçimini de, insanları yıldırarak teslim almak için kullanır. Erdoğan/Saray faşizmi de, zorun her iki biçimine başvuruyor. 

Fakat, Erdoğan ve çetesi, Evren-Özal-Çiller-Ecevit’ten farklı olarak, halk içinde çalışma deneyimine sahip. Bu nedenle, yalnızca demokratik hakların gaspı ve faşist şiddetle sınırlı kalmıyor. Halk kitleleri içinde devrimci, demokratik çalışmanın bir daha yeşermemesi için, “kökünü kurutma”yı amaçlıyor. Humeyni, Mussolini, Hitler’in aynı amaçla başvurduğu yöntemi uyguluyor. Bütün demokratik parti ve kitle örgütlerini dağıtarak, kadrolarını hapsederek, en sonunda yasaklayarak halk içinde “kökünü kurutmak” istiyor. 

Erdoğan faşizminin amacı bunu sınırsız yapmak. Fakat hangi hızla ve ne ölçüde yapabileceğini yine de onun isteği değil güç ilişkileri ve mücadele belirler. 

Tüm demokratik parti, kitle örgütleri ve çevreler, kitlesel tutuklama ve hapsetmeye karşı, diktatör henüz zayıfken, karşı çıkmalı.

Demokratik güçlerden hiçbir parti, sendika ve çevre sıranın kendisine gelmesini beklemeden birlikte mücadele etmeli. 

Her kitlesel gözaltı ve tutuklamaya karşı protesto, Hayır mücadelesinde bu yöndeki ajitasyon, daha geniş kitlelerin birleşik mücadelesini tutuşturmalı, Erdoğan’ın zindan silahını işlemez kılmalı. Bu başarılırsa, diğer mücadelelerle birlikte, Erdoğan’ın zindan silahını etkisiz kılmakla kalmayacak, bumeranga dönüştürüp, inşa etmekte olduğu faşizminin yıkılışını yakınlaştıracaktır. 

Zindanlarda devam eden süresiz açlık grevcileriyle dayanışma da bu mücadelenin diğer bileşenidir. Zindanlarda yeniden tecrit ve ideolojik baskılama adım adım tırmandırılıyor. Erdoğan faşizminin, başta İmralı olmak üzere F tipi zindanlarda ağırlaştırdığı tecrite karşı direnen tutsakların mücadelesini başarıya ulaştırmak için, Hayır mücadelesiyle içiçe ve özel olarak dayanışma eylemleri ve ajitasyon ertelenmemeli. Diktatörün zindan silahını işlemez hale getirmenin bileşeni yapılmalıdır. 

Zindanı ve demokratik hak gaspı silahı işlemez kılınan hiç bir faşist diktatör, yalnızca çıplak zorla uzun süre iktidarda kalamaz.