
Köyleri 1994’te devlet güçleri tarafından yakılan; eşini “fail meçhul” bir şekilde kaybeden Xecê Yakışır’ın, 2 çocuğu dağa çıktı; ardından 2 torunu devlet tarafından katledildi. Şimdi yaşadığı Dara Hênî’deki köyü bombalanan Xecê ana, “O zaman Tansu Çiller’di, şimdi ise Erdoğan. Bu firavunluk değil de nedir? Erdoğan’ın yaptığını kimse yapmadı” dedi.
66 yaşındaki Xecê Yakışır’ın ailesi 90’lardan bu yana direniş içinde olan ve bedel ödeyen ailelerden biri. 1990’lı yıllarda Çewlîg’in (Bingöl) Dara Hênî (Genç) ilçesine bağlı Xîzginos mezrasında eşi Mehmet Ali, kayınbabası ve 11 çocuğu ile yaşayan Xecê ana, özgürlük mücadelesindeki ilk kaybını eşinin kaybettirilmesiyle yaşar. Xecê ananın eşi Mehmet Ali, 1994’te devlet güçleri tarafından köyü terk etmesi konusunda sürekli ölümle tehdit edilir. Ancak bu tehditlere aldırış etmeyen Mehmet Ali, ailesine “ölürüm de köyümü terk etmem” diyerek köyde kalmaya devam eder. Mehmet Ali o kadar sevilir ki “faili meçhul”e kurban gitmesinin ardından Xecê ve ailesinin göç ettiği mezraya “Goma Êlî - Ali Mezrası” adı verilir.
Askerlerin arasında görüldü
Türk işgal güçlerinin, 15 Nisan 1994 tarihinde köyü rastgele taraması, hayvanları öldürüp evleri ateşe vermesi üzerine Mehmet Ali, eşi ve çocuklarını alarak başka bir köye göç etmek zorunda kalır. Babasını ise yaşlı olduğu için köyde bırakır. Xecê ana, o günleri gözü yaşlı şekilde şöyle anlatıyor: “Mehmet Ali, bizi başka köye bıraktıktan sonra o gece yarısı babası için köye geri döndü. Çünkü babası yürümekte zorluk çektiği için köyde kalmıştı. Mehmet Ali, onu atla köyden çıkaracaktı. Bu nedenle sabah evin arkasında bulunan tepede, atı almak üzere çıkıyor. Ancak bir daha geri dönmedi. Eşimi askerlerin arasında görenler oldu. Bingöl’deki askeri birliğe götürüldüğünü gören tanıklar var. Ancak resmi makamlarda tanıklık yapmıyorlar, korktuklarını söylüyorlar.”
Eşinin bir daha eve geri dönmemesi üzerine resmi makamlara başvuran Xecê ana, devlet yetkililerinden uzun yıllar boyunca hiçbir cevap alamaz. 2007 yılında Kürdistan’daki binlerce kayba yeni biri daha eklenerek Mehmet Ali hakkında “gaiplik” kararı verilir.
Mezarı olsa da ağlasam
Eşinin cenazesine ulaşamamanın üzüntüsünü yaşayan Xecê ana, duygularını şöyle dile getirdi: “Bir gün tek başıma mezarlığa gidip saatlerce ağladım. Keşke bir mezarı olsa da başında olsam, ağlasam diye iç çekiyordum. Bir mezarı bile yok. Bu ondan daha kötü bir şey. Ne bir kemiği var ne de bir mezarı...”
Bir anne ve 11 çocuk
Eşinin kaybından sonra hayata tutunmaya çalışan Xecê ana, 11 çocuğunu alarak Çewlîg’e göç eder. Çewlîg’de akrabaları ve komşularının yardımıyla tek odalı, damı delik evde kalan Xecê ana, geceleri yağmur ve kardan dolayı evin içinde biriken suyu sabahlara kadar süpürdüğünü anlatıyor.
Babadan sonra iki oğul…
Uzun yıllar Çewlîg’de kalan Xecê ana, 2000’li yılların başlarında Amed’e göç eder. Ancak burada da sahip oldukları yurtsever kimliklerinden dolayı devletin şiddeti ve baskısı ile karşılaşırlar. Xecê ananın iki oğlu yönünü dağlara vererek özgürlük mücadelesinde yerlerini alırlar. Devletin baskısını her daim gören Xecê ananın, 3 oğlu da defalarca tutuklanır. Uzun yıllarını Amed, Çewlîg ve Wan başta olmak üzere çeşitli cezaevi kapılarında geçiren Xecê ana, yaşadığı tüm acılar karşısında dimdik durmayı öğrenir.
İki torunu katledilir
Xecê ananın, kayıpları eşi ile sınırlı kalmaz. Torunu Süleyman Yakışır geçen yıl özel harekat polisleri tarafından Amed’de katledilirken, bir başka torunu olan Mahsum Gürkan ise Amed’in Sûr ilçesindeki öz yönetim direnişinde şehit düşer. Direnmekten başka çaresi olmadığını söyleyen Xecê ana, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) her hafta düzenlediği “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin en ön safında yerini alır.
Devlet peşini bırakmıyor
Yıllarca köyünden uzak, memleket hasreti çeken Xecê ana, köye dönüşlere izin verilmesi üzerine 2010 yılında köyüne döner. 16 yıl köyden uzak kalmanın acısını yaşayan Xecê ana, köyde tarlasını ekerek geçimini sağlamaya çalışır. Ancak devlet burada da peşini bırakmaz. Çewlîg’in Dara Hinê ilçesine bağlı 7 köyde 23 Haziran’da ilan edilen “sokağı çıkma yasağı” ve ardından başlatılan bombardımanlardan köyleri de nasibini alır.
Şimdi de Erdoğan
Üç gün önce köylerinin etrafının yoğun bir şekilde bombalandığını belirten Xecê ana, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yine bombalanıyor, yine operasyonlar var. O zaman Tansu Çiller’di. Şimdi ise Erdoğan. Sadece kişi değişti ama bombalama aynı. Biz köyümüzden gitmeyeceğiz. Şehirlere gittiğimizde de katlediyorlar, köylerde de katlediyorlar. Öldüreceklerse burada öldürsünler.”
Erdoğan’ı firavuna benzeten Xecê ana, “3 aylık bebekleri katledip terörist diyorlar. Sur’da, Cizre’de, Silopi’de her yerde katlediyorlar. Bu firavunluk değil de nedir? Erdoğan’ın yaptığını kimse yapmadı” dedi.
DİYAR BALKAŞ / DEVRAN TOPTAŞ / DİHA/BİNGÖL