15 Temmuz darbe girişimi gerekçe gösterilip on binlerce kişi gözaltına alınıyor, bindirilmiş kıtalar halinde sokaklara çıkan bir güruh bir anda roma kalelerini zapta kalkmış gibi ellerinde silahlarla, bıçaklarla kelle kesiyor, caddeler, sokaklar kana bulanırken ortalıkta serseri mayın gibi dolaşan güruh “reisin” kadiri mutlak hakimiyetini haykırıyor. 

Toz duman altında yalan ile gerçek yer değiştiriyor, faşistler demokrat oluyor, sıkıyönetim uygulamaları demokrasinin biricik yolu denilerek milyonlarca insanın aklıyla adeta alay ediliyor. Demokrasi, insan hakları, hak hukuk yerlerde sürünürken Erdoğan ve şürekâsı darbe girişimini “Allah’ın bir lütfu” olarak değerlendirip cadı avına başlıyor. 

Tüm bu keşmekeş içerisinde Türkiye karanlık bir geleceğe yol alırken biz yüzümüzü dağlara çevirip olan biteni bir de buradan izlemek ve izlenimler almak için yollara düşüyoruz. 

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’la Med Nûçe televizyonu için özel bir röportaj yapıyoruz. İlk tespit son derece dikkat çekici. “Erdoğan gerçeği bir darbe gerçeğidir. Erdoğan’ın yaşamı incelendiğinde bu gerçeklik net olarak görülecektir” diyor Bayık. 

Bayık’ın tespiti son derece önemli. Zira 2002’de iktidara gelen Erdoğan bugüne dek ülkede sürekli olarak krizler üretti. Bunun üzerinden iktidarını sağlama almaya çalıştı. Ancak kullandığı kavramlar, verdiği vaatler hep; hak, hukuk, demokrasi, adalet üzerine oldu. Ancak öyle bir noktaya gelindi ki Hitler Almanya’sının Yahudilere uyguladığı faşizme bile rahmet okuttu. 

Bayık, Erdoğan’ın hak, hukuk, demokrasi kavramlarını sürekli olarak aldatma amaçlı kullandığına dikkat çekerek, şu önemli tespitlerde bulundu. 

“Erdoğan, Hitler ve İttihat Terakki’nin taktiklerini izliyor. Amacı Hitler gibi faşizmi oturtmaktır. Hitler de iktidara gelirken bazı söylemlerle herkesi aldatıyor ve aslında inandırıyordu da. Nasyonal sosyalistim diyerek sosyalizmi kullanıyordu. Çünkü Alman toplumunda sosyalizmin etkileri güçlüydü. Bunun üzerinden hem toplumu kendi tarafına çekiyordu hem de komünist, sosyalist partileri etkisiz hale getiriyordu.”

Erdoğan da tıpkı selefleri gibi 2002’den bu yana toplumun farklı kesimlerini tam olarak Bayık’ın da dikkat çektiği bu kavramlarla suistimal etti. 

Erdoğan’ın uyguladığı faşizme karşı sessiz kalanlara da bir gün sıranın geleceği uyarısında bulunan Bayık, böyle bir şeyin yaşanmaması için de demokrasi güçlerinin bir araya gelerek aktif bir mücadele etmesinin bir zorunluluk olduğunu belirtti. 

İşin özünde Kürt hareketi yıllardır Erdoğan’ın uyguladığı bu faşizme dikkat çekmesine rağmen, milliyetçilik zehriyle zehirlenen toplum bu gerçeği bir türlü yeterince göremedi. Kürt halkına karşı her türlü katliam uygulanırken toplumun geniş kesimleri, aydınlar, yazarlar, demokratlar yeterince seslerini çıkaramadılar. Mevcut örgütsüz durum devam ederse şimdiye kadar çıkan cılız sesler de bu sıkıyönetim ortamında rahatlıkla susturulabilecek. 

15 Temmuz darbe girişiminin Fethullah Gülen cemaati tarafından geliştirildiği iddialarına yönelik sorularımızı da yanıtlayan Bayık, Fethullah Gülen cemaatinin böyle bir darbeyi yapabilecek güçte olmadığına dikkat çekerek, darbeyi geliştirenler hakkında ise şu tespitlerde bulundu. 

“Erdoğan Ergenekoncularla anlaştı, uzlaştı hatta onlara teslim oldu. Kendilerine yönelik geliştirilen darbeyi de bastırınca Ergenekoncular daha da güçlendi. Zaten bu darbe Ergenekoncular yerine yerleştirileneler tarafından geliştirilmişti. Şimdi onlar darbe yaptı diye tutuklanıyorlar.”

15 Temmuz darbesi Bayık’ın söylediği gibi nereden bakılırsa bakılsın yeni bir dönem başlatmıştır. Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi olmayacaktır. OHAL’le Erdoğan mutlak iktidarını kurmaya çalışacaktır. Zaten ilk günden beri başlatılan temizlik operasyonları bunun açık kanıtıdır. 

Ancak asıl önemli olan Türkiye sol, sosyalist ve demokrasi hareketinin burada vereceği sınavdır. Dün Erdoğan’ın tüm faşist uygulamaları karşısında Kürt Özgürlük Hareketini suçlayanlar artık oturup düşünmek durumundadır. Demokrasi güçleri bu faşizme karşı her şart altında direnen Kürt hareketiyle ya doğru bir güç birliğini kurup mücadeleyi yükselteceklerdir ya da Erdoğan’ın faşizmine boyun eğeceklerdir.