Gülen’i, Said-i Nursi’ye düşmanlık koltuğuna oturttu, fayda vermedi.
Son dönemlerde Erdoğan Kürtlerle ilgili ne kadar "olumlu" açıklama yaptıysa, Kürdistan’daki puanı yükselmedi.
Son olarak Davutoğlu-Neçirvan Barzani görüşmesinde, Kuzey Kürdistan’dan Kürt şahsiyetleri yoktu.
Anlaşılıyor: Diyarbekir’deki "yenilgi"den sonra, AKP Güney Kürtleri’ni yanına alarak, sırtını tamamen Kuzey Kürdistan’a döndü.
Bu tangoyu Davutoğlu ile birlikte, Neçirvan Barzani oynadı.
Yanlarında bir Şivan bile yoktu.
Süssüz, sanatsız bir geçit.
Davutoğlu Erdoğan gibi yapmadı ve trajik bir sahnenin orta yerinde ağlasın diye eşini "Kürdistan aksesuarına" kurbanı etmedi.
Bu tehlikeli dansta, kolu bacağı kırılmadı, Barzani'nin.
Geçip giderken Neçirvan, geride gri bir gölge bıraktı.
Davutoğlu'nun Neçirvan Barzani’ye "roj baş" demesini, bir "Kuzey Kürdistan vergisi" olarak algılayın yeter.
KCK son deklerasyonunda, AKP’nin siyasal zeminini ve toplumsal desteğini kaybettiğini belirterek, dolaysız olarak, Erdoğan’ı, muhattaplar listesi dışına çıkardı.
Buraya kadar olanı Kürdistan ile ilgili.
Sonrasında Türkiye ile ilgili siyaset trajik bir viraja girdi.
Erdoğan çemberin daraldığını keşfetti ve bu defasında gerçek bir akrep gibi davrandı.
Kendisini zehirledi:
Berkin’i "terörist" olarak damgaladı.
Normal siyasette "harakiri"dir, öyle de oldu.
New York’daki bir Metro istasyonunda, "Berkin’i katletmekten aranıyor" afişleri asıldı.
Erdoğan geç kalmadı ve Pensilvanya'yı "yeni Ergenekon" ilan etti.
Bu da Türkiye’deki son tablo.
Başa dönüyorum.
Gelişmeler öyle gösteriyor ki, Erdoğan veya başka hiçbir "Türk lideri", Kürdistan’a sefer yapma şansına sahip olmayacaklar.
Kuzey Kürdistan’da "reel Kürdistan siyaseti" kendisine "toplumsal mekan" buluyor.
Şimdilerde, "politikleşen Kürtler" "Avantgarde" grup değiller.
Yerel seçimler, halkın direkt siyasal tercihi anlamına geliyor.
Böylece 30 Mart’da, "yabancı, işgalciler"e oy verilmeyeceğini gözlemliyorum.
Mevcut olanlarla, "katil ve kolonyal faşist" devleti temsil eden egemen partiler Kürdistan’daki emekçilerden oy almamalıdırlar.
Kadın’ın geleceğinin yüksekte olduğu Kürdistan’da emeğin geleceğinin de üstte tutulması, Kuzey Kürdistan’ı temsil eden BDP’nin yükselişini frenlemez kılıyor.
Herkes 30 Mart’ı bekliyor.
Türkiye Cephesi, Kürdistan için kimin muhattap olacağını belirleyecek.
Kuzey Kürdistan, yeni bir ivme kazanacak.
Böylece, Ankara’nın daveti üzerine Güney Kürdistan’dan gelen konuklar, "boynu bükük" ve sonuçta, kendi ülkelerinde "aşağılanmış" olmaktan kurtulacaklar.
Önemlisi, Belediyeler, "Halk Konseyleri" tarafından denetlenecek ve yönlendirilecek.
Böylece Kuzey Kürdistan’da Erdoğan’ın ipini Kürt emekçileri çekecek.
Türkiye’de ise kendisi.
Erdoğan'ın Kürdistan seferi sona eriyor!
Barzani ile Diyarbekir’deki görüşmesinden sonra, itibarı hiç yükselmedi.