Bir süre önce (26 Nisan 2016) bu köşede Tayyip Erdoğan'ın her fırsatta öne sürdüğü "milli iradenin" yön değiştirme ihtimaline karşı sandığı devre dışı bırakacak bir iktidar modeli peşinde olduğunu yazmıştık. Yazının sonuna da konunun Kürdistan boyutunu ayrı bir yazıda ele alacağımız notunu düşmüştük. Günü geldi. Şimdi dilimiz döndüğünce Erdoğan’ın Kürdistan’da da sandıksız bir iktidar için nasıl çabaladığını anlatmaya çalışalım.
Sondan başlarsak TBMM'de dokunulmazlıklar kaldırılarak özellikle Kürdistan'da sivil siyaseti gasp girişimi resmen başladı. Çok açık ki Erdoğan başlayan sürecin mahkeme safahatının milletvekillerinin "aklanması" gibi bir ihtimale sonlanmasına izin vermeyecektir. Çok hızlı bir biçimde büyük çoğunluğu Kürdistan'dan seçilen çok sayıda HDP milletvekilinin hapisle sonuçlanacak bir yargı sürecine tabi tutulacağı anlaşılıyor. HDP’nin grup yeter sayısının altına düşürülmesi de ihtimal dahilindedir. AKP bir süre önce Kürdistan illerine farklı illerden seçilen milletvekillerini atayarak bu illerin sorunları ile "yakından" ilgilendiği izlenimi peşindeydi. Şimdi bu atama vekillerle Kürdistan’da sandık dışı bir siyaset var etmeye hazırlanıyor.
Devam edelim. Erdoğan önce yüzde 49,5 oy almış iktidar partisinin genel başkanı ve ülkenin Başbakanı’nı görevden aldı. Ardından bu partiye yeni bir genel başkan ülkeye de Başbakan atadı. Bu atama için yakın ekibi önce "düşük profilli Başbakan" ardından da kaptanın "muavini" tarifini kullandı. İki müdahale de bu iki tanım da "milli iradenin" saf dışı bırakıldığını Erdoğan'ın sandığa gitmeden başkanlığını ilan ettiğinin açık ifadesi oldu. Erdoğan Başkanlığın "ideal sistem" oluşunun altını bir kere daha çizmek için alenen Başbakanlık makamının içini boşaltıyor, Başbakan olmak için bir takım vasıflara sahip olma gerekliliğinin parlamenter sistemin gereğinden fazla abartılıyor oluşuna bağlıyor. Yeni kabineyi kendisi oluşturan Erdoğan yürütme görevini bizzat üstlendi. Erdoğan ekonomi ve dış politikayı tek elden kendisi yönetecek. Yıldırım sömürge valisi kıvamında savaş bakanı olmanın ötesinde bir rol üstlenmeyecek. Nitekim Yıldırım’ın "kuracağı yeni hükümet" ilk bakanlar kurulu toplantısını sarayda yapacak. (Nitekim Alman Bild Dergisi de Yıldırım'ın atamasını "Erdoğan'ın uşağı Türkiye'yi yönetecek" başlığı ile duyurdu.
http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/dunya/537352/Bild__Erdogan_in_usagi.html)
Yıldırım atamasının açıklandığı toplantıda kısa bir konuşma yaptı. Belagat fakiri olduğu bilinen Yıldırım’ın "hazırlıksız" olduğunu vurguladığı içerikten yoksun konuşmasının sonunda tek somut mesajını "terörü ülke gündeminden çıkaracağız" oldu. Yıldırım toplantı sonrası da bakanlığının görev alanı Diyarbakır'a giderek Tanışık Köyünde yaşanan patlamada ölenlerin taziyesine katıldı burada da savaş bakanı olarak konuşmaya devam etti.
Hatırlanacaktır kısa süre önce bir muhtarlar toplantısında Erdoğan Kürt savaşında görevli özel harekatçıların kendine hitaben yazdığı mesajları okumuş görüntüleri paylaşmıştı. Burada yüzü maskeli silahlı insanlar "uzun adamın savaşçıları" olduklarını ilan ediyor Erdoğan için savaştıklarını açıklıyorlardı. Yasa yok, hukuk yok, sandık yok; Erdoğan var, Erdoğan’a bağlı özel timler, para-militerler var.
Maraş’tan başlayarak Kürdistan coğrafyasını abluka altına alırcasına Sivas Divriği’ye uzanan hatta kurulan konteyner kentler de bu sürecin bir parçası. Bu kamplara yerleştirilecek Sünni Arap nüfusun Erdoğan rejiminin yeni korucu modeli olarak hazırlandığı anlaşılıyor. Yine son dönemde Kürdistan genelinde başlanan korucu alımlarında ciddi bir artış olduğu gözleniyor. Erdoğan yerel para-militer güçleri de kendi etrafında topluyor palazlandırıyor.
Kürdistan’da da Batı’da olduğu gibi sivil siyaset tasfiye edilirken fiili gücün zoruna dayalı yeni bir sistemin inşası sürdürülmek isteniyor. Bu nedenle CHP başta olmak üzere tüm muhalefetin yaşananları "darbe" olarak adlandırması da aslında engelleyemedikleri bu sistem inşasıdır.
Ülkenin Başbakanı genel başkan seçildiği parti kongre salonuna Erdoğan şarkısı ile girerek kendisini yok hükmünde ilan etmiştir. Bundan sonra demokrasi mücadelesini yargı, sivil siyaset, kolluk bağımsız işliyormuş gibi yapmak mücadeleyi engellemek anlamına gelir. Kırıntı düzeyindeki demokrasi de askıya alınmıştır. Talep edenler demokrasi için her türlü mücadele aracının meşru ve mubah olduğundan hareket ederek saf tutmalıdır.