BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Başbakan Erdoğan’ın kendilerini susturmaya çalıştığını ifade ederek, “Ölü sevici tanımlaması kendisine tam uymaktadır” dedi. BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ise, “Bu dilden ve söylemden vazgeçmesini tavsiye ediyoruz” diye konuştu.
Türkiye Meclisi'nde dün basın toplantısı düzenleyen BDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve Hasip Kaplan, Başbakan Recep T. Erdoğan’ın kendilerine ve partilerine yönelik saldırılarını değerlendirdi.

Ölü sevicinin ta kendisidir
Bir hafta önce düzenlediği basın toplantısında kendisine yöneltilen bir soruya ‘Kaçırılan AKP’li yöneticilere ilişkin savaş süreçlerinde böyle şeyler olur, ama biz hiçbir zaman kaçırmaktan, ölmekten ve öldürmekten yana değiliz’ dediğini ifade eden Buldan, “Başbakan söylediğim kelimelerin bir bölümünü alıp kendi üslubuyla bu konuya cevap verdi. Ölü sevici tanımlaması kendisine tam uymaktadır. BDP olarak ‘hiçbir zaman bu coğrafyada hiçbir insanımızın kanının dökülmemesi için, hiçbir insanımızın yaşamını yitirmemesi için sürekli mücadele ettik. Biz ‘Ölen çocuklar bizim çocuklarımız gerilla da olsa, polis de olsa, asker de olsa. Bu coğrafyada yaşanan acılar hepimizin yüreğini yakıyor’ dedik” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın savaştan yana politika izlemeyenleri kendisine hedef olarak belirlediğini vurgulayan Buldan, “Bunu çok açık ifade ediyoruz. Kendilerine biat etmeyenleri hedef haline getiriyorlar. 2 gündür aynı üslup içinde bizlere sataşıyor, saldırıyor” diye konuştu.

Ben ölümü biliyorum
Kendisinin ölümün ne anlama geldiğini çok iyi bildiğini belirten Buldan, “Ben eşimi kaybettim. Dolayısıyla Başbakan, ölümü benden iyi bilecek değildir. Ölümün ne anlama geldiğini, yetim çocuğu büyütmenin ne anlama geldiğini Başbakan'dan iyi bilirim. Dolayısıyla yaşanan savaşın bitmesi için mücadele eden bir insanım. Hiçbir zaman askerin de, polisin de, gerillanın da ölmesini istemedik. Bundan sonra ölmesine izin vermeyeceğiz. Bu konuda mücadeleye devam edeceğiz. Başbakan bizi susturmaya çalışıyor. Türkiye’de barış ortamının sağlanması ölerek ve öldürerek değil, yaşayarak, yaşatarak mümkün olacaktır. Başbakan bu üslubundan vazgeçmelidir. Bizi susturacağını zannediyorsa asla asla susmayacağız. Bundan sonra da ölümden yana olmayacağımızı, savaştan yana olmadığımızı, barıştan yana olduğumuzu ifade ediyorum” şeklinde konuştu.

Kürt halkının düşmanı

Kaplan ise, arenaya dalan Başbakan Erdoğan’ın önüne gelene saldırdığını söyleyerek, “Demokratik bir toplumda basına tahammül etmeyen bir Başbakan ancak Türkiye’de olur. Muhalefetin eleştirilerine tahammülü yok. Arena’da Roboskî Katliamı'ndan hesap soran muhalefeti pervasız bir dille eleştiren Başbakan, Kürt halkının düşmanı olduğunu ilan etmiştir. Katliam, gün ışığına çıkmak zorundadır. Bu katliamın başında olacaksın, sonra da sorumluluktan kaçacaksın, nafile. Başbakanı ölenler paramparça bedenlerle kovalayacak, adalet yerini bulana kadar. Roboskî Katliamı, Başbakan'ın kabusu olmaya başlamıştır” dedi.

Kendisini halife sanıyor

Başbakan Erdoğan’ın enteresan bir kişilik olduğunu belirten Kaplan, “Kürtajda papa gibi konuşacak, sezaryende şaşacak, kendini halife sanacak bir konumdadır. Başbakan'ın ruh hali iyi değil. Bu söylem kontrolsüz bir güç ise barışa değil, savaşa hizmet ediyor. Bu çatışmacı dildir. Türkiye’deki vatandaşları, halkı, milyonları birbirine kırdırma dilidir. Şiddetle uyarıyoruz. Bu dilden ve söylemden vazgeçmesini tavsiye ediyoruz” dedi.

Baş sorumlu Erdoğan'dır

''Toplu katliam, insanlığa karşı işlenen suçların en adisi, alçakçası ve en rezilidir. Uludere, budur'' diyen Kaplan, şunları söyledi: ''Kürt halkının tarihinde üç tane seçilmiş travma vardır; 33 kurşun, Halepçe ve Uludere. Uludere'nin baş sorumlusu Başbakan'dır. Uludere, insanlık suçu olduğu için uluslararasıdır. Uluslararası hukuka intikal etmiştir. Sayın Başbakan ulusal yargıda 'yırtarım' diyor ama ulusalüstü yargıda her an tutuklanabilir. İşte onun ödünü patlatan, korkutan bu. Kıyamet koparmasının nedeni budur.''

Başbakan ne demişti?
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan TT Arena’da gövde gösterisine dönüşen AKP İstanbul İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, bugün grupta yapacağı konuşmaya işaret etmiş ve şunları söylemişti: “Uludere olayı üzerinden bir istismar siyaseti yürütülüyor. Uluslararası istismar kampanyasının içinde PKK, BDP, CHP ve bazı medya kuruluşları var. Hata ile vurulan bu insanlar konusunda devlet yapması gereken neyse hepsini yapmaktadır. O emri hangi hayvan verdi diyenler, Uludere olayının hemen arkasından zil takıp oynayanlar, dağdakiler inmesin diyenler, bu sıfata dahi layık olmayanlar, nekrofillerdir. Yani ölü sevicilerdir. Hiç kimse bize vicdan, insanlık dersi vermeye yeltenmesin."

HABER MERKEZİ