Türkiye cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın yerine kayyum olarak atanan Bahçeli hala ipleri elinde tutuyor. Türkeş 12 Eylül mahkemelerinde yargılanırken “fikirlerimiz iktidarda bir hapisteyiz” deyip darbecilerin çelişkilerini göstermeye çalışıyordu. Şimdi o çelişki giderilmiş, MHP hem fikirleriyle hem de fiili olarak iktidarda. Resmiyette Erdoğan hükümet ama Bahçeli olmadan adım atacak hali kalmamış. Erdoğan İmralı’yla görüşme sürecini başlatmasın, bir daha ateşkes olmasın diye Erdoğan’a kayyum olarak Bahçeli atandı. HDP’nin belediyelerine el koyup kayyum atadık, dediler. Aynı şey Erdoğan’ın başına da getirildi. Tek fark Erdoğan’ı resmi olarak görevden almış değiller. Ama pratikte her yönüyle bağlanmış, savaş politikalarına mahkum edilmiş durumda. Erdoğan da iktidarda kalmak için bunu kabullenmiş. Zihniyet olarak da Bahçeli ve Ergenekonculardan çok farklı bir yerde değil.
İmralı’nın kapıları uzun bir aradan sonra 2 Mayıs’ta avukatlara açıldı. Aylar süren direnişler ve yarattığı sonuçlar üzerine tecrit kısmen kırıldı. Tecrit tümüyle siyasi bir tercih olduğu gibi avukatlara izin verilmesi de aynı tercihin ürünüydü. Bu açıdan Önder Apo görüşmelerin nereye varacağı konusunda net bir şey söyleyemem, dedi. 30-40 güne kadar tutumları biraz anlaşılır, diye eklemişti. Anlaşıldığı kadarıyla Erdoğan seçimlerde ciddi darbe almasına rağmen savaşçı politikalarında ısrar edecek. Önder Apo savaşı devreden çıkarmak ve müzakerelerle sorunları çözmek için çağrı yaptı. Barış ve çözüm için hazırım, dedi. Ancak Erdoğan ve ortakları PKK kadrolarına suikastlar düzenleyerek, yaraları tazeleyerek ve derinleştirerek İmralı’ya cevap veriyor.
Erdoğan devletin bütün olanaklarını Kürtlere karşı seferber etmiş durumda. Cinayet işleyerek, katliamlar yaparak Kürt sorununu çözeceğini sanıyor. Çok öldürme ve katliamlarla Kürtler bitirilseydi bu 1940’lara kadar sonuca giderdi. Kürtlere acılar yaşatıldı, yıkımlar yapıldı. En fazla Kürtlerin haklarını alması ve örgütlenmelerinin engellenmesi bir süre ertelendi. Zeki Şengal ve Helmet gibi halka, tarihe mal olmuş öncü kadrolara suikastlar yaparak bundan başarı öyküleri çıkarmaya çalışıyorlar. Kürtleri öldürmeyi çok iyi biliyorlar. Erdoğan’ın ecdadı da bunları bolca yaptı.
Erdoğan devletin bütün birikimlerini, bütün ittifaklarını kullanarak Kürtleri ezmeyi temel politika olarak belirlemiş. Bu çok nettir. Herkesten ve her şeyden önce Kürt halkı bunu iyi bilmelidir. Erdoğan ve öncülük yaptığı yönetim Suriye’de, Başur’da ne olursa olsun Kürtlere saldırmaya devam edeceğini söylüyor. Dünyada Kürtlere karşı ittifak yapmayacağı hiçbir güç yoktur. İran ve Irak’la bütün çelişkilerine rağmen Kürtlere karşı can ciğer olmaya hazırdır. Başur’da saldırıları artırırken ve Helmet’in kanı daha kurumamışken Irak’ın yöneticilerini Ankara’da ağırlamaya başladılar. İdlib’de Rusya ve Batılı güçlerle anlaşmaya çalışıyorlar. Ortadoğu’daki bütün kirli ve tehlikeli ilişkilere Türkiye’yi bulaştırdılar. Libya’daki iç çatışmalara Türkiye’yi taraf haline getirdiler.
Esad rejimi Kürtlerle barışmasın, sorun demokratik yöntemlerle çözülmesin diye Erdoğan her şeyi yapmaya hazırdır. Kuzey Suriye’ye saldırmak için fırsat kolluyor. Kürtlere karşı Esad rejimiyle görüşmeye ve ittifak yapmaya can atıyor. Yeter ki, Kürtlerin bir statüsü olmasın, Kürt anasını görmesin!
Bu derin Kürt düşmanlığı Türkiye’yi rehin almış durumda. Milyarlarca dolar bu savaşa akıtılıyor. Ekonomi tepetakla gidiyor. Rusya’ya rüşvet vere vere iş S-400 füzeleri almaya kadar vardırıldı. NATO silah sistemleri içine Rusya’nın füzelerini sokmaya çalışıyor. Bütün ambargoları, çelişkileri ve çıkan sorunları göze alıyor. Nedeni de Kürtleri kuşatıp imha etmek, değişik güçlerin desteğini almak veya sessiz kalmalarını sağlamaktır.
Erdoğan içeride giderek güç kaybedecektir. AKP’den ayrılanlar da parti kurarsa artık MHP’nin varlığı da onu ayakta tutamaz. Bunları Erdoğan çok iyi biliyor. Bunun için yapabildiği kadar Kürtlere saldırarak, savaşı tırmandırarak farklı sesleri bastırmaya çalışacaktır. Kürtlerle savaş iktidarını tüketti. Şimdi çıkmazı derinleştirerek, savaşa devam diyerek ömrünü uzatmaya çalışıyor. Erdoğan kendi iktidarıyla birlikte Türkiye’yi Kürt kapanına çekmiş durumda. Bu kapan hep Kürtlere kurulmuştu. Bakalım bu kapandan Kürtler mi yoksa Erdoğan’ın Türkiye’si mi çıkabilecek?