Erdoğan'ın yaptığı açıklamalara Alman basını dün geniş yer ayırdı. Almanya'da öne çıkan ve farklı siyasi görüşleri savunan gazetelerin Erdoğan'ın açıklamalarına ilişkin verdiği haberler ve yaptıkları yorumların ortak noktası eleştiri oldu. İşte Almanya'nın önemli gazetelerinin Erdoğan'ın açıklamalarına ilişkin değerlendirmeleri;

İnsan onurunu bilmiyor
Frankfurter Rundschau Gazetesi: "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Almanya ziyaretini, insan hakları savunucusu olarak yarar sağlamak için kullanıyor. Hayır, Erdoğan Türkiye'de sevilmeyen aydınların sırf bu nedenden ötürü mahkeme önüne çıkmaktan artık korkmak zorunda olmadığını söylemedi. Erdoğan Türkiye'de toplanma, örgütlenme ya da dinî inanç özgürlüklerine sahip çıkacağını da ifade etmedi. Bunların yerine, Almanya'daki aile bireylerinin yanına gelmek isteyen Türklerin Türkiye'de az da olsa Almanca öğrenmelerinin, insan onurunu aşağıladığını açıkladı. Erdoğan'ın insan onuruyla ne kastedildiğini, bunun ne anlama geldiğini aslında bilmediği görülüyor."

Popülist tahakkümcü
Süddeutsche Zeitung Gazetesi: "(Erdoğan) Almanya'nın PKK'li teröristlere ılımlı muamele ettiği, buraya gelecek Türklerden Almanca bilgisi istenmesinin insan hakları ihlâli olduğu ve Almanya'nın Türklerle yeterince dayanışma içinde olmadığı yönünde suçlamalar dile getirdi. Peki, bu açıklamaların 50'nci yıl kutlamaları ile ne ilgisi var? Erdoğan, gürültü patırtı ile Berlin'de bir şey elde edemeyeceğini biliyor. Amacı zaten bu değil. Onun için önemli olan, Türkiye'deki seçmenler. Bu seçmenler, Erdoğan'ın kendine güvenini, geleneksel güçlere karşı çıkmasını ve onların karşısında rahat davranmasını alkışlıyor. Bunun dış politikada yol açacağı zarar büyük olabilir. Ancak Türkiye'de böylesine popülist söylem ve açıklamalar olumlu yankı buluyor. Erdoğan Almanya'da yaşayan Türkleri de kendi tahakküm politikalarının bir aracı olarak görüyor."

İnandırıcı ve güvenilir değil

Die Tageszeitung Gazetesi: "Burada önemli olan birinin ne söylediği değil, aynı zamanda bunu kimin söylediği. Bir Porsche sürücüsünün ateşli bir çevre dostu tavır sergilediğine inanılmaz. Bir kasap iyi bir vejetaryenin nasıl olacağını tarif edemez ve duyma özürlü bir insan iyi bir müzik eleştirmeni olamaz. İşte bu üç örnekte de aynı nokta eksik: İnandırıcılık. Erdoğan da Almanya'da yaşayan Türklerin inandırıcı, güvenilir bir avukatı değil. 'Asimilasyonun insanlığa karşı işlenen en büyük suç olduğu' hakkında uzun uzadıya yaptığı konuşmayla, bu konuda kendisi için neyin önemli olduğunu göstermiş oldu: Erdoğan milliyetçi gelenek içinde, Türklüğün ve İslam dininin çok tipik bir savunucusu. Hayır, Sayın Erdoğan, biz birbirimize ait değiliz."

Milliyetçi şovmen
Die Zeit Gazetesi: "Göçmenlerin ve onların torunlarının kaderi Erdoğan'ın umrunda değil. O milliyetçi şovunu sahneler, Alman Türklerin hayal kırıklığı duygularıyla oynar. Erdoğan, Türk öfkesini çentiklemek istiyor. Neden çifte vatandaşlığı mı istiyor? Bundan sonra da Almanya'da seçim propagandasını yapmak ve yurtdışında yaşayan Türklerin oylarını sağlama almak için. Almanya'da çok sayıda Alevi ve Kürt de yaşıyor ve onlar, hala hangi baskı ve engellemelere maruz kaldıklarını unutmadı. Türkiye'deki durum Erdoğan'a, Almanya'ya insan hakları dersini vermeye hakkını vermiyor."

Kürtlerin dili hatırlatması

Stern Dergisi: "Sayın Erdoğan, 'Önce Türkçe' tezinizi tekrarlamak için röportaj vermek için seçtiğiniz gazete ne ironik ki Bild gazetesi oldu. Sadece hatırlatalım: Kısa bir süre öncesine kadar ülkenizdeki en büyük çoğunluğu teşkil eden Kürtlerin dillerini konuşması bile yasak değil miydi?"

FRANKFURT