
Mustafa İlhan / Aachen
Hollanda Sosyalist Partisi Merkez Komitesi Üyesi ve eski AP Milletvekili Frank Futselaar, "Türkiye referandumda 'evet' oylarını yükseltmek için Hollanda kartını oynamakta. Diplomatik ciddi bir girişimi yok. Referandum sürecinden sonra ilişkiler tekrar iyileştirilecektir" dedi.
,,,Hollanda Sosyalist Partisi yetkilisi Frank Futselaar, Erdoğan ve AKP iktidarının Nazi kıyaslamalarını "utanç verici" olarak nitelendirerek, "Türk devleti Hollandalıları düşman olarak gösterip kendi otoriter rejiminin propagandasını yapmaya son vermelidir" dedi.
Hollanda, Türkiye’yle yaşanan krizin gölgesinde 15 Mart’ta seçimlere gitti. Seçimlere katılımın yüzde 82 gibi yüksek oranda gerçekleşirken, 28 partiden 1114 aday 150 sandalyeli meclise girmek için yarıştı. Kesin olmayan sonuçlara göre seçimleri Başbakan Mark Rutte'nin partisi kazandı. Rutte'nin liderliğindeki Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi’nin (VVD) sandalye sayısı 42’den 33’e düşse de ve yüzde 17.8 oy alarak 9 milletvekili kaybetse de 3’üncü defa birinci oldu. Onu 20 vekille aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) izledi. PVV’nin lideri Geert Wilders geçen seçime göre sandalye sayısını 3 artırdı. Ancak partinin oy oranı tahminlerin altında kaldı. PVV'yi 19’şar milletvekili ile AB yanlısı Demokratlar 66 (D66) ve Hıristiyan Demokrat Parti (CDA) takip etti.
Seçimde en büyük hezimeti, hükümet ortağı İşçi Partisi (PvdA) yaşadı. 38 vekilden 29’unu kaybeden İşçi Partisi’nin milletvekili sayısı 9’da kaldı. Yeşil Sol büyük başarı ile sandalye sayısını 4’ten 13’e çıkarırken, Sosyalist Parti (SP) de bir kayıpla mecliste 14 sandalye elde etti. Parlamentoya irili ufaklı birkaç parti daha vekil göndermeyi başarırken, hangi partilerle nasıl bir hükümet oluşturulacağı merak konusu. Ülkede şu anda koalisyon hükümetinin kurulması için görüşmeler yürütülüyor.
Seçimler ve Türkiye krizi
"Hollanda’daki seçim sonuçlarını nasıl okumalı? Türkiye ile yaşanılan krizin Hollanda seçimleri üzerindeki etkileri neler oldu? Türkiye ile ilişkiler bundan sonra nasıl bir seyirde devam edecek?" sorularına Hollanda Sosyalist Partisi Merkez Komitesi Üyesi, eski Avrupa Parlementosu Milletvekili ve partinin Zwolle’deki Başkanı Frank Futselaar ile birlikte yanıt aradık.
Seçim çok karmaşık bir tablo çıkardı
"Seçmenin alternatif arayışı seçimlerde karşımıza karmaşık bir tablo çıkardı" diyen Frank Futselaar, "Ortada olağanüstü bir oy dağılımı var. Seçmen farklı eğilimli partileri alternatif görerek oylarını kullandı. Bununla birlikte Hollanda’daki siyasi manzara dahada karmaşık bir hal aldı" yorumunda bulundu.
Ne Wilders ne de Rutte zafer kazandı
Bu seçimle 'Hollanda siyasetinin daha çok sağa kaydığı' yönündeki tespite katılmadığını ifade eden Futselaar, şunları söyledi: "Mevcut sonuçlar hem liberal sağcılar Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi (VVD) hem de popülist sağcılar Özgürlük Partisi (PVV) için zafer degildir. Başbakan Mark Rutte’nin partisi VVD parlamentoda 9 koltuk birden kaybetti; ırkçı popülistler ise beklentilerin çok altında bir sonuç elde etti. Bu sonuçlar özellikle Wilders için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Bu sonuçlardan yola çıkacak olursak ırkçı Wilders ile kimsenin bir hükümet kuracağını düşünmüyorum."
Seçmen Wilders’e güvenmiyor
Irkçı Wilders’in partisi PVV’nin çok zayıf ve aşırı radikal bir seçim kampanyası yürüttüğünü kaydeden Futselaar, "Wilders seçmen tarafından pek güvenilir bir politikacı olarak görülmemekte. Bundan dolayı PVV başarısı gelecekte de sınırlı olacaktır" diye belirtti.
İşçi Partisi kemer sıkmanın bedelini ödedi
Seçimlerin en büyük yenilgisini hükümet ortağı sosyal demokrat İşçi Partisi’nin (PvdA) yaşadığının altını çizen Futselaar, "Halk sosyal demokratları kemer sıkma ve tasarruf politikalarından sorumlu tuttu" dedi.
Sosyalist Parti PvdA’nın oylarını toplayamadı
Sosyalist Parti’nin seçimde yaklaşık 0.4 puanlık bir oy kaybı yaşadığı bilgisini paylaşan Futselaar, PvdA’nın yaşadığı oy kaybından faydalanamamaktan dolayı ise üzgün olduklarını ifade etti.
Türkiye’yle kriz Rutte’ye yaradı
Hollanda hükümetinin AKP’nin referandum etkinliklerini iptal ederek, Türk bakanlara ülkeye giriş yasağı koymasının Başbakan Mart Rutte’nin pozisyonunu güçlendirdiğinin altını çizen Futselaar, şu değerlendirmeyi yaptı: "Rutte Ankara tarafından yapılan tehditlere karşı takındığı tutumla Hollanda halkının savunucusu görüntüsüne büründü. Özellikle Ankara’dan yükselen sesler seçmenin histerik bir hale bürünmesine neden oldu. Ve bu şekilde merkez sağ VVD öncülüğündeki Mark Rutte Ankara’nın sayesinde az çok bir toparlanma yaşayarak kaybettiği seçmenlerin bir kısmının tekrar sempatisini toplamış oldu."
Erdoğan’ın tutumu utanç verici
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarının tutumunu ve Nazi kıyaslamalarını sert bir dille eleştiren Sosyalist Partili Futselaar, "Erdoğan ve Türk hükümeti tarafından kullanılan terimler utanç vericidir" diyerek, şöyle devam etti: "Türk devleti ilk başta kendisine muhalif olan Kürt siyasetçilere, gazetecilere, öğretmen ve akademisyenlere karşı uyguladığı baskılara son vermeli. Hollanda’yı kendi otoriter sistemi için anayasa çalışmalarının bir parçası yapmaya son vermesi gerekir. Hollandalıları bir düşman olarak gösterip kendi otoriter rejiminin propagandasını yapmaya son vermelidir."
İlişkiler referandum sonrası rayına girer
Futselaar, "Sizce iki ülke arasındaki ilişkiler bundan sonra nasıl bir seyirde izler?" sorumuza ise şu yanıtı verdi: "Şu anda Türkiye referandumda 'evet' oyları için Hollanda kartını oynamaktadır. Diplomatik alanda şu ana kadar öyle resmi ve ciddi bir girişimde bulunmadı. Türkiye bu krizi 'evet' oyları için kullanma gayesinde. Fakat Hollanda’daki yeni hükümet her kimler tarafından oluşursa oluşsun Türkiye’deki referandum sürecinden sonra ilişkilerin her iki güç tarafından da tekrar iyileştirileceğini düşünüyorum."