IŞİD neden Kilis dışında kalan kentleri ve kasabaları "füzeyle" vurmuyor?
Çünkü Kilis dışında kalan kentler ve kasabalar IŞİD’la değil, Rojava’yla komşu.
Rojava da Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini benimsediği için, Rojava ile komşu olan kentler ve kasabalar güvenlikli. Yani Türkiye’nin Rojava ile olan sınırlarında PYD, YPG-YPJ güçleri Türkiye’nin sınırlarının dokunulmazlığını IŞİD’a karşı teminat altına alıyor.
Neden füzeler Kilis’e "düşüyor"?..
Çünkü Kilis ile Suriye sınırında Türkiye IŞİD’la "komşu". Cerablus’la Efrin-Rojava kantonları arasındaki 90 kilometrelik sınırı "teröristler" ellerinde tutuyor.
Ve tam da buradan hem bu teröristler Türkiye’ye oradan Avrupalara gidip geliyor. Hem de onların füzeleri, havan mermileri Kilis’e düşüyor, camilerde, mekteplerde mü’minler ve çocuklar ölüyor.
Şu anda YPG-YPJ güçleri, Türkiye ile ilişkileri nedeniyle ABD’nin engellemesi olmasa, bir iki haftada tüm bu 90 Km.lik sınırı IŞİD’dan temizler.
Dışarıdan bakılınca görünen bu.
Ama görünenle yetinmek olmaz. İşin içinde iş olabilir.
Şu stratejik soruyu soralım:
Türkiye-Suriye sınırının 90 kilometrelik Cerablus-Efrin arası dışında kalan tümü Rojava-Türkiye sınırı…Yaklaşık 700 kilometrelik sınırın PYD güçlerinin elinde olması Türkiye için bir ‘tehdit’ yaratmıyorken, nasıl oluyor da 90 kilometrelik sınır PYD’ güçlerinde olursa Türkiye’nin güvenliği tehdit altına giriyor?"
700 kilometrelik sınırda PYD tehdit etmiyor, ama 90 kilometrelik küçücük bölümü PYD IŞİD’dan temizler ve Efrin ile Kobanê kantonları birleşirse, Türkiye’nin ulusal güvenliği tehdit altına giriyor.
Türkiye-Rojava arasındaki 700 kilometrelik sınır boyunca füzeler, havan mermileri Türkiye’ye "düşmüyor". İnsanlar, çocuklar ölmüyor. Ama şu 90 kilometrecik IŞİD-Türkiye sınırından içeriye "Katyuşalar" yağıyor.
Neden yağıyor?
Çünkü IŞİD, Erdoğan rejimine "füze", "Katyuşa", "havan mermisi" değil, "mektup" gönderiyor. Hal hatır mektubu değil, Türk ordusunu Suriye’ye "davet" mektubu gönderiyor. Erdoğancı rejimin "IŞİD’e karşı savaş" komedyası ile Suriye topraklarında, Efrin ve Kobanê arasında bir "cep" açması için, bilinçli, danışıklı, dövüşlü bir oyun bu…
Türk hükümeti ve Saray, atılan her „Katyuşa"dan sonra "müttefiklerine" başvuruyor: "Cebe girmeme izin verin…"
İş ABD’ye ve hele Merkel’e kalsa, Türk ordusunun sınırdan 40-50 kilometre derinliğinde 90 kilometre genişliğinde bir "cebe girmesine" izin verecekler de, sahada bir de Rusya var. Ondan ise izin yok.
Eeee…Böylece ne olmuş oluyor?
Her ne kadar Türk ordusu Suriye sınırından içeriye giremiyorsa da, IŞİD Efrin ile Kobanê arasındaki 90 kilometrelik "delikten" nefes alabiliyor; geçenlerde HDP’nin vermiş olduğu önergede ifade edildiği gibi, yüz milyonlarca dolarlık ticaret yapabiliyor, petrol satabiliyor.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan vaktiyle, "Suriye’deki adamlarımıza Türkiye’ye birkaç füze attırırım, böylece Suriye’ye gireriz" demişti ya…Olaylar onun "öngörüsünü" parlak biçimde doğruluyor.
Çivi çiviyi söker demişler.
Umarız ki, ABD, YPG-YPJ güçlerini engelleyerek bu ahmakça oyunun devamına izin vermez. Rojava Devrimi IŞİD köstebeklerinin girip çıktığı Cerablus "deliğini" kapattığı gün, Türkiye topraklarına tek bir Katyuşa düşmeyecek, Erdoğancı rejim, ne Suriye’ye müdahale için Katyuşaları davet edebilecek, ne Avrupa’ya şantaj için mültecileri çağırabilecek….
Hem Kilisliler ölmeyecek. Hem de Almanların, bozulası rahatı "bozulmayacak"…
Kilis’teki demokratlar gerçek durumu, cesaretle halka anlatmalı. "IŞİD neden Kilis’i bombalıyor da, Mardin’i bombalayamıyor? Çünkü Mardin’in güneyinde PYD var, Kilis’in güneyinde IŞİD… Söyleyin IŞİD’la mı komşu olmak iyi, yoksa PYD ile mi? Uyanın IŞİD AKP’nin PYD ile savaşması için bilerek size füze yağdırıyor…"
Arap mülteciler bu kanlı ve kirli oyunu anladığı gün, bilelim ki, bölgeyi Kürtsüzleştirme ve Araplaştırma cinayetini, AKP’ye karşı Kürt-Arap kardeşliğini sağlayarak önlemek mümkün olacaktır…
Çünkü Rojava, aynı zamanda Arapların da vatan parçasıdır…