Kürdistan’da tarihi ve önemli gelişmeler yaşanıyor. Kobanê zaferinden sonra Rojava’daki kantonları güvenceye almak ve devrimi Suriye halklarını da katarak demokratik rayına oturtmak için Komutan Rûbar Qamişlo hamlesiyle Til Abyad’ın IŞİD’den temizlenmesiyle yeni bir aşamaya gelindi. IŞİD devrimci halk güçlerinin saldırı ve direnişleriyle temizlenip atıldığında onlardan boşalan yerlere rejim güçleri yerleşmiyor. Tersine Suriye’deki tüm halkları ve kültürleri içeren devrimci yönetimler, halk meclisleri kuruluyor. Kantonlarda kurulan demokratik, halkın kendisini yönetmesini sağlayan bir yönetim modeline geçiliyor. Bu hem Suriye halkları hem de bölge halkları için en büyük bir kazanımdır.

Girê Sipî’nin (Til Abyad) karanlık ve halkların düşmanı IŞİD’den temizlenmesinden sonra Suriye muhalefetinin demokratik bir zeminde bir araya gelmesinin de koşulları olgunlaşacak. Muhalefet zayıf ve dağınıktı. Danayanacakları etkili bir güç ve zemin bulamıyorlardı. IŞİD ve El Nusra gibi güçlerin zorbalığı ve tahakkümü gelişiyordu. Özellikle Türkiye’nin bu antidemokratik ve muhalefet güçlerini yaşatmayan karanlık güçlere verdiği yardımlar demokratik içerikli bir muhalefeti nefes alamaz hale getirmişti. Türkiye sınırının IŞİD’ten temizlenmesi ve oradan sağlanan savaşçı ve malzeme, finans yolları kapanırsa hem halk bir nefes alacak hem de muhalif hareketler.

Girê Sipî‘nin IŞİD’ten alınması ve etkili darbelerle bölgeden sürülmesi tüm demokrasi güçlerini sevindirmiş ve coşkuyla karşılanmıştır. Böyle olması da gerekirdi, doğal olan da buydu. Ancak Türkiye’yi yönetenler bunun tersine çok üzüldüler, adeta karalara bürünüp yas tutuyorlar. Erdoğan yine dünyanın ve Kürt halkının gözlerinin içine bakarak Til Abyad’ın “PYD’nin, teröristlerin” eline geçtiğini söyledi. Til Abyad, Türkiye sınırları IŞİD’in yıllarca elinde kaldı, hiç böyle feveran ettiğini görmedik. Sınırlarımız teröristlerin tehdidi altında demedi. Tam tersine IŞİD ile komşu iken sanki o sınırları huzur ve güven bahçesiymiş gibi hiç mi hiç sesleri çıkmadı.

AKP IŞİD’i kullanarak, silahlandırarak Rojava’da Kürtlerin üzerine sürdü. Uluslararası alanda da onların koruma şemsiyesi rolünü oynadılar. Binlerce militan devşirildi, en güvenli yol olarak bu sınırlardan içeri sokuldu. Artık belgelenmiş ve ayyuka çıkmış binlerce TIR dolusu silah ve malzemenin o sınırlardan IŞİD’e teslimi sağlanmıştır. Bu yolların kapanması anlaşılan Erdoğan’ın ve yalakalarının keyfini kaçırmıştır. Hiç bir zaman sınırlarımız tehlikede demediler. Şimdi üst üste güvenlik zirveleri, toplantıları yapıyorlar.

Alçakça ve haince söylemlerle “PYD, Arapları ve Türkmenleri bölgeden kovuyor, Kürt kemeri oluşturuyor” diyorlar. Daha önce Esat rejimi resmi olarak Kürtleri bölgelerinden sürdü, Arap kemeri oluşturdu. Türk devletinin ve partilerinin buna feveran ettiklerini kimse duymadı. Bu bölgelere IŞİD saldırdığında Kürtler canlarını kurtarmak için topraklarını terk etmek zorunda kaldılar, sürüldüler. Yine AKP ve yöneticilerinin ve salyalı basınlarının birgün Kürtlere etnik temizlik yapılıyor demediler. IŞİD’le her konuda “al gülüm ver gülüm” pozisyonundaydılar. 

Girê Sipî‘de (Til Abyad) çatışmalar nedeniyle yerlerini terk edenler geri döneceklerdir. Halka dönük hiçbir yönelim olmayacaktır. Şimdiye kadar Kürtlerin etkili oldukları ve savundukları hiçbir yerde dinleri, inançları ve etnik kimlikleri yüzünden kimse dışlanmamış ve yönelimlere maruz kalmamıştır. Siyasi kültürleri demokrasi ve halkların kardeşliği üzerine yapılanmıştır. Türkiye gibi ırkçı ve tekçi bir düşünce sistemine yabancıdırlar ve buna karşı ortaya çıkmışlardır.

Erdoğan’ın bu bitmez tükenmez Kürt düşmanlığı açık ki, çokça karşıymış gibi yaptıkları Kemalist zihniyetin yansımalarıdır. Irkçı ve tekçi bir sistem içinde büyüdüler. Düşmanlık bu kadar derin olmasaydı Kobanê’de o kadar Kürt gencinin öldürülmesini desteklemez ve finanse etmezlerdi. Şimdi PYD’yi karalayarak, gözden düşürerek halkın desteğini önlemeye ve uluslararası güçlerin tavır almasını sağlamaya çalışmaktadırlar. Her türlü yalan ortaya atılmaktadır. İyi ki, ABD’nin kendisi de işin içinde. Sınırlarda ne olup bittiğini en iyi onlar bilmektedirler. IŞİD’in o sınırlardan temizlenmesini en çok isteyen güçlerden birisi de ABD’dir. Onların güçlü istihbarat bilgileri var. Türkiye’nin desteği kesilmeden, IŞİD o sınırlardan kovulmadan Irak’ta ve Suriye’de geriletilemez ve temizlenemez.

Erdoğan ve kontrolündeki hükümet sınırda bir “oldu bitti” yaratabilirler mi, bilemeyiz. PKK’ye karşı içeride güya süreç başlatmışlardı, görüşmeler yapıyorlardı ama Rojava’da da IŞİD üzerinden saldırı ve savaş yürütüyorlardı. Şimdi de savaşı Rojava’da yürüterek, Kürtlerin kazanımlarını hedefleyerek Türkiye’de istedikleri gibi politik oyunlarına devam edeceklerini sanıyorlar. Yok öyle avanta. Kürt halkı ve örgütlü güçleri bunu yemez. Rojava’ya düşmanlık tüm parçalardaki Kürtlere düşmanlıktır. Rojava’ya saldırı Botan’a ve Serhat’a saldırıdır. Kürtlere TV’lerden haberleri ve Türk devletinin kanlı oyunlarını dinlemekle yetinmeyeceklerdir. Her zamankinden daha fazla bir direniş, savaş ve serhildan pozisyonuna geçmek de Kürtlerin en doğal hakkı olacaktır.