Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, içerideki tek adam rejimiyle yetinmeyip Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırısıyla iyice izole edildiği bir dönemde, ilişkilerde somut bir ilerleme/yenilik sağlanmazsa bile ABD Başkanı tarafından ‘saygın devlet adamı’ protokolüyle ağırlanma şerefine nail olma sahnesine çıkıp tezlerini tekrar edip ülkesine döndü.
Görüşme öncesi ağır eleştiriler alan ABD Başkanı Trump, kameralar karşısında Erdoğan’ı iyi sıfatlarla süslerken S-400 ve Kuzey-Doğu Suriye işgali bağlamında QSD ile ilişkiler konusunda nasıl bir gelişme katedildiği, ne tür taahhütler alınıp verildiğine açıklık getirmedi. Trump da görüşme öncesi tezlerini tekrarladı, Türk tarafının kavramlarından sakındı.
Uzun süredir Beyaz Saray’da ağırlanmayı bekleyen Türk cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep T. Erdoğan, nihayet muradına erdi ve önceki gün ABD Başkanı Donald Trump ile görüşebildi. Erdoğan ile ilişkisi sorgulanan ve Kuzey-Doğu Suriye’yi işgaline onay vermekle eleştirilen Trump, baş başa, bazı senatörler eşliğinde ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı da düzenledi. Görüşmede, ABD ve üyesi olduğu NATO’ya rağmen Rus hava savunma sistemi S-400 almasını da içeren savunma ve ticari ilişkiler ele alındı. Türk tarafı, kuzey-Doğu Suriye’deki işgal alanını genişletme planına, yaptırımlardan azade destek isteyip Kürt tarafıyla ilgili tezlerini savundu. İki tarafın açıklamalarına göre S-400’ler, işgal, QSD, hatta Fethullah Gülen’in iadesi konularından görüşme öncesini aşan bir ilerleme sağlanmadı.
Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, ABD’de protestolar eşliğinde kritik Trump ziyaretini önceki gün gerçekleştirdi. Heyetler arası görüşme öncesi basın toplantısı yapıldı. Trump, Erdoğan’la görüşmeye senatörler Lindsey Graham, Tim Scott ve Ted Cruz’ı çağırırken Senatör Cruz, ”Türkiye’nin Kürtlere saldırdığını görmek istemiyoruz” tepkisi gösterdi. Daha sonra ikili görüşmeye geçildi. İkili görüşme 1 saat 15 dakika sürdü. Trump, Erdoğan ile uzun süredir dost olduklarını belirterek, S-400 ile F-35 konusunda da konuşacaklarını belirtti. Trump, Türkiye’nin işgal saldırılarının sürdüğü Kuzey-Doğu Suriye ile ilgili “Ateşkes devam ediyor, Kürtlerle görüştük. Gayet memnunlar. Sınırınızın güvende olmasından memnunum. Sadece petrolu güvence altına almak için asker bıraktık. İlk günden beri dostuz, birbirlerimizi çok iyi anlıyoruz. Bu tek yönlü bir yol değil. Sizi burada ağırlamak büyük şeref” dedi.
Ortak basın toplantısı
Erdoğan ve Trump, gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Önce ikisi hazırladıkları metinlere bağlı kalarak konuştu, ardından soruları yanıtladı.
Ateşkes devam ediyor
ABD Donald Trump’ın açıklamalarından satır başları şöyle: ”Çok harika verimli toplantı geçirdik. Türkiye, NATO üyesi ve aynı zamanda ABD’nin çok önemli müttefiki. Suriye’deki durum, geçen ay Pence, O’brien ve Pompeo’yu göndermiştim. Görüşmelerde çok şey başardılar. Bu karmaşık durumun iyileştirilmesi adına gelişme kaydettiler. Ateşkes devam ediyor. Cumhurbaşkanına işbirliği için teşekkür ediyorum.
Yapması gerekenleri yapacak
Türkiye yapması gerekenleri yapmaya devam edecek. Ateşkes her ne kadar karmaşık da olsa ileriye doğru gidiyor. ABD ve Türkiye başka güvenlik konularında da birlikte çalışıyorlar. İşbirliği, ticaret, savunma, askeri ekipman programlarımız devam ediyor.
S-400 alımı zorluklar çıkarıyor
Milyarlarca dolar değerinde satış söz konusu Türkiye’de. Türkiye’nin S-400 alımı bizim için ciddi zorluklar ortaya çıkarıyor. Bugün de üzerinde konuştuk, gelecekte de konuşacağız. Umuyorum çözmeyi başaracağız. Dışişleri Bakanları ve güvenlik danışmanları S-400 için görüşme yapmaya devam edecekler.
100 milyarlık ticaret hedefi
Yaklaşık 100 milyar dolar civarına ticaretimizi getirmek istiyoruz. O da şu andaki dört katı olur. Hedefimiz ticareti arttırmak ve ikili ilişkilerimizi devam ettirmek. Türkiye’nin de pazarını açmasını istiyoruz, zaten bunu yapıyorlar. ABD ürünlerine pazarlarını açıyorlar. Hem kişisel hem de Türkiye ile çok olumlu, dostane ilişkilerimiz var. Bunları daha iyi ilişkilere dönüştürmek istiyoruz. Teşekkür ederim.”
Erdoğan yalanlarını tekrarladı
Erdoğan ise muhtarlar toplantısında konuşur gibi yalanlarını tekrarladı. Kuzey-Doğu Suriye’yi işgalini savunan Erdoğan, ”Barış Pınarı Harekatında terörle mücadelede yeni ve önemli adım atmıştır. PKK/YPG’nin Suriye’deki ayrılıkçılığına ağır darbe vurmuştur. PKK/YPG bu mutabakatı bozmak için askerlerimizi sivilleri hedef alan provokatif saldırılar düzenliyor” diyerek, saldırı ve tacize uğradıkları, hatta Girê Spî’deki 134 sivilin de QSD tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Bütün bu yalanların ardından Suriye’de kalıcı çözüm bulabilmek için ABD ile mutabakata bağlılıklarını sürdürdüklerini söyledi.
Soykırıma rağmen başı dikmiş
Temsilciler Meclisi’nde alınan kararların Türk milletini incittiğini aktardığını belirten Erdoğan, Ermeni Soykırımı’nı ‘104 yıl önce savaş şartlarında yaşanmış mesele’ olarak niteleyerek, ”Bu konuda başımız dik, alnımız aktır” diyebildi.
Kendi çetesi DAİŞ’i istismar etti
Neredeyse DAİŞ’le mücadele eden tek devlet olduğunu ve büyük başarılar sağladığını ileri süren Erdoğan, MİT’in DAİŞ’e yaptırdığı ve Kürtler ile demokratik muhalefeti hedef alan Türkiye/Kuzey Kürdistan’daki katliamları da istismar ederek, ”Hapishanelerimizde 2 binden fazla DEAŞ’lı var. Şahsımı yayınlarında manşet yaparak hedef gösteren, Türkiye’de 304 vatandaşımızın ölümüne yol açan bu terör örgütüyle mücadelemizi sürdüreceğiz. Avrupa’dakiler başta olmak üzere kaynak ülkelerini geri kabule ikna etme konusunda sayın başkanla ortak anlayışa sahibiz” şeklinde konuştu.
İşgal ve etnik temizliği savundu
Suriye savaşındaki rolünü ve çetelerin himayesinde olduğunu, bazılarını bizzat kurduğunu unutur gbi konuşan Erdoğan, 4 milyona aşkın sığınmacıya ev sahipliği yaptıklarını, Suriye toprakları üzerinde yaşayan 3 milyon insana düzenli insani yardım gönderdiklerini, ‘Güvenli Bölge’ zamanında hayata geçmediği için on binlerce masumun hayatını kaybettiğini öne sürdü. İşgal edip Kürtsüzleştirdiği alanlardaki demografik değişimi de öven Erdoğan, işgal alanlarını genişletme desteği istedi. Erdoğan, Irak sınırından Cerablus‘a kadarki bölgeye bir milyon, Reqa ile Dêrazo‘a da bir milyon kişi yerleştirilmesi halinde iki milyon kişiye ulaşılmış olacağını söyledi.
Patriot da alabilecekmiş
Erdoğan, konuşma metninden S-400 ve F-35 meselesinden bahsetmezken ”Sayın Başkan’a, istenilen şartlarda teklif verilmesi halinde Patriot satın alabileceğimizi tekrar söyledim ve söylüyorum. Görüşmelerin hayırlı sonuçlar doğurmasını özellikle temenni ediyorum” dedi.
Açıklamalar ardından Erdoğan ve Trump gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başkan Trump gazetecilere söz verirken “Türkiye’den dost canlısı bir muhabir olsun” dedi. O sırada salonda bulunan ve gün içinde Erdoğan’la görüşmelere katılan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’in yanında bulunan ABD’li bir gazeteciye dönerek “Başka türlüsü kalmadı ki” dediği haberlere yansıdı.
QSD Genel Komutanı
Erdoğan, basın toplantısında Başkan Trump’ın daha önce birkaç kez telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ve bazı Kongre üyelerinin de Washington’a davet ettiği QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî hakkında Türkiye’nin tezlerini anlattı. “Bu kişinin ABD’de muhattap alınmasını üzüntüyle karşıladım. Bu kişi şu anda Türkiye’de hapiste olan Apo’nun manevi oğlum dediği bir kişidir” ifadelerini kullandı. Erdoğan, Washington ziyareti öncesinde Türkiye’de yaptığı açıklamada, Ebdî ile ilgili bilgileri içeren ve Türkiye’de hangi saldırıla dan sorumlu olduğuna ilişkin bilgilerin ABD tarafıyla paylaşılacağını söylemişti.
Mazlum Ebdî yerine Ferhad Abdi Şahin ismini kullanan Erdoğan, bu kişinin hem ABD hem de Rusya tarafından muhattap alınmasına ne kadar üzüldüğünü tekrarladı. Erdoğan, ”Ferhad Abdi Şahin’in terörist olduğuna ilişkin CIA’in elinde de belgeler var. ABD tarafına bu konuda Türkiye’nin hassasiyetini ilettik” dedi.
Trump geri adım atmadı
Trump ise bu konuyla ilgili Erdoğan’ın kızı ve aynı zaman bakan olan damadı Berat Albayrak’ın kontrolündeki medyada yazarlık yapan aynı zaman ‘Pelikan’ olarak bilinen dar ekibin içinde olan Hilal Kaplan’ın sorusuna maruz kaldı. İşte o diyalog:
Hilal Kaplan: Sayın Obama’nın geçmişte dış politika ile ilgili hatalarını eleştirdiniz. Bu eleştirilerden birisi de ABD’nin PKK ve YPG gibi terörist gruplarla işbirliği yapmasıydı. Bunun ABD-Türkiye ilişkilerine verdiği zararı biliyorsunuz ama yine de YPG liderini Beyaz Saray’a davet ettiniz. Kod adı Mazlum Kobani ve Türkiye’de en az 18 terör saldırısından sorumlu. bu saldırılarda 164 asker ve 40 sivil öldü. Bugün yapılan görüşmeden sonra onu hala Beyaz Saray’a davet etmeyi düşünüyor musunuz? Bu Türk halkı için çok üzücü ve kırıcı olur, teşekkür ederim.
ABD Başkanı Trump: Onunla (QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî) yakın zamanda iyi bir görüşme gerçekleştirdik. Onunla birlikte çalışıyoruz. Sizin harika başkanınızla da beraber çalışıyoruz. Birçok olumlu gelişme yaşanıyor. Bu gelişmelerin çoğu da tanımlamalar üzerine. Kürt örgütleri konusunda tanımlaman nedir, çünkü Kürtler var, farklı gruplar var. Bazıları onları seviyor, bazıları ise sevmiyor ama inanıyorum ki kısa zamanda bu konuda çok yol katettik. Neler olacak göreceğiz ama eklemek isterim ki Başkan Erdoğan ve Türkiye ile ilişkilerimiz harika. Harika bir orduya sahip, büyük bir ülke. Bizim de en fazla askeri ürün sattığımız ülkelerden biri. Onlar dünyanın en iyi askeri malzemelerine sahip ki bu ürünleri biz ürettik, ABD dünyanın açık ara en iyi üreticisi. Türkiye, bunu uzun zaman önce anladı. Bence bu konularda çok yol katedildi. Teşekkür ederim. Şimdi başkana bir soru sorabilirsin. Sorduğun soruyla gazeteci olduğuna ve Türk hükümeti için çalışmadığına emin misin?
Kürtler ile sorunu yokmuş
Erdoğan’a basın toplantısında Kürt bir gazeteci “Iraklı Kürtlerle yaptığınız gibi Suriye Kürtleriyle de müzakere yoluna neden gitmediniz?” sorusu yöneltildi. Erdoğan, bu soruya da referandum dönemindeki saldırganlığını unutarak, ezber yalanıyla yanıt verdi: “Bizim Kürtlerle sorunumuz yok. YPG’li teröristlerle sorunumuz var. Suriyeli Kürt kardeşlerimizle sorunumuz yok.”
Fethullah Gülen’in iadesi
Erdoğan’a basın toplantısında Fethullah Gülen’in iadesi de soruldu. Erdoğan, ABD tarafına bu ziyarette de belgelerin iletildiğini belirtti, “Teröristbaşı olarak gördüğümüz bu kişi de bize verilmeli” mesajını verdi.
Beyaz Saray: S-400 sorunu hayati
Basın toplantısının ardından Beyaz Saray’dan görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada büyük ölçüde Trump’ın basın toplantısında kullandığı ifadelere yer verildi. Ancak açıklamanın son bölümünde Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemi satın almasının vurgulandığı bölüm dikkat çekti. Açıklamanın o kısmında, ”Diğer alanlarda ilerleme sağlamak için, savunma alanındaki ortaklığımızı güçlendirerek, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasına ilişkin konuların çözülmesi hayati önem taşımaktadır” ifadeleri kullanıldı.
WASHINGTON
Bir despotu ağırladı verimliliği belirsiz kaldı
Erdoğan-Trump görüşmesi, ABD ve Alman medyasında da işlendi.
New York Times gazetesi adına görüşmeyi takip eden Beyaz Saray muhabiri Michael Crowley’nin haberinin başlığında ”Onun büyük hayranıyım - Trump, Erdoğan’ı sıcak karşıladı” ifadesi yer alıyor.
Crowley’nin yazısı, Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırısı sonrasındaki gelişmelere atıflar yapıyor. Crowley, Türkiye’nin işgal saldırısıyla bölge eksenli Amerikan siyasetinin rotasından çıktığını, ancak Trump’ın, Erdoğan ile görüşmeleri sırasında, bu hususta hissedilir bir tavır ortaya koymadığını vurguladı. Yazı, ”Günün sonunda Erdoğan’ın ziyaretinin verimli olup olmadığı belirsiz kaldı. Beyaz Saray açıklaması, somut bir anlaşma olmadığını gösteriyor” ifadesiyle sonlandı.
Yine New York Times gazetesinin editoryal görüş bölümünde kaleme alınan yazıda ise hem Erdoğan’a hem de Trump’a eleştiriler vardı.”Erdoğan ile buluşarak, Trump bir despotu daha ağırladı” başlıklı yazının alt başlığında ise ”Türk Cumhurbaşkanı’nın ziyaretinden Amerika Birleşik Devletleri tam olarak ne elde etti?” sorusu yer aldı.
Trump’ın Erdoğan’ı ağırlamaması için Amerika’nın Kürt müttefiklerini saldırmalarından, S-400 krizine ve Türkiye’de gazetecilere yönelik baskılara kadar çok fazla sebep olduğu vurgulandı. Zirvenin ”çok iyi ve verimli” geçtiği şeklindeki demeçleri kanıtlayacak bir emarenin bulunmadığı da belirtilen yazıda, görüşmeden, S-400 sorununun ”çözümsüz” kaldığı sonucunun çıktığı kaydedildi.
Yazı, Ukrayna eksenli azil soruşturmasına yapılan bir atıfla sonlandı: ”Anlaşılan Erdoğan’ın bu ziyareti ‘iyiliğe karşı iyilik’ temelinde gerçekleşmedi ki asıl problem de bu. Erdoğan gibi otoriter bir zorbayla yapılacak Beyaz Saray görüşmesi, ABD ve dünya için açık ve somut dış politika kazanımları sağlamalıydı. Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy gibi müttefike yapılacak Beyaz Saray daveti ise, aksine açık bir desteğin göstergesi olarak gerçekleşmeliydi. Trump aradaki farkı kaçırıyor gibi..”
Basın toplantısı fırsattı
Washington Post’taki haberde ise Erdoğan’ın basın toplantısını, iki ülke arasındaki sorunları dile getirme fırsatı olarak kullandığı değerlendirmesi yer aldı. Post’un haberinde, kriz yaratan S-400 konusuna ilişkin Trump’ın ”Yetkililerimiz çözüm için çalışıyor” ifadeleri yer aldı. Trump yönetiminden üst düzey yetkililerin ”Türkiye’nin silahları kutularından çıkarmaması bir çözüm olabilir” dediği de haberdeki bu paragrafta yer buldu.
Beklenen bu değildi
CNN Televizyonundaki haberde ise Trump’ın Erdoğan için kullandığı ”Onun büyük bir hayranıyım” ifadesine atıf yapılarak ”Bazı Amerikalı parlamenterlerin bu görüşmeden beklediği karşılama bu değildi” denildi. CNN’in Beyaz Saray muhabiri olan Kevin Liptak, imzalı yazıda, ABD Başkanı Trump’ın ”güçlü liderlere” gösterdiği yakınlık konusunda örnekler yer aldı. Yazıdaki en dikkat çekici ifade ise ”Ancak hiçbir lider, Erdoğan kadar, Trump’tan istediğini elde edemedi” oldu.
Kevin Liptak bu ifadesine gerekçe olarak, Türkiye’nin işgal saldırısına yeşil ışık yakılmasını, S-400 krizinde Trump’ın yaptırım karşıtı tavrını örnek gösterdi.
Fırsattan istifade ederek
Almanya’da yayınlanan der Spiegel, ”Patron Kim?” başlığıyla yayımladığı analizde Erdoğan açısından olumlu bir bilanço çıkarıyor: ”Beyaz Saray’da -en azından- kamuoyuna yansıyan, basın toplantısı kısmında; sanki dünyanın en güçlü ülkesinin başkanı Trump değil de Erdoğan’mış gibiydi. Türkiye Cumhurbaşkanı bu fırsattan istifade ederek, basın mensupları önünde ABD’ye öğüt verdi ve eleştirdi.[...] Ziyaretten memnun olması gereken taraf, Türkiye Cumhurbaşkanı. Buluşma somut bir sonuç getirmedi. Ancak Türk ordusunun Suriye’nin kuzeyine girmesiyle ABD ve Türkiye arasındaki ilişkilerin bir müddet ciddi bir biçimde sarsılmış olduğu izlenimi, bu ziyarete hiçbir şekilde yansımadı. Görünen o ki; Trump, Erdoğan’la ilişkileri sil baştan başlatmak niyetinde.”
Az içerik çok pohpohlama
Almanya’nın önemli ekonomi gazetelerinden Handelsblatt’ın yorumunda da Trump ve Erdoğan’ın iki ülke arasındaki iyi ilişkilere vurgu yaptığı, ancak ikili ilişkilerdeki mevcut sorunları aşmak için somut çözüm getirmedikleri belirtiliyor: ”ABD Başkanı Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesini ‘az içerik çok pohpohlama’ şeklinde özetlemek mümkün.[...] Çünkü iki ülke arasındaki mevcut büyük sorunların hiç biri bu görüşmeyle aşılabilmiş değil. Ne Suriye konusu, ne Rus savunma sistemlerinin alımı, ne de Ermeni tasarısıyla ilgili tartışma.”
Sorunlar çözümsüz kaldı
Die Zeit da Edoğan ve Trump için ”Ruh ikizi” başlığıyla verilen yorumda, görüşmenin sorunlara çözüm bulmadığı ifade ediliyor: ”Şu an dünyayı ve Amerikan Kongresi’ni meşgul eden pek çok sorun bu görüşme sonrasında da çözümsüz kaldı. Suriye’nin kuzeyinin durumu ne olacak? ABD, Erdoğan’ın ülkedeki sığınmacıları Suriye’nin kuzeyine yerleştirme planına destek verecek mi? Amerikan yönetimi Türkiye’nin ricasını yerine getirip YPG ile işbirliğini bitirecek mi? Kürtlere ne olacak? İki liderin bu sorulara yanıt vermesi gerekiyor. Ancak Washington ziyaretinin Erdoğan’ın işine yaradığını söylemek mümkün. Çünkü Trump’la her doğrudan temas Türkiye Cumhurbaşkanı için bir kazanım niteliğinde. Her ne kadar büyük bir çelişki olsa da şu an aslında Türkiye ve ABD ilişkileri derin bir krizde ancak Erdoğan ve Trump şaşılacak bir biçimde kişisel olarak iyi anlaşıyor. İşte iki lider arasındaki bu kişisel bağ da bu iki NATO müttefiki arasındaki ilişkilerin tamamen kopmamış olmasının ana sebebi.”