Zeki AKIL

Erdoğan istediği faşist sistem için yasal kılıfa da kavuştu. 7 Haziran seçimlerinden sonra Bahçeli ile birlikte adım adım faşist sistemi oturtmaya başladılar. Irkçı bir savaş bloku kurdular. Binlerce insanın canına, Efrîn’in işgaline, Cizre, Sur ve Nusaybin vb yıkımına imzalarını attılar. Şimdi seçim tezgahıyla diktatörlük, Türk tipi başkanlığa kavuştular. Buna göre hızla hazırlıklar yapıp yeni hükümeti kurdular.

Erdoğan’ın kurduğu hükümet tamamıyla bir savaş hükümetidir. Erdoğan’ın ilk gezisini Kıbrıs ve Azerbaycan’a yapması da klasik Türkçülükten sapılmayacağının göstergesidir. ABD, NATO gibi güçlere efelenen Erdoğan, şimdi o kapılardan Kürt düşmanlığı devşirme ve katliamlara destek arama telaşında. Rusları Kürt düşmanlığında ve Efrîn’in işgalinde kullandı. Bundan ötesini alma şansının olmadığını görüyor. İran karşıtlığını kullanarak ABD ve NATO’ya yaslanarak Kürtlere zarar vermeye çalışacaktır. Kiminle nereye kadar Kürt karşıtlığı yapabilirse oraya kapağı atacaktır.

NATO’nun veya ABD’nin Erdoğan zihniyetini, niyetini bilmediği varsayılamaz. Bu güçler kendi yasalarını ve değer yargılarını bir tarafa atacak kadar pragmatik ve ilkesizdirler. Türk ırkçıları 90 yıldan fazla bir zaman içinde aralıksız Kürtleri inkar ve asimile ettiler. Türkiye ile ortaklık yapmakta sakınca görmediler. Erdoğan ve DAİŞ’in ilişkilerini bilmez değiller. Buna rağmen hala PKK’ye, Kürtlere terörist demeye devam ediyorlar. Türk devletinin terörü altında nefes alamaz hale gelen Kürtleri sahipleneceklerine onlarla iş tutup Kürtleri suçlamaya devam ediyorlar. Bu tutum ve politikalar Kürt soykırımına kapıları aralıyor, cesaret veriyor ve suç ortaklığı yaptırıyor.

Rusya Efrîn’in işgaline kapıları açtı. Suriye topraklarını peşkeş çekti. Türk devletinin etnik temizlik yapmasına, demografi ile oynamasına ortak oldu. Rusya bunu siyasi bir manevra ve taktik olarak pazarlayamaz. Etnik temizlik insanlık suçudur. Rusya bu suça ortak olmuştur. Şimdi devamını getirmek için Erdoğan NATO ve ABD’yi kullanmak istiyor. Bunun zemini var. ABD ve İsrail İran’ı Suriye’de ve Ortadoğu’da etkisizleştirmek istiyor. Erdoğan İran’a karşı gizli açık destek vererek karşılığında Kürtleri vurmak için ABD ve NATO’dan destek istiyor.

Erdoğan Kürtlere karşı savaşı tırmandıracağını ve durmayacağını her fırsatta vurguladı. Bunun sadece bir propaganda olmadığı açık. Kürtleri kaybetme pahasına seçim meydanlarında bile bunu haykırdı. MHP ile ittifakını giderek kalıcılaştırdı. Şu anda kurduğu hükümet de savaşa göre oluşturulmuş durumda. En ırkçı ve savaş suçlarına ortak olan isimler bir araya getirilmiş. Hazineyi denetim dışında tutmak için damadını başına getirmiş. Kimsenin bu hükümetten herhangi beklentisi yoktur. İyimser olacak ahmaklar bile aransa bulunamaz.

Azıcık demokratik bir terbiyesi ve kaygısı olan birisi S. Soylu’yu bakan yapmazdı. Ortalığa kendisini vurmuş, sağı solu tehdit ve kana boğmaya çalışan birisini görüntüyü kurtarmak için de olsa atamazdı. Soylu ile aynı tıynette olduğu için toplumun gözüne soka soka tekrar bakan yapmıştır. Bu atama bile toplumu nasıl bir tehlike ve tehdidin beklediğini göstermeye yeter.

Kürt halkı ve demokrasi güçleri açık bir faşist rejimin baskısı ve tehdidi altında. Halklarımız faşizmle yani tanışmıyor. Erdoğan yıllardır bunu uyguluyor. Türk İslam sentezi adı altında kadrolaşıyor. Devleti ele geçirdi. Kürdistan tüm parçalarıyla saldırı ve bombardıman altında. Bunu artıracaklar, daha fazla kan döküp katliamlarına yenilerini ekleyecekler. Kürtleri ezmek ve iradelerini kırmak için şiddeti artırma dışında başka yolları kalmamıştır. Türk devleti Kürdistan’da tüm dayanaklarını yitirmiş, açık zor gücü dışında varlığını sürdüremez hale gelmiştir.

Bu açıdan Türkiye’nin demokrasi güçleri, Kürt halkının direniş kültürü ve birikimi faşizmi yenilgiye götürecek güce sahiptir. Yeter ki, örgütlü bir çalışma ve direniş mevcut koşullara göre yürütülsün. Faşizm hiçbir ülkede kalıcı olamamıştır. Onlarca yıllık direniş, bilinçli bir halk ve demokrasi talebi Erdoğan’ın heveslerini kursağında bırakacaktır.