Umarım eşim Hilal bu yazımı okumaz, çünkü kendim hakkında önemli bir tespit yaptım, ben bir mazoşistim. Oysa Hilal benim gibi değil, o normal birisi. Diyelim ki fuara gittim, döndüğümde televizyon radyoya ayarlıdır ve ben kan–ter içinde onu tekrar televizyona getirmeye çalışırım ve başaramayınca onun işten gelmesini beklerim.

Geldiğimde radyo vardır, çünkü Hilal benim gibi abuk sabuk televizyon programlarını dinlemez. İşi tiyatro ve müzik olduğundan radyodan türkü dinler. Ben geldiğimde hemen siyaset programlarını izlemeye başlarım. Ama efendi insanımdır, çok küfür etmem, bağırmam, mırıldanırım dudaklarımı ısırarak. Bir ara dönüp bakarım ki Hilal işi gücü bırakmış gülerek beni seyrediyor. Anlayacağınız tiyatroya para ödemem, o beni seyreder, kameraya çekse Stand up diye satıp para kazanabilir. Yani bende meslek mazoşistliği var.

Sadece mazoşistlik olsa iyi, Hilal’e de seyrettirdiğimden sadistlik de var. O yüzden Hilal’in bana mı güldüğünü, yoksa mecburen dinlediklerine mi güldüğünü henüz tespit edemedim. Bugüne değin korkudan da soramadım. O yüzden umarım bu yazıyı okuma diye başladım, aşkımız sado-mazoiştliğim yüzünden biter diye korkuyorum. Gerçi şimdilik bu tehlike uzak, gazete ve televizyona geldiğimde o Fransa’da kalıyor, döndüğümdeyse televizyon olmadığından artık yüzünde güller açıyor, bu soğuk havalarda bile yüzü bir değişik mutlu.

Neyse, gelelim meselenin özüne. Televizyonda haber programı izliyorum. Konuşmacıların seçim hesabını dinleyince partilerin aldığı oy oranı yüzde 100’ün üstüne çıkıyor. Sadece bu da değil, Erdoğan yüzde 60’la seçilecekmiş, MHP çok rahat barajı geçiyormuş ama araştırmayı yapan şirket bunu kişiye özel yaptığı için adını veremiyorlarmış. MHP’yle AKP ittifakı tartışılmaya başlandı ya, o bir koalisyon değilmiş esasında, CHP yüzünden yapılan bişeymiş, çünkü CHP yüzde 49’luk ittifakı kurmuş ve hem AKP’yi, hem de MHP’yi koalisyon olmayan birlikteliğe zorluyormuş.

İlk olarak şunu söyleyeyim, teklif MHP’den de gelmiş olsa ve AKP memnun da olsa, sonuçta bu birliktelik olmayacak. Nedenlerini yazacağım ama önce şunu söyleyeyim, Erdoğan’ı tanıyan herkes bu işin olmayacağını bilir. Benim şaşırdığım Erdoğan’ı tanıyanların bu işbirliğine olacakmış gibi bakmaları.

Neden olmaz, çünkü Erdoğan milletvekili seçimlerinde MHP’ye en fazla 15 vekillik verir ki, bence bu bile çok. Ayrıca bu sayı da gayet doğal bir sayıdır, sonuçta AKP’nin de oyları düşmeye başladığından MHP’nin çıkaracağı her vekil AKP’den çalınan vekilliktir. İşte sorun burada başlıyor, MHP bu kadar vekile razı olur mu? Diyeceksiniz ki, “İyi de kabul etmez de kendi girerse barajı aşamaz” Oysa hiç de öyle değil, Türkiye’deki seçmenlerin bir kısmı bu gibi durumlarda son anda tavır değiştirebilirler ve MHP çok az bir oyla barajı geçebilir.

Ayrıca, MHP, AKP’nin vereceği bikaç vekilliğe “EVET” derse, bu işbirliğine değil dilenciliğe girer ki, bunun tam türkçesi MHP’nin raconunda yoktur. Bir başka olasılık daha var ama kimse bahsetmiyor, MHP son anda bir karar alıp BBP’yle bir ittifak yapabilir. Bu ittifak BBP’nin işine gelir, çünkü AKP’yle yapacağı ittifakla 2 vekillik alır ama barajı MHP’yle geçeceği bir ittifakla 5 vekil çıkarabilir.

İşte bütün bu yazdıklarımı üst üste koyduğumuzda Erdoğan’ın seçime gitme olasılığı bence ortadan kalkıyor. Çünkü bu seçimlerden önce belediye seçimleri var. Erdoğan belediye seçimlerini öne çekmek zorunda. Bunun nedeni çok basit, belediye seçimlerini kaybederse, -ki öyle gözüküyor- B planına geçebilmesi için zaman gerekiyor. Oysa zamanında yapar ve kaybederse, başkanlık seçimine kadar toparlanacak zamanı yok.

Daha önce de yazdım, bir daha yazıyorum, Erdoğan seçim yapmayacak. Gerçi 24 Kasım çok belirleyici olacak ama yine de Erdoğan seçimsiz başkan olabilmenin yollarını arayacak. Umarım deneyeceği yol çok kanlı olmaz. O yüzden Erdoğan’ın her dediğini destekleyenlere buradan bir uyarı yapmak istiyorum, bu dönem seçimle ilgili yapacaklarına dikkat etsinler, kanlı bir ortama gidiyor olabiliriz ve bu parti yada kişi desteklemeye benzemez, akan kanın vebali çok daha ağır olur.