Türk devletinin polisi Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’nun emri ile son bir hafta içinde Cizre’de yaşları 7’den 70’e değişen 21 Kürt insanını katletti. Sadece insanlar mı kurşunlandı, bombalandı? Hayır. 

Evler, su depoları, elektrik trafoları, sokaklar, inekler, güvercinler... Yani Kürt’e ait ne varsa devletin hedefi halindeydi. Aynen DAİŞ çetelerinin Musul, Rojava, Suriye’deki vahşeti gibi vahşet uyguladılar. Sadece Cizre’de mi, tabii ki değil. Varto, Silvan, Amed Sur, Gever’de de devlet aynı vahşeti farklı günlerde uyguladı. 

Görüntülere baktığımızda iç savaşı yaşayan Suriye’nin Halep kenti, ya da işgal edilmek istenen Kobanê görüntüleri vardı. Tayyip Erdoğan ve ekibi Kürtlere karşı savaş politikalarında Cumhuriyet tarihinin gelmiş geçmiş bütün hükümetlerinin yürüttüğü inkar ve imha siyasetinin bütününü aşan bir savaş yürütüyor. Ve bununla da övünüyor. 

Erdoğan’ın yürüttüğü savaşın boyutlarını anlamak açısından Cizre sokaklarına atılan Kürt gençlerinin infaz edilmiş cenazelerine bakabilirsiniz. O da yetmiyorsa Farqîn (Silvan) etrafındaki tank ablukasına bakınız. O da yetmiyorsa Gever’e (Yüksekova) bağlı Şapatan köyüne atılan tank, top atışları ile yakılan yıkılan evlere bakınız. O da yetmiyorsa tarihi Amed kentinin Sur İlçesi’nde Xançepek Mahallesindeki evlere bakınız. 

Bütün bunlar yetmiyorsa da son AKP hükümetinin valililerine gönderdiği “gizli” ibareli genelgelere bakınız. O genelgelerde ne deniliyor biliyor musunuz? Deniliyor ki; AKP hükümeti, PKK gerillalarının gömülü olduğu şehitliklerin imha edilmesi için talimat verdi. 

İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk’ün imzasını taşıyan ve “gizli” ibaresiyle Bakurê Kurdistan’daki bazı illerin valilerine gönderildiği belirtilen talimatta, “Gerillalara ait 14 mezarlığın imha edilmesi gerektiği” söyleniyor. Talimatta, “Detaylı bir operasyon yapılarak terör örgütü mezarlıkları ve müştemilatlarının yıkılmasının sağlanması ve Jandarma Genel Komutanlığı’na bilgi verilmesi” ifadesi yer aldı.

CHP Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara AKP hükümetinin İçişleri Bakanı tarafından Ağrı, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak ve Tunceli Valiliklerine gönderilen talimatı meclise taşımış ve “Uzun süredir varlığı bilinen bu mezarların imhası sırasında bölge halkında oluşabilecek infialin, bölgede devam eden karışıklıkta yeni bir kaosun oluşmasına neden olacağını düşünmekte misiniz?” diye soruyor.

Tayyip Erdoğan’ın isteği ve AKP’li bakanların da özel talimatı ile yürürlüğe konulan bu girişim sonucu Agirî başta olmak üzere birçok bölgede Türk savaş uçakları ve askeri helikopterler Kürtlerin mezarlıklarını hedefledi. Türk medyası da bunu ağzı sulanarak “PKK Mezarlıkları toz buz edildi” başlıkları ile duyurdu. 

Yani devletin özellikle de Tayyip Erdoğan’ın Kürt düşmanlığında vardığı sınır budur. Bu da yetmiyormuş gibi Türkiye kentlerinde Kürt, Kürt’e benzeyen ne varsa Türk ırkçılığının hedefi durumundadır. Oluşturulan ortam, kontrol altında tuttuğunu sandığı savaş ve çatışma ortamı Kürdistan’da devlet terörü, batıda ırkçı saldırılar olarak kendisini gösteriyor. Bunun yaratacağı sonuç ise eğer dizginlenemezse bir iç savaşa doğru yol alır. Yani durum Ankara’daki Beştepe Sarayı’nda planlandığı gibi haller almayacaktır. 

Reel sosyalizm 1990’larda çözülürken Balkanlaşma sürecindeki ayrılık ve çatışma biçimlerinin acı sonuçları hala giderilemedi. En kötüsü de Türkiye Yugoslavya’nın dağılma sürecine çok benzeyen bir iklime girmek üzeredir. Ortadoğu ülkesi olması bir yana siyasal çatışma ve çelişkilerin milliyetçilik üzerinden şekillenmesi Türkiye’yi Suriye ya da Irak yapmaz. Yugoslavya’nın sonunu getiren bir çatışma va boğazlaşma süreci yaşar. 

Yani rüzgar eken fırtına biçer meselesini aşıp kaotik bir kasırganın içinde Tayyip Erdoğan’ın Türkiyesi hızla yol almaktadır. Mezarlıkların bombalanmasının başka da ne anlamı olabilir ki!...