
Federe Kürdistan Seçim ve Referandum Yüksek Komisyonu, referanduma katılımın yüzde 72.16 olduğunu açıkladı. Türk ordusunun bağımsızlık referandumu öncesi Habur Sınır Kapısı’nda başlattığı askeri tatbikata, Irak ordusuna bağlı birlikler de katıldı. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan da dün tehditlerine devam etti.
Kürdistan Seçim ve Referandum Yüksek Komisyonu referanduma katılım konusunda açıklama yaptı. Referandumda 4 milyon 581 bin 255 seçmenden 3 milyon 305 bin 925 seçmenin oy kullandığı, bu veriler ışığında referanduma katılımın yüzde 72.16 olduğu belirtildi. Sonuçların 72 saat içinde açıklanacağı ifade edildi. Resmi olmayan verilere göre yüzde 75’in altından olmayan 'Evet' tercihi, çoğu merkezlerde yüzde 90 civarında oldu.
Erdoğan: Olmayacak, olamaz zaten
Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "2017-2018 Akademik Yılı Açılış Töreni"nde yaptığı konuşmada tüm ikazlarına rağmen referandumun yapıldığını belirterek, hakaretler eşliğinde tehditlerini sürdürdü: "Şimdi yaptın... Neymiş, yüzde 90-92 ile onaylanmış. Bunun bir kıymeti harbiyesi var mı? Senin bağımsızlığını kim kabul edecek? Kuzey Irak, sen bir İsrail'le neyi elde edeceksin? Bunlar siyaseti de bilmiyorlar. Devlet nasıl olunur, bundan da bihaberler. Ama sadece 'Biz yaptık oldu' demekle olacağını zannediyorlar. Olmayacak, olamaz zaten.
Bunlar yiyecek bulamaz
Şimdi biz yaptırımlarımızı uygulamaya başladığımız andan itibaren zaten ortada kalacaksın. Bir vanayı kapadığımız anda iş bitti. Bütün geliri meliri hepsi ortadan kalkıyor. TIRlar Kuzey Irak'a çalışmadığı anda bunlar yiyecek, giyecek bulamayacaklar. Öyle bir duruma gelecekler. Niye? Mecburuz, yaptırım. O zaman bunlara İsrail, nereden, neyi, nasıl gönderecek? Buyursun göndersin.
İhtimal vermiyorduk, yanılmışız
Referandumu Kuzey Irak yönetimi gerçekleştiriyor, tek desteği İsrail veriyor, daha sandıklar açılmadan kutlamayı PKK'lılar yapıyorsa orada masumiyet de meşruiyet de yoktur, bu böyle bilinsin… Açıkçası biz son ana kadar Barzani'nin böyle yanlışa düşeceğine ihtimal vermiyorduk, demek yanılmışız. İlişkilerimizin tarihteki en iyi seviyesinde olduğu bir dönemde, önceden hiçbir danışma ve görüşme yapılmadan alınan bu karar, açıkçası ülkemize ihanettir.
Tüm ihtimaller şu anda masada
Ülkemizi Suriye'de oyaladıklarını, dolayısıyla Irak'la ilgilenemeyeceğini sananlar, bizim en zor zamanımızda dahi gerektiğinde yedi düvelle mücadele edebilecek gücümüzün olduğunu unutmasınlar. Ekonomik yaptırımlardan askeri seçeneklere kadar tüm ihtimaller şu anda masadadır. Hava sahaları, kara hepsi masadadır. Bütün bu opsiyonlar şu anda masada görüşülmektedir. Umut ediyorum ki bunların hiçbirine gerek kalmadan Kuzey Irak yönetimi aklını başına alır ve bu sonu karanlık olandan, maceradan vazgeçer."
Güney sınırında ortak tatbikat
Federe Kürdistan’da önceki gün yapılan bağımsızlık referandumu öncesi Şırnak’ın Silopi ilçesindeki Habur Sınır Kapısı’nda Türk ordusu tarafından başlatılan askeri tatbikat 10. gününde devam ediyor. Sınır hattında bulunan Aktepe (Girgewrê), Kapalı (Kokit) ve Başverimli (Tilqebin) köyleri civarında sürdürülen tatbikatta, 100’ün üzerinde zırhlı araç ile M-60-T tankının yanı sıra kısa menzilli hava sistemi olan stinger füze rampaları da kullanılıyor. Yoğun güvenlik önlemleri altında sürdürülen tatbikat alanında mevzi kazımı ise devam ediyor.
Türk ve Irak Savunma Bakanlığı tarafından önceki gün yapılan “ortak tatbikat” açıklamasının ardından sınırdaki hareketlilik daha da arttı. Üçüncü safhaya geçildiği duyurulan tatbikata önceki akşam saatlerinde Şerafettin Elçi Havalimanı’na kargo uçakları ile getirilen Irak ordusuna bağlı askeri birlikler de katıldı. Zırhlı araçlar ile sınır hattına götürülen Irak askerleri, tatbikata ilişkin bilgilendirildi. Daha sonra ellerinde Irak ve Türk bayrakları ile zırhlı araçlara bindirilen askerler tatbikata katıldı.
Sınır kapısında tedirginlik
Günlük binlerce aracın giriş ve çıkış yaptığı sınır kapısında ise referandumun hemen ardından uzun araç kuyrukları oluştu. Kuyrukta bekleyen araç şoförleri, kapının kapatılması durumunda ekonomik olarak büyük zarara uğrayacaklarını belirtti. Sınır kapısının yüz binlerce insana iş imkanı sağladığını vurgulayan şoförler, devletin ellerinde bulunan tek iş kapısını da kapatmaya çalıştığını ifade etti.
Koçyiğit: Kürt karşıtlığında buluştular
HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, "CHP'nin klasik anlamda devletçi, milliyetçi çizgiden geri adım atmadığını ve AKP-MHP ortaklığından imtina etmediğini tezkereye verdikleri destekle bir kez daha gördük" dedi.
Meclis'te AKP, MHP ve CHP’nin oylarıyla kabul edilen savaş tezkeresini Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit değerlendirdi. Meclis’te geliştirilen tüm süreçlere bakıldığında AKP ve MHP'nin temel yaklaşımlarının Kürt karşıtlığı üzerinden kurulduğunu vurgulayan Koçyiğit, CHP'nin ise tüm politikalarına karşı gibi göründüğü AKP'nin en büyük destekçisi olduğunu söyledi.
7 Haziran'dan beri Kürt halkının iradesini yok etme, kazanımlarına el koyma ve taleplerini bastırma girişiminin yürütüldüğünü söyleyen Koçyiğit, tezkereyle bu tutumun bir ileri aşamaya taşındığını belirtti. Koçyiğit, "Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu'nu sürekli bir tehdit olarak gösterme ve oraya yapılacak müdahalelere zemin hazırlama sesleri çok yüksek perdeden dillendiriliyor. Özellikle Efrîn’i işgal girişimleri söz konusuydu. Bugün referandum kararında da benzer bir karar söz konusu. Türkiye'deki Kürtleri terörist olarak lanse edip kazanımları bertaraf etmeye çalışıyor" dedi.
CHP'nin, AKP politikalarına karşıymış gibi görünen ama en fazla destek veren parti olduğunu savunan Koçyiğit, şunları söyledi: "15 Temmuz'dan sonraki Yeni Kapı Mitingi'ne gitmeleri ile AKP'nin meşrutiyetini sağladılar. Anayasa'ya aykırı olmasına rağmen yine de dokunulmazlıkların kaldırılmasına 'Evet' diyerek milletvekillerinin tutuklanmasının önünü açtılar. Buna benzer birçok konuda AKP-MHP yönetimine su taşıyan bir pozisyona düştüler. Tezkeredeki tutumlarıyla klasik anlamada devletçi, milliyetçi çizgiden geri adım atmadığını ve AKP-MHP ortaklığından imtina etmediğini görebiliyoruz. CHP, tezkere tavrıyla faşizmden, tekçi zihniyetten, AKP-MHP çizgisine yanaşmasından, Kürtlere dair hiçbir demokratik, barışçıl cümle kuramadığını bize bir kez daha göstermiş oldu. CHP, barışçıl çözümler sunmak yerine, bir terör sorunuymuş gibi gösterilen zihniyetin bir parçasıdır."
Yıldırım: AKP budur, görün!
KENAN KIRKAYA/MA/ANKARA
Federe Kürdistan’daki referandum kararına destek veren HDP, Barzani’nin AKP’nin gerçek yüzünü görmesi gerektiğini söylüyor.
Referandum tartışması, milliyetçiliğin tırmandırıldığı Türkiye’de kıyameti kopardı. Meclis’te yapılan görüşmelerde KDP’nin yıllardır ittifak yaptığı AKP öncülüğünde referandum üzerinden Federe Kürdistan’daki Kürtler de hedef haline getirildi. Bu karşıtlığa KDP’nin siyasi rakip olarak gördüğü HDP ise direnç gösterdi ve Kürtlerin hak ve özgürlüklerini savunan Meclis’teki tek parti oldu.
Bu duruşu değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, bu yaklaşımlarını “halkların kendi kaderini belirleme” ilkesel duruşlarına dayandırdı. Bölge ülkelerinin bu konudaki tutumlarını da eleştiren Yıldırım, yine de Bağdat ile Tahran ve Ankara’nın tutumları arasında bir farklılık olduğunu belirterek, “Bağdat’ın kendi anayasasıyla kendisine bağlı olan bir bölgenin referandum kararını tartışmasını anlarım. Ama Ankara ve Tahran’a ne oluyor” diye sordu.
Bu düzen artık değişmeli
Yıldırım şunları söyledi: “Tahran ve Ankara eğer buna ‘Benim Kürtlerim de bundan etkilenir ve bu yönlü talepte bulunur’ diye düşünüyorsa bunu engellemenin biricik yolu vardır. O zaman siz kendi Kürdünüze ulus olmaktan kaynaklı haklarını tanımamışsınız. O zaman iyi bir yönetim ve zihniyete sahip olmadığınızı itiraf etmiş oluyorsunuz. Demokrasinin olduğu ülkelerde o ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı olanların haklarının tanındığı ülkelerde böyle bir kaygı taşınmaz. Demek ki burada ‘benim Kürdüme olumsuz yansır’ diyerek karşı çıkan Türkiye’nin kendi Kürdünü asimilasyona tabi tuttuğunu itiraf etmiş oluyor.
Aynı şey Bağdat için de geçerlidir. 100 yıldır Sykes Picot gölgesinde şekillenen ve halkların vicdanında mahkum suni sınırlar var. 100 yıldır bu deli gömlek halklara giydirilmiştir. Bugün feveran edenler yüzyıldır bu düzenin sefasını sürenlerdir. Gelinen noktada uluslararası düzlemde bu yüzyıllık halkların vicdanında mahkum olmuş bu düzenin değiştirilmesi gerektiğine uluslararası güçler karar verdi.”
Güneyli Kürtler gerçekleri görmeli
Referandum kararının Haziran 2017’de alındığına işaret eden ve o tarihten beri AKP’nin duruma müdahil olmama görüntüsü verdiğini belirten Yıldırım, Barzani’nin AKP’nin gerçek yüzünü görmesini ve bundan sonra daha ulusal bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı. Yıldırım, şu değerlendirmeyi yaptı: “AKP son bir ayda içine girilen milliyetçi gelişmelerin girdabıyla bu yönlü açıklamalara ağırlık verdi. Bu Türkiye’nin dış politika kimliksizliğinin göstergesidir. Siz ilkelere değil, etiğe değil, toplumsal tarihsel gerçeklere değil, günübirlik ve anti Kürt politikası üzerinden politika geliştirseniz, haftada değiştiren ve geçmişte sözlerinizi tekzip eden bir hat izlemiş olursanız. Halen Barzani’nin Türkiye olmaksızın oradaki yapının varlığını sürdüremeyeceği algısı kabul edilebilir bir gerçeklik değildir. Biz self determinasyon hakkını bütün dünya halklarının hakkı olarak görüyor ve tanıyoruz. Bunu Barzani’nin şahsını çok aşan bir evrensel hak olarak savunuyoruz. Biz dünya hakları için istediğimiz bu hakkı kendi halkımız için de istiyoruz. Bizim bu yaklaşımımız kişilerle ilgili değildir.”
Ankara karar veremez
Kerkük ve Musul’u “çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu halkların ortak yaşamı olan Kürdistan kentleri” olarak tanımlayan Yıldırım, bunun birçok belgede sabit olduğunu vurguladı. Musul’un DAİŞ işgalinden sonra Kürtsüzleştirildiğine de değinen Yıldırım, “Buna rağmen buraların Arap mı, Acem mi, Kürt mü, Türkmen mi olduğu öyle Bağdat, Tahran ve Ankara'dan yapılan tartışmalarla kararı verilemez” diye konuştu.
'Fırat Kalkanı’na benzemez
Türkiye’nin Federe Kürdistan’a yönelik “askeri müdahale” tehditlerine, Türk ordusunun Suriye’nin Cerablus bölgesine yaptığı operasyonu hatırlatarak, “sonuç fiyasko” değerlendirmesinde bulunan Yıldırım, “Yapılacak olan bir müdahale Fırat Kalkanı’na benzemez bütün Türkiye’yi ateşe atar” dedi.