
Başbakan Erdoğan dünyanın en pişkin adamı. Herhalde Hitler’in propaganda bakanı Gobels bile bu kadar demagoji ve yalanı yüzü kızarmadan söyleyemezdi. Aslında başbakan kendinde olan olumsuzlukları başkalarına yükleyerek kendi yüzünü saklıyor. Buna da Erdoğan’ın demagoji yöntemi demek gerekiyor. Gerçekten de bu yöntemin patenti Tayyip Erdoğan’a aittir. Başbakan Kürt analarına çağrı yapıyor, “Çocuklarınızı gerilladan alın” diyor. Türk devletine göre gerillalar 30 yıldır kandırılıyor. Amed zindanında da kandırılan PKK’lileri doğru yola çekmek için dünyada görülmemiş işkenceler yapılmıştı. Kandırılma tekerlemesi Kürt sorununu inkar etmek için icat edilmiş bir psikolojik savaş söylemidir. Gerillalar özgürlük ve demokrasi için değil de kandırıldıkları için dağlardadır. Aslında Kürt inkarcılığı kendisini böyle ifade etmektedir.
Herkes de biliyor ki gerilla zorla dağlara çıkarılmıyor. Ya da Türk devletinin paralı askerleri gibi yüksek maaş almak için de dağlara çıkmıyor. Aksine gerilla mücadelesinin zorluklarını bilerek ama onurlu yaşamak için dağlara çıkıyorlar. Çünkü gerilla Kürt halkının en değerli evlatları olarak Kürt halkının kalbinde taht kuruyor. Kürt halkı bu gençlerin neden dağlara çıktığını çok iyi biliyor. Bu nedenle başbakanın bu çağrılarına gülüyor. Zaten bu çağrı yeni değildir. 30 yıldır bin defa yapılmış bir çağrıdır.
Bugün dünyada Kürtler kadar siyasi nedenlerle tutuklanan başka bir halk yoktur. Önceden tutuklananları saymazsak son iki yılda 7 binden fazla Kürt siyasetçisi tutuklanmıştır. Bunların anaları ve eşleri 12 Eylül askeri darbesi döneminde olduğu gibi acılar çekmektedir. Çoğunluğu sadece demokratik siyasetle uğraşanlardır. Bu nedenle 12 Eylül’de bile görülmemiş biçimde keyfi olarak tutuklanmışlardır. Kürt anaları ve kadınları buna öfke duymayacak da ne yapacak? Erdoğan bu analara ve kadınlara PKK’ye karşı çıkın çağrısı yapıyor. Aslında Türk devletinin PKK’yi özgürlük mücadelesi başlattığı için cezalandırması politikasını Kürt anaları ve kadınlarına kabul ettirmeye çalışıyor. Kürt kadınları ve anaları özgürlük mücadelesi başlattığı ve sürdürdüğü için PKK’ye şükran borçlular. Çünkü tarihte ilk defa başları dik ve onurlu yaşıyorlar. Şimdi Kürt gençlerinin bu zulme direnmesini görerek gurur duyuyorlar. Bu nedenle çocukları, kardeşleri ve eşleri şehit düştüğünde kına tepsileri ile son yolculuklarına uğurluyorlar.
Son yıllarda Kürt Özgürlük Hareketi Kürt sorununun çözümü için AKP’ye fırsat tanımış ancak AKP bu tek taraflı çözüm iradesini kötüye kullanmıştır. Ateşkes süreçlerinde bile operasyonlarını sürdürmüş yüzlerce gerilla katledilmiştir. Sadece 12 Haziran 2011 seçimleri öncesi 4 ayda 60 gerilla katledilmiştir. Kürt anaları ateşkes dönemlerinde AKP’nin tasfiye politikasını terk etmediğini görmüştür. Kürt Özgürlük Hareketi bu tasfiye politikasını kabul etmeyeceğini açıklayınca daha kirli bir savaş yürütmüştür. Uçak saldırılarında kullandıkları yakıcı, boğucu gazlarla, tonluk bombalarla gerillaya karşı nasıl savaş hukukunu çiğnediğini en iyi Kürt anaları ve kadınları görmüştür. Çocuklarının cesetlerinin paramparça edildiğini yakıldığını dünyaya haykırmışlardır. Dolayısıyla Erdoğan’ın konuşmaları hem suçlu hem güçlü misali Kürdistan’da yürütülen zulmün üstünü örtme çığırtkanlığıdır.
Kürt gerillalar katledildiğinde günlerce televizyonlarda nasıl zafer naraları attıklarını herkes bilmektedir. Mitinglerde, gösterilerde öldürülen gençlerin ve çocukların sayısını artık kimse bilmiyor. Neredeyse her mitingde ölümler yaşanıyor. Gaz bombaları ile 1,5 yaşındaki çocuktan 65 yaşındaki kadına kadar herkes öldürülüyor. Şimdi bunlar sanki başka hükümetler zamanında olmuş gibi Kürt analarına ve kadınlarına PKK’ye karşı çıkın çağrısı yapılıyor. AKP’nin zulmüne direnen tek bir güç kalmış. Bu nedenle PKK’yi bu topraklardan atalım diyerek bağırıp çağırıyor. Çiller gibi ‘ya bitecek ya bitecek’ diyor.
Roboskî katliamında çocukları ölenler için bizim kadar üzülen yoktur yalanını da atabiliyor. İşte yüzsüzlüğün bu kadarı da olmaz. Bir yerde bir polis ölseydi hemen devlet oraya ulaşırdı. Kazayla gerillanın vurduğu birisi olsaydı hemen basına verir kıyamet koparırlardı. Başsağlığı açıklamaları arka arkaya gelirdi.
Uçaklarla 34 kişi paramparça ediliyor, ama bu haber bile yapılmıyor. Hükümet açıklama yapmadan basın açıklamaya cesaret edemiyor. Bu olayı açığa çıkaran DİHA, ANF ve Roj TV oldu. Eğer bu medya açığa çıkarmasaydı Türk basını hiç duyurmayacak ve yazmayacaktı. BDP ilk olarak köye ulaştı ve gerçeklerin gizlenmesine engel oldu. En fazla biz üzüldük diyen Başbakanın yaptığı ilk işlerden biri bombalamayı yapan uçakların komutanlarını kutlamak oldu. ‘Hafıza-i beşer nisyanla malül’dür diyerek halkın bunları unuttuğunu sanıyor.
Başbakan bilmeli ki bunları ne Kürtler unutur ne de unutturur. Kürt halkının öfkesi olmasaydı siz olayı hasıraltı ederdiniz. Hatta içlerinde PKK’li vardı diye vurmuşlar deyip geçiştirirdiniz. Zaten içlerinde PKK’li var ne yapalım diye size soru sorulduğunu, sizin de vurun dediğiniz iddiaları var. Hala Kürt halkına ve solculara karşı işlenen cinayetler ve komplolar kozmik odalarda duruyor. Bu cinayetler aydınlatılmadı. Bu gerçekler ortadayken devlet halkını öldürmez denilmesi gerçekleri örtmenin söylemidir.
Aydın Erdem başta olmak üzere onlarca gencin katilleri, mitinglerde öldürülen gençlerin, çocukların, kadınların katilleri nerede? Van sınırında kaçakçılık gerekçesiyle öldürülen yüze yakın Kürt insanının katilleri nerede? Roboskî katliamının failleri nerede? Biz bu katillerin neden bulunmadığını biliyoruz. Bu cinayetlerin katilleri bulunursa terörle mücadele zaafa uğrarmış! Roboskî katliamının suçluları bu nedenle bulunmuyor. Çünkü ucu hükümete ve Milli Güvenlik Kuruluna gidecektir. Yoksa bu olayın sorumluları bir haftada bulunurdu.
Kürt Özgürlük Hareketi, BDP on yıllardır Türk devletinin Kürdistan’daki zulmünü ortadan kaldırmak için ağır bedeller ödüyor. Sadece suçluları açığa çıkarmıyor, sadece halka sahip çıkmıyor, bu çabalarının karşılığı ölüyor ve zindanlara giriyor. Gerçekler bu kadar netken BDP değil, biz üzülüyoruz demek kuyruklu yalan atmaktır. Kürt halkının; BDP’nin, Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesi olmasaydı Kürtler insan yerine konulmazdı. Şimdi Kürtler mücadele verdiği, Türk devletinin politikalarını deşifre ettiği için, 1980’lerin, 1990’ların politikaları birebir uygulanamıyor. Çünkü Kürtler artık eski oyunları yutmuyorlar. Bu nedenle asıl olarak sahte gözyaşı dökenler ve açıklama yapanlar AKP ve diğer sömürgeci partilerdir. BDP ise bu halkın içinden çıkmış bir partidir. Roboskî’de bile oyların çoğunluğunu alan BDP’dir.
Roboskî olayına en fazla sahip çıkan BDP olmuştur. Hatta yüzlerce BDP’li Roboskî katliamını lanetlediği için tutuklanmıştır. Katilleri bulmayan AKP katillerin bulunmasını isteyenleri tutuklamıştır. AKP’ye göre Roboskî katliamını protesto etmek suçtur. Başbakan bu katliamı protestoyu bile istismar olarak değerlendiriyor. Yani normal bir olaymış gibi karşılanmalıymış. İşte başbakanın katliam üzüntüsü bu kadardır.
Batman’da anne ve bebeği polisler tarafından öldürülmesini bile gerillaya yüklüyor. Bu olaydan bir iki gün sonra Bingöl’de polislerin bir kadını nasıl vurduğunu biliyoruz, kadın zor kurtuldu. Ama psikolojik savaş basını bunu da görmezlikten geldi.
Bingöl’de kaza ile bir kadın ölüyor. Bunu kadın canlı bombanın üstüne atladı diye veriyorlar. Kendilerine göre böyle bir mit oluşturuyorlar. Amaç Bingöl’de yurtsever hareketin gelişimini önlemektir. Kadının kazayla ölmesi konusunda HPG de açıklama yapmıştır. Ancak polisin ve Başbakanın açıkladığı gibi kadının ölümü gerillanın üzerine atlaması ile gerçekleşmemiştir. Ne böyle bir görüntü vardır ne böyle bir durum yaşanmıştır. Kaldı ki HPG açıklamasında gerillanın hedef yerine ulaşamadan bombanın kazayla patladığını belirtiyor. Yani hedefe ulaşamamış ki çarşafını açsın. Hedefine ulaşsa sadece bir düğmeye basacak. Bunun da kimsenin görmesi mümkün değil. Tabii ki kadının ölümü üzücüdür. Ama AKP için önemli olan kadının ölümü değildir. AKP için insanın değeri olsaydı polis ve asker tarafından öldürülenler de insan yerine konulur failleri bulunurdu.
AKP’nin tek amacı PKK aleyhinde yalan propaganda yapmaktır. Kürtlerin özgürlük mücadelesini bastırmak için her türlü kirli propagandayı yaparak psikolojik üstünlük sağlamaktır. Başbakan kara propagandayı o kadar ilerletmiş ki gazete ve televizyonları yeterli görmemiş kendisi de yalan üreten bir psikolojik savaş elemanı gibi çalışmaktadır. Beş kadın gerillanın zehirlenmesini bunları PKK öldürdü biçiminde dile getirmesi bunu göstermektedir. Hiçbir gerçek gizli kalamaz. Ya da gerçekler saptırılamaz. HPG tüm ölümleri açıklamaktadır. Başbakanın dediği gibi olsaydı herhalde açıklama yapmazdı. Bu gerillaların aileleri gerçeği çok iyi biliyor. Bu nedenle Başbakan’a çocuklarımızın üzerinden kara propaganda yapma çağrısı yapıyor. Bu gerillalar örgüt içinde çok sevilen gerillalardır. Fedai ruhla Amed’e gitmişlerdi. Zaten oraya gitmeleri de çok olmamıştı.
Belki de başbakanın bu kara propagandası hayırlı şeylere vesile olacaktır. Başbakanın ne kadar yalancı olduğu bu olay şahsında bir kez daha görülecektir. Ölümlerinin uğruna mücadele ettikleri ve yaşamını yitirdikleri örgüt aleyhine kullanılmasının ahı mutlaka tutacak ve Başbakan bu yalanında boğulacaktır.