
Kürtlerin mal varlıklarını gasp etmenin yollarının ele alındığı zirveden Kürt işveren çevresi ve BDP’li belediyelere operasyon kararı çıktı. AKP çevrelerinden edinilen bilgilere göre; başta Kürdistan olmak üzere Türkiye illerinde de faaliyet yürüten Kürt iş çevrelerine yönelik, „tutuklanacaklar“ listesi oluşturuldu. Operasyonların başlaması için, „Terörle Mücadele Yüksek Kurulu“nun da operasyonu yapacak savcılıklara ve emniyet müdürlüklerine talimat verdiği belirtiliyor. İlk etapta 60 kişilik bir liste çıkarıldığı öğrenilirken, listede BDP’li belediyelere iş yapan, hem Güney Kürdistan hem de Kuzey Kürdistan’da yatırımları olan iş insanlarının bulunduğu belirtiliyor.
Çiller de denedi
Zirveye ve çıkan kararlara tepki gösteren BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, 1990’lı yıllarda aynı önlemleri Tansu Çiller’in almaya çalıştığını ifade ederek, önce işadamlarının engellenmeye çalışıldığını ardından da ölüm listeleri oluşturulduğunu hatırlattı. Tansu Çiller’in „PKK’ye yardım edenlerin listesi cebimdedir“ açıklamasının ardından Kürt işadamlarının tek tek öldürüldüğünü hatırlatan Kaplan, „Aradan yıllar geçti ancak o politikaların işe yaramadığı ortaya çıktı. Şimdi aynısını Başbakan Recep T. Erdoğan eliyle AKP Hükümeti yapıyor. Finans kaynaklarını kurutacakları iddiası ile Kürt işadamlarına, müteahhitlerine göz dağı vermeye başladılar. Bunun kanunu çıkmadı ancak o çıktığı zaman bu daha ileri boyutlarda uygulanacak“ dedi.
AKP Hükümeti’nin 90’lı yıllarda uygulanan politikalara birer birer dönüş yaptığına işaret eden Kaplan, „Bu bir çıkmaz sokaktır. Bu BDP’ye yönelik saldırının bir başka koludur“ ifadesini kullandı.
Çözüme kafa yorun
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ise, yapılan çalışmanın Kürt işadamlarını sindirme ve Kürt siyasal hareketi ile aralarına mesafe koyma operasyonu olduğuna dikkat çekerek, „Bunun çözüme katkısı yoktur. Bunlara kafa yoracağınıza sorunun çözümüyle ilgilenin daha kestirme bir yol olur“ dedi.
Kürt sorununu görün
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik de hükümetin attığı bu adımların, barışçıl ve demokratik çözüme niyeti olmadığını ortaya koyduğunu belirtti. Çelik, „AKP Hükümeti’nde rutin askeri, siyasi, mali kuşatma ile bu sorunun üstünden geleceği algısı var. 30 yılı aşkın süredir devam eden bu çatışmalı süreç bu algılarla oluşmaz. Bu yapılan kimlikleri, kültürleri, inançları ve halkları özgürleştiren günümüz dünyasına rağmen katı merkeziyetçi inkarcı üniter devlet algısıdır“ dedi. Bu ve benzeri uygulamaların 1980, 1990 ve 2000’li yıllarda sıkça uygulandığını hatırlatan Çelik, şöyle konuştu: „Ülke bütçesinin büyük kısmı bu yöntemlere harcandı. Yüksek silahlanma ve teknoloji sağlandı. Ancak bunu götürebilmenin mümkün olmadığı ortaya çıktı. Söz konusu olan bir ‘terörist’ hareket değil. Söz konusu olan tarihsel, kültürel ve sosyal bir sorundur.“
Çelik, ekonomik bir takım önlemler ile Kürt sorununda çözüme ulaşmanın yanılgı olduğunun da altını çizerek, bir yüzleşme ile sorunun çözümü yönünde adım atılması gerektiğini kaydetti.
Belediyeler de hedef
İstanbul’da geçen hafta MASAK uzmanları, Adalet ve Maliye bakanlıklarından yetkililer ile İstanbul, İzmir, Hakkari, Mersin, Şırnak, Dersim’in de aralarında bulunduğu 15 ilin siyasi şube müdürleri ve Kaçakçılık Daire Başkanlığı’ndan polislerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantında istihbarat birimlerinin hazırladığı raporlar katılımcılarla paylaşıldı. Raporlarda yer alan iddialara göre; devlet Kürt illerinde yılda ortalama 800 milyon dolar yatırım amaçlı ihale düzenlerken, bu ihaleleri kazanan işverenlerinden PKK’ye yüzde 10-20 arasında değişen para toplanıyor. PKK’nin sadece devlet ihaleleri karşılığında topladığı para miktarının yıllık 120 milyon dolar civarında olduğu iddia edilirken, bazı belediyelerin PKK’ye ciddi oranda destek verdiği, bazı esnaf ve kamu çalışanlarından düzenli olarak para toplandığı da toplantı da konuşulanlar arasında. Hızını alamayan Türk istihbaratçılar, PKK’nin halen birçok yabancı ülkeye ait bankalarda bir milyar dolar civarında nakit parasının bulunduğunu ileri sürdü.
İki günlük toplantıda Kürt işverenlerine kıskaç altına almak için bir dizi karar alındı. Türk medyasına göre alınan kararlar şöyle:
- Doğu ve Güneydoğu’da ihalelere katılan işadamlarından haraç alınmasının önüne geçilmesi için operasyonlar artırılacak, gerekli görüldüğü takdirde işadamlarına ve ailesine koruma tahsis edilerek can güvenlikleri sağlanacak.
- MASAK haraç ya da bağış topladığı belirlenen terör örgütü üyelerinin hesap hareketlerini inceleyerek yurt içi ve yurt dışı bağlantılarını araştıracak. PKK’ye para aktarılan hesaplar güvenlik güçlerine bildirilecek.
- PKK’nin en önemli gelirleri arasında yer alan kaçak sigara, içki, mazot ve elektronik eşyaların Türkiye’ye girişini engellemek amacıyla sınır güvenliği arttırılacak.
- PKK’nin yurt dışı finansının kesilmesi için İnterpol ve Dışişleri Bakanlığı sık sık bilgilendirilecek.
- PKK’nin kasası olarak tabir edilen birçok isim hakkında İnterpol aracılığıyla kırmızı bültenle aranması için karar çıkarılacak.
- Hakim ve savcıların PKK’ye aktarılan paralarla ilgili daha etkin ve hızlı hareket etmeleri için bir dizi önlem alınacak.
- Bölgede faaliyet gösteren ve PKK’ye isteyerek para aktardığı tespit edilen işyerlerine ilişkin tüm yasal tedbirler kısa sürede alınacak. Söz konusu işyerlerinin banka hesapları incelemeye alınarak gerekli görüldüğü takdirde hesaplara el konulacak.
DİHA/İSTANBUL
Kürtçe vaaz ve hutbe soruldu
BDP, Başbakan Recep T. Erdoğan'a camilerde Kürtçe vaaz verilmesi ile Kürtçe izahlı hutbe okunmasının önünde yasal engel olup olmadığını sordu.
Konuya ilişkin Başbakan Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren BDP Amed Milletvekili Altan Tan, Erdoğan'ın 27 Ocak tarihinde İstanbul Kılıç Ali Paşa Camii'nde Cuma namazında İmam Selman Okunuş'un İngilizce hutbesini dinlediğini ve İngilizce hutbe okunmasının tescillendiğini kaydetti. Tan, Erdoğan'a şu soruları yöneltti: "Milyonlarca Kürt vatandaşımızın bulunduğu Türkiye'de Kürtçe vaaz verilmesi ve Kürtçe izahlı hutbe okunmasının önünde yasal bir engel var mıdır? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak herhangi bir camide Kürtçe bir vaaz veya hutbe dinlemeyi düşünüyor musunuz?"