Alman polisinden sonra mahkeme de başkent Berlin’de 26 Kasım’da ‘PKK Üzerindeki Yasak Kaldırılsın’ talebiyle yapılması planlanan yürüyüş ve mitingi yasakladı. Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM), yürüyüş ve mitingin Türk devletinin istemiyle yasaklandığını belirtti.
YEK-KOM yaptığı yazılı açıklamada, Alman polisi ve mahkemesinin Kürtlerin protesto mitingine getirdiği yasağa tepki göstererek, Türk devletinin şantajlarına boyun eğildiğini söyledi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: „26 Kasım 1993 tarihinde Türkiye devleti ve hükümetinin baskıları ve talebi sonucunda Almanya hükümeti politik bir kararla PKK’yi yasaklayarak, PKK şahsında tüm Kürtleri ve kurumlarını kriminalize etti. Bu karar, gerek insanlık vicdanının, gerekse de evrensel hukuk kurallarının ve Almanya devletinin kendi hukukunun çiğnenmesi anlamına gelmekteydi. Yaklaşık 18 yıldır devam eden bu yasak, bir yandan Kürtleri kriminalize ederken, öte yandan da, Kürtlerin en doğal demokratik talep ve haklarının bastırılması ve inkar edilmesi sonucunu da doğurmaktaydı. Bu karar, Kürt halkının son derece meşru ulusal, demokratik mücadelesini terörize ederek, Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümünü de zorlaştırmıştır. Bu durum, Kürt halkı ve demokratik, ilerici tüm kamuoyu ve kurumlarını rahatsız etmekte, Almanya demokrasisine de zarar vermektedir. Daha önceki yıllarda, Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu’na, PKK yasağının kaldırılması talebini içeren bir başvuruda bulunmuştuk. Başvurumuz, Aralık ayı içerisinde değerlendirmeye alınacaktır.“



‘Yasak, bir hakkın gaspıdır’


Mitingin yasaklanması kararını hukuksuzluk ve hak gaspı olarak değerlendiren YEK-KOM’un açıklamasına şöyle devam edildi: „Bu konuyu kamuoyunun gündemine taşımak, kamuoyu duyarlılığı yaratmak en doğal, meşru ve yasal hakkımızdı. Almanya’daki tüm Kürt dernekleri adına YEK-KOM olarak, PKK yasağının kaldırılması talebimizi tüm Almanya kamuoyu ve hükümeti ile paylaşmak için, yasağın yıldönümü olan 26 Kasım’da Berlin’de miting ve yürüyüş kararı aldık. Miting kararımız birçok sivil toplum örgütü, göçmen kurumları, federal ve eyalet milletvekilleri, siyasetçi ve akedemisyen çevreler tarafından da desteklendi. Mitingin yapılabilmesi için Ekim ayı başında izin başvurusunda bulunduk. Yine, 2 Kasım tarihinde Kürdistan’ın dört parçasından, farklı eğilimleri temsil eden 30’ün üzerinde Kürt kurumu ve şahsiyeti yaptıkları orttak açıklamada Almanya’da ‘Kürt Kimliği Tanınsın’, ‘PKK Yasağı Kaldırısın’, ‘Kürt Sorunu Demokratik, Barışçıl Yöntemlerle Çözülsün’ talebini kamuoyu ile paylaşmışlardı.“

‘Hükümet şantaja boyun eğdi’

Yürüyüş ve miting hazırlıkları konusunda yetkililerle görüşmelerin olduğu, başlangıçta yürüyüş güzergahı konusunda bir anlaşmazlığın çıktığını ancak makul bir uzlaşma yolunun sağlandığı vurgulandı. Ancak Türk Başbakan’ın 2 ve 3 Kasım tarihlerinde Berlin’e yaptığı resmi ziyaret esnasında, Kürtlerin taleplerinin bastırılması, yasal, demokratik kurumlarının yasaklanması, toplantı, gösteri ve yürüyüşlerine izin verilmemesi ve yasadışı ilan edilmesi için tehdit ve şantaj dolu açıklamalarda bulunduğu hatırlatıldı. Alman Hükümeti’nin AKP’nin tehdit ve santajlarına boyun eğdiği; bunun sonucunda 7 Kasım’da Berlin polisinin yürüyüş ve mitingi iptal ettiğini açıkladığı belirtilen açıklamada, kararının düzeltilmesi için mahkemeye başvurdukları kaydedildi. YEK-KOM, 22 Kasım’da mahkemenin polisin aldığı kararı onayladığını paylaşarak, şunları söyledi: „Mahkeme bu kararıyla, hukuku siyasallaştırmış, demokratik bir hakkın gaspı kararına ortak olmuştur. İlginçtir; mahkemenin yasaklama kararını onayladığı gün, Türkiye’de birçok şehirde eş zamanlı olarak yürütülen polis operasyonlarında 47 avukat ve onlarca Kürt siyasetçi gözaltına alınmıştır. Eşzamanalı olarak gündeme gelen bu iki gelişme, doğal olarak Kürt ve demokratik kamuoyunda ortak operasyon algısına yol açmıştır. Tüm bu haksızlık ve hukuksuzluklara rağmen, hukuka ve adalete olan inancımız gereği, yanlışlığın düzeltilmesi için bir üst mahkemeye başvurduk. Başta Almanya kamuoyunu, sivil toplum örgütlerini, sendika, siyasi parti, hukuk çevreleri ve tüm göçmen topluluklarını duyarlı olmaya, Kürt halkına karşı sürdürülen haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı durmaya ve adalet adına destek olmaya davet ediyoruz.“