Federal Almanya Parlamentosu’nda “Kürt sorununun çözümünde güncel fırsatlar ve perspektifler” adı altında organize edilen konferansta, Merkel hükümetine Erdoğan’ın şantajlarına boyun eğmek yerine, Kürt sorununun çözümüne öncülük etme çağrısı yapıldı.
Alman Federal Parlamentosu dün Sol Parti (Die Linke) ve Rosa Lüksemburg Vakfı’nın organizesiyle “Ortadoğu’da Kürt sorununun çözümünde güncel fırsatlar ve perspektifler” isimli bir konferansa ev sahipliği yaptı. Meclisin “Marie-Elisabeth-Lüders-Haus” binasında gerçekleşen konferans, Kürt parti ve güçlerin temsilcilerinin yanı sıra Alman siyasetçileri ile uzmanları buluşturdu.
Gün boyu oturumların gerçekleştirildiği konferans Sol Parti Milletvekili Helin Evrim Sommer’in açılış konuşmasıyla başladı. Kürt sorununun tarihine çeken Sommer, Birinci Dünya Savaşı sonrası bölgede yaşanan gelişmeleri özetledi. Kürdistan’da sömürgeci güçlerin soykırımı ve asimilasyon politikalarını anlatan Sommer, “Konferansımızda tarihi bir perspektifle sorunun nasıl çözülmesi konusunda sunumlar ile tartışmalara yer vereceğiz” diye konuştu.
Konferansın organizatörlerinden Rosa Lüksemburg Vakfı’ndan Gabriele Kickut ise böyle bir buluşmaya öncülük yaptıklarından dolayı memnuniyetlerini dile getirdi. Daha sonra Mahatma Gandhi’nin torunu barış aktivisti Ela Gandhi ve insan hakları savunucusu Eren Keskin’in konferansa gönderdikleri destek mesajları izleyicilere dinletildi.
Konferansın ilk sunumu, Tarihçi İsmail Küpeli tarafından “Ortadoğu’daki Kürt sorununun nedenleri ve arka planı” başlığıyla düzenlendi. Küpeli, Birinci Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu’daki gelişmeleri, Kürdistan’ın parçalanmışlığını ve yaşanan soykırımları anlattı.
Almanya’nın net tutumu yok
Daha sonra Gazeteci Hannes Heine’nin moderatörlüğünde “Alman politikası ve Kürt sorunu” başlıklı bir oturum gerçekleşti. Oturumda Federal Parlamento Başkanvekili Claudia Roth, Federal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanvekili Dr. Daniela de Ridder ve Sol Parti Dışilişkiler Sözcüsü Stefan Liebich konuşmacı olarak katıldı.
Yeşiller Partisi üyesi Roth, bölgedeki devletlerin artık Kürtlerin demokratik, siyasi ve kültürel haklarını tanınması gerektiğini belirterek, Türk devletinin inkarcı siyasetine dikkat çekti. 1988’deki Halepçe katliamından bu yana Kürt realitesinin tanınması ve haklarını elde etmesi için Kürtlerin yanında olduğunu ifade eden Roth, 90’lı yıllarda Kürdistan’a yaptığı gezileri anlattı. Danielle Mitterrand’ın “Unutmak ölümdür, Kürtleri unutmayın” sözünü hatırlatan Roth, Kürt sorununun çözümü için Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklediklerine dikkat çekti.
Almanya’nın net bir Kürt siyasetinin olmadığını ima eden Roth “Türkiye’nin Ankara adaylık süreci bize büyük bir umut verdi ancak daha sonra bu süreç kesildi” diye konuştu. Berlin yönetiminin öncülüğünde Türkiye ile yapılan AB Mülteciler Anlaşması’na da değinen Roth, Almanya’nın suskunluk için para ödediğini dile getirdi.
Türkiye’ye silah verilmemeli
Güney Kürdistan’daki gelişmelere de değinen Roth, Irak’ın güçlü bir federal yapısı içerisinde Federe Kürdistan Bölgesi’nde demokrasinin güçlenmesini gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: “Kürtlere silah göndermek yetmez, zaten biz parti olarak silah gönderilmesine karşıyız, oradaki demokratik yapılarına da destek verilmeli.”
Türk devletinin Suriye’nin Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik işgalinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirten Roth, “Türkiye’ye hiçbir şekilde silah verilmemeli” çağrısında bulundu.
YPG sorusuna yanıt vermedi
Federal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanvekili Dr. Daniela de Ridder’e federal hükümetin Türk devletiyle çelişkili ilişkisi soruldu. Merkel hükümetinin ortağı Sosyal Demokratlar Partisi (SPD) üyesi Ridder, öğrencilik yıllarından bu yana Almanya’da yaşayan Kürtlerle ilişkilerinin olduğunu hatırlattı. Erdoğan rejiminin Kürtlere yönelik saldırılarını şiddetle kınadıklarını belirten Ridder, Alman dış siyasetinin Fransa ve diğer ülkelerden ayrı olarak farklı bir pozisyon aldığını savundu. Sorunların çözümü için parlamenterler arası diyalogu savunan Ridder’e göre Alman dış siyaseti son dönemlerde değişti ve Almanya dünyadaki sorunlara daha fazla duyarlı olmaya başladı. Moderatörün “Neden YPG bayrağını yasaklayan tek Batılı ülkeyiz?” sorusuna ise SPD’li Ridder yanıt vermekten kaçınarak, “Hükümet olarak Ekim’den bu yana Türkiye ile silah satışını durdurduk” şeklinde Merkel hükümetinin tavrını savundu.
PKK yasağı kalkmalı
Sol Parti Dışilişkiler Sözcüsü Stefan Liebich ise sorunun çözümü için PKK yasağının kalkması ve Kürt hareketinin sembollerinin serbest olması gerektiğini belirtti. Liebich, DAİŞ’e karşı mücadelenin sadece Kürtlerin bir sorunu olmadığını, bütün dünyanın meselesi olduğunu ifade etti. Sol Partili Liebich Alman devletinin sadece Türk devletini değil aynı zamanda daha önceki yıllarda Suriye ve Irak rejimlerini de desteklediğini, Kürtlerin bu ülkelerdeki mücadelesine sessiz kaldığını hatırlattı. Almanya rahatlıkla Kürt sorununun çözümüne öncülük edebilir” diyen Liebich, Angela Merkel’in başbakanlığındaki hükümetin çelişkili siyasetine sert eleştiriler yöneltti.
Mülteci Anlaşması iptal edilsin
Sadece şimdiki Merkel hükümetinin değil, daha önce de Yeşiller-Sosyal Demokratlar hükümetinin de Türk devletine silah destek verdiğini hatırlatan Liebich, “Bütün partiler Efrîn’deki Türk devletinin işgali için ‘uluslararası hukukun ihlali’ dedi ama Merkel hükümeti ortak bir tavır sergileyemedi. Maas, Ankara’da Çavuşoğlu’yla bir araya geldi ve ‘Türk devletinin operasyonu uzun sürmeyecek’ iddiasında bulundu ancak bu işgal ikinci yıla girdi” diye konuştu. Liebich Erdoğan’ın şantajlarına son verilmesi için de Mülteci Anlaşması’nın derhal iptal edilmesini istedi.
ANF/BERLİN