Yayınladığı Avrupa Parlamentosu raporlarıyla AKP-MHP’nin tepkisini çeken Kati Piri, AB’nin duruşunun Erdoğan’a güç verdiğini söyledi. Piri, Türk devletinin açlık grevi eylemcilerinin taleplerine saygı duymasını istedi.

AKP-MHP faşizmini en fazla ve en etkili şekilde eleştiren Avrupalı siyasetçilerin başında gelen Hollandalı parlamenter Kati Piri, Avrupa Birliği için de şu tespiti yaptı: “AB’nin sessizliği Erdoğan’ın otoriterliğine güç veriyor, AB ne kadar sessiz kalırsa, Erdoğan o kadar istediği her şeyi yapabileceğini ve yanına kalacağını düşünüyor. Bu nedenle AP’de güçlü ses çıkarmamız gerekiyor.”

Fransa’nın Strasbourg kentinde ANF’den Ali Güler’in sorularını yanıtlayan Avrupa Parlamentosu Milletvekili ve Türkiye Raportörü Kati Piri, Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın başında bulunduğu AKP iktidarının, Türkiye’yi felakete sürüklediğini belirtti.

‘Haziran’daki toplantıları görmemiz gerekiyor’

Piri “Avrupa Parlamentosu’nun aldığı karara rağmen AB, neden resmi olarak müzakereleri dondurmuyor” şeklindeki soruya şu yanıtı verdi: “Çok iyi soru, AB liderlerinin Haziran’da ne yapacağını görmemiz gerekiyor. Haziran’da toplantı var ve bu toplantıda AP’nin müzakerelerin durdurulması çağrısı görüşülecek. Dürüst olmak gerekirse, biz parlamentoda oy çokluğuyla bu kararı aldık, parlamentonun çoğunluğu Türkiye’deki mevcut hükümet yüzünden müzakerelerin hemen durdurulması taraftarı. Ancak AB Konseyi’nde ülke liderleri oy birliği ile karar vermeleri gerekiyor. Orada bile büyük bir çoğunluk var. Fakat maalesef oy birliği yok. Macaristan Başbakanı Victor Orban ve Polonya Başbakanı gibi liderler Erdoğan’ı kızdırmak istemiyorlar, çünkü AB ve Türkiye’nin göçmen anlaşmasının devam etmesini istiyorlar. Bu yüzden AB liderlerinin Türkiye’ye karşı bir strateji eksikliği görebiliyoruz. Bu çok sinir bozucu.”

Toplumda değişim istediği var

Piri, Türkiye’de basının hiç bir zaman özgür olmadığını fakat son 10 yılda giderek çok daha kötüleştiğini ve yüz binden fazla kişinin ise cezaevinde bulunduğunu hatırlattı.

AP’nin Türkiye Raportörü Kati Piri, AKP’li Türkiye’den değişim umudu olup olmadığı şeklindeki soruya da şu karşılığı verdi: “Keşke evet diyebilseydim. AKP iktidarındaki Türkiye’nin son 5 yıldır raportörüyüm ve çok fazla pozitif boyut göremedim. Tabii ki, 2014 tamamen farklı bir yıldı. Barış süreci vardı. 2019’da AKP’nin reform yapacağına dair ümit beslemenin yolu nedir? Bu parti yıllardır iktidarda olan bir parti, dünyada da birçok örneği var, iktidara yapışırsınız. İktidar vatandaşlarınız için yapacağınız reformlardan daha önemli hale geliyor.  Şimdi umudumuz yerel seçimlerden sonra oluşacak durumdur. Seçimlerde nüfusun büyük bir çoğunluğunun AKP politikalarına taraf olmadığını gördük. Bence umut yine Türkiye’de değişimi isteyen insanlardan geliyor. Onlardan çok umutluyum, değişim istiyorlar ve onlarla değişim gelecek, çünkü Türkiye’nin demokratikleşmesi için bu değişime çok ihtiyaç var.”

YSK mazbatayı nasıl ikinci partiye verir?

İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nu tebrik ettiğini ifade eden Kati Piri devamla “Bir bakalım AKP bunu kabul edecek mi?” diye sordu. HDP’nin Türkiye’nin batısında aday çıkarmayarak muhalefete büyük güç kazandırdığını da belirten Piri, YSK’nin Kürdistan’daki skandallarına ilişkin ise şu ifadeyi kullandı: “Kürt ilerinde yaşananlar için çok kızgınım. YSK seçimlerden önce belediye başkanların başvurusunu kabul edecek, onay verecek, seçimlerde halk kendi başkanlarını seçecek. Ama nasıl oluyor da YSK kalkıp yasadışı bir şekilde ihraç edilenlerin belediye başkanı olamayacağını ve mazbatanın ikinci gelen partinin belediye başkanına verilmesine karar verir? Bu herhangi bir Avrupa ülkesinde asla olmadı. Bu kesinlikle anti demokratik bir şey. İnsanlar oy verdikten sonra oyunun kurallarını değiştiremezsiniz. Biliyorum hala bazı itiraz prosedürleri devam ediyor ve bu süreç biraz daha devam edecek gibi.”

Kati Piri, özgür kampanya, özgür bir seçim ortamı ve özgür bir medya olmamasına rağmen Türkiye’de muhalefetin 31 Mart yerel seçimlerinde başarılı çıkmasının, toplumun değişim istediğine dair çok güçlü bir işareti olduğunu vurguladı.

Sadece Türkiye değil AB de eleştirilmeli

Bir çok Avrupalı politikacının “Türkiye NATO üyesi, OECD üyesi, Avrupa Konseyi üyesi, bizden çok uzaklaşmamalı, doğuya doğru uzaklaştırılmamalı, batıya bağlı kalmalı, ticari çıkarlarımız var” şeklinde düşündüğünü ve sessizliği tercih ettiğini ifade eden Piri bunun yol açtığı olumsuzluğu ise şu şekilde özetledi: “Ben Avrupalı liderlerin bu politikasına tamamen karşıyım. Benim gördüğüm, AB’nin sessizliği Erdoğan’ın otoriterliğine güç veriyor. AB ne kadar sessiz kalırsa, Erdoğan o kadar istediği her şeyi yapabileceğini ve yanına kalacağını düşünüyor. Bu nedenle buna karşı bizim AP’de güçlü bir ses çıkarmamız gerekiyor. Sadece Türk devletini değil aynı zamanda, Türkiye’de yaşananlara karşı ilgisiz kalan AB hükümetlerini de eleştirmeye devam etmemiz gerekiyor.”

‘Vazgeçmeyeceğim’

23-26 Mayıs tarihleri arasında Avrupa Parlamentosu için yapılacak seçimlerden dolayı şu andaki mevcut parlamento yapısının son günleri olduğunu hatırlatan Kati Piri, geçen Ekim ayında HDP’nin önceki dönem Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş için Türkiye’ye gittiğini, yeniden seçilmesi durumunda da bu gibi ziyaretlerine devam edeceğini belirtti.  Piri, Parlamento’ya yeniden seçilmesi durumunda daha önceki gözlem ve eleştirilerine devam edeceğini de şu sözlerle dile getirdi: “Size şunu söyleyebilirim; eğer parlamentoda yine aynı pozisyonda olursam, politik sürecin başlamasına öncülük yapmak isterim, bu çok önemli. Yeniden Türkiye raportörü mü olurum, başka bir pozisyonda mı olurum, onu bilmiyorum. Ama şunu garanti edebilirim; hangi pozisyonda olursam olayım bu süreçten vazgeçmeyeceğim.”

‘Açlık grevi eylemcilerini anlıyorum’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve tecridin kaldırılması talebiyle HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven öncülüğünde başlayan açlık grevlerine ilişkin sorulan soruyu da Kati Piri şu şekilde cevapladı: “CPT’nin raporunu tabii ki okudum. Askeri darbeden sonra Sayın Öcalan’ın ziyaret edilmesi raporu hemen yayınlanmamıştı. Açlık grevindekilerin taleplerini anlıyorum, Türk devletinin kendi anayasasına saygı göstermelerini talep ediyorlar. CPT Avrupa Konseyi’nin bir parçası, Türkiye de buna saygı göstermeli.

Buradaki kilit mesaj şudur; ki bu AP ve AB tarafından da destekleniyor; barış sürecinin tekrardan başlamasıdır. Bu on yıllarca devam eden bir sorun, tüm insanları için çok acıların yaşanmasına neden oldu. Türkiye’de demokrasi adına adım atılmasının tek yolu barış sürecinin tekrar başlamasıdır. Hepimiz biliyoruz ki iki tarafında bu barış sürecine ihtiyacı var. Bence açlık grevi eylemcilerinin de mesajı budur ve bu mesaj gerçekten çok önemli. Bu mesaj aynı zamanda parlamentodaki büyük bir çoğunluğun da talebidir.”

 

HABER MERKEZİ