
Avrupa Parlamentosu’nda (AP), “Türkiye’de dokunulmazlıkların kaldırılması ve bunun etkileri” üzerine bir oturum düzenlendi. Kürt kentlerinde yaşanan gelişmelerden duyulan endişenin dile getirildiği toplantıda, HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına tepki gösterildi. Erdoğan’ın bir diktatör olduğunun altı çizilen oturumda, Kürtler ve HDP ile dayanışma çağrıları yapıldı.
Avrupa Birliği Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, AP Türkiye Raportörü Kati Piri’nin de aralarında bulunduğu birçok isim AKP hükümetini ve Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdi. Tırmanan şiddetin sona ermesi için müzakerelere geri dönülmesi çağrısı yapıldı.
Kim ne dedi?
Oturumda söz alan AP üyeleri özetle şunları söyledi:
Cristian Dan Preda: Bu kadar parlamenterin dokunulmazlığının kaldırılmasını, hem de bunun çoğunun Kürt vekillere karşı olmasını biz grup olarak şüphe ve endişe ile karşılıyoruz.
Kati Piri: Maalesef şiddet tırmanıyor. Kürt sorununda kalıcı bir çözüm bulma zamanı gelmiştir. Bu hem Kürtlerin hem de Türk halkının yararınadır. HDP hata yapmış olabilir ama siz muhalefet yapıyorlar diye dokunulmazlığı kaldıramazsınız. Eğer kan deryasına son verilmek istiyorsak bu sorunun kökten ve kalıcı olarak çözüme kavuşması gerek. Müzakerelerin başlaması lazım.
Mark Demesmarker:Türk rejimi bir provokasyon rejimidir.
Alexander Lamsdorf: Bu kadar parlamenterin dokunulmazlığının kaldırılması antidemokratiktir. HDP’ye karşı bir girişim söz konusu. Türkiye’de özgür ve tarafsız yargı yoktur.
Bodel Valero: Mesaj şu, ‘Türk meclisinde barajları aşmayacaksınız, aşarsanız bu tehlikeli bir iş olabilir’. HDP’nin maruz kaldığı asında bu durumu teyit ediyor.
Fabio Kastaldo: Türkiye’de oy kullanmanın artık hiç önemi yok! HDP’ye yapılan, Kürtlere yapılanlar bunu gösteriyor.
Eleftherios Synadinos: Türkler, Orta Asya’da at koştururken Kürtler bu topraklardaydı. Kürtlerin başını ezip kesmeyi amaçlıyorlar.
AB’nin sessizliği kabul edilemez
Renata Sommer: Erdoğan, Kürt muhalefetini ezerek başkan olmak, daha fazla oy toplamak istiyor. HDP’ye karşı saldırıya sessiz kalamayız. Nusaybin gibi şehirler toplar ile yıkılıyor. Bunu kabul edemeyiz. AB Komisyonu ise halen endişelerden söz ediyor. Bu sessizlik daha ne kadar.
Maretje Schaake: HDP’nin Meclis’te Kürtleri temsilinin devam etmesi gerekiyor. AB’nin de artık güvenirliğini muhafaza etmesi için tavır koyması gerekiyor.
Ska Keller: Dokunulmazlık asıl Kürt muhalefetini hedefliyor. Tabii ki HDP sadece Kürtlerin değil, fakat iktidar bunları muhalefet olarak değil, ‘öteki’ olarak görüyor.
Erdoğan Hitler’in yolunda
Karvin-Mikke: Hitler de Erdoğan’ın yaptığı gibi aynen böyle yaptı; sonuç ortada.
Georgious Epitideios: Hey AB, siz direksiyonu Erdoğan’a kaptırmışsınız. Şimdi ise freni gevşet, diye rica ediyorsunuz. Erdoğan Türk diktatörü.
Ulrike Lnacek: Erdoğan tam da 7 Haziran’da çoğunluğu Meclis’te kaybettiği günün yıldönümünde, yani 7 Haziran’da öç almak istiyor. Zira Erdoğan sembolleri çok seven biri. HDP’yi hedef almış durumda.
Martina Michels: AB artık söz söylemeyi bırakıp etkili önlemler alsın.
Hann: Türkiye kriter
dayatmasın
Oturumda milletvekillerinden sonra söz alan Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn da Türkiye’ye sert eleştirilerde bulundu. Hahn şöyle konuştu: “Türkiye’nin Güneydoğusu’da durum endişe verici. Bu kadar büyük sayıda milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasını da endişeyle karşılıyoruz. Çoğunuz gibi Türkiye’nin gidişatını olumsuz buluyorum. Türkiye bize doğru yani Avrupa Birliği’ne doğru değilde başka bir yere doğru gidiyor. Türkiye sürekli kendi kriterlerini dayatıyor. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Yani Türkiye usulü bir demokrasi ile Avrupa Birliği’ne üyelik söz konusu olamaz. AB’nin kendi kriterleri var. Üye olmak istiyorsa bu kriterleri yerine getirmek zorunda. Bizler Erdoğan’dan korkacak değiliz. Bizlerin demokratik kriterleri ve basın özgürlüğü olmazsa olmazdır.”
Haftaya netleşecek
Önceki günkü oturma katılan HDP Avrupa Temsilcisi Eyüp Doru, Johannes Hahn’ın Türkiye’ye yönelik eleştirilerini de önemli buluyor. Doru, “Hann’ın bu eleştirisi önemli. Çünkü daha önce Türkiye’ye yönelik bu tür bir eleştiri yapmıyordu. Genelde daha çekimser kalan bir tutum sergiliyordu. Bundan sonraki yaklaşımlar konusunda bir şey dememiz için henüz erken. Bizlerin, onların yaklaşımı ve alacağı tutumu asıl öğreneceğimiz yer ve zaman haftaya Brüksel’de yapacağımız görüşmelerden sonra ortaya çıkacak” dedi.
HABER MERKEZİ
AP ve Almanya Erdoğan’a sert çıktı
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya Federal Parlamentosu’nda Ermeni Soykırımı‘na evet oyu veren Türkiyeli milletvekillerine yönelik linç kampanyası AP Başkanı Martin Schulz ve Almanya Federal Meclisi Başkanı Norbert Lammert tarafından sert bir dille eleştirildi. Schulz yazdığı açık mektupla Erdoğan’ı “şiddetle” kınarken “; Lammert, saldırıyı tüm parlamentoya yapılmış kabul ettiklerini kaydetti.
Alman Spiegel Online haberine göre, AP Başkanı Schulz, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup yazarak sert bir dille eleştirdi. Schulz mektubunda “Halkı temsil eden parlamenterler, siyasi bir konuda herhangi görüş farklılıklara bakılmaksızın, terörist yakınlığına konumlandırılmamalıdır” diye belirtti. Erdoğan’ın teamülleri hiçe sayarak “En çok yapılmaması gerekeni yaptığını” belirten Schulz “Bunu en ağır ve ciddi şekilde kınıyorum” dedi.
Schulz Erdoğan’ı uyardı
Erdoğan’ın sözlü saldırılarını eleştiren Schulz mektubun devamında şunları belirtti:”Almanya Federal Parlamentosu’na özgürce seçilen milletvekillilerin vermiş olduğu karar sonucunda saldırıya uğramaları ve iddialarla karşı karşıya gelmek zorunda kalmalarını bizzat büyük bir endişe ile izliyorum. Çok uluslu, çok etnisiteli ve çok dinli bir parlamentonun başkanı olarak bana şu uyarıyı yapmak düşer: Halkı özgürce temsil etme ve kararları bu kapsamda alma yetkisi olan milletvekilleri, Avrupa demokrasilerinin en temel taşıdır.”
Tehdit ettiklerin meslektaşlarım
Tehdit edilen milletvekillerinin yanında olduğunu vurgulayan Schulz mektubunda Erdoğan’a şöyle seslendi: “Bizzat sizin saldırdığınız Alman Parlamentosu ve Türk Parlamentosu’nda yer alanların bir çoğu benim uzun süreli meslektaşım. Şahsen bana da çok yakınlar. Kendimi onları olabildiğince korumak için sorumlu hissediyorum.”
Uluslararası ilişkiler zedelenir
Vize uygulamasının kaldırılması veya Türkiye’nin AB’ye girme olasılığının Erdoğan’ın davranışları ile zorlaşacağını da ifade eden Schulz, milletvekillerin halkı temsilen verdikleri karar ile özgürce davranmalarının da demokrasinin kalitesinin bir ölçüsü ve göstergesi olduğunu vurguladı. Schulz, milletvekillerinin, yabancı bir devletin yüksek bir temsilcisi tarafından bu şekilde tehdit edilmesinin, uluslararası ilişkileri etkileyebileceğini de belirtti.
Tüm parlamentoya saldırıdır
Almanya Federal Meclisi Başkanı Norbert Lammert de, Federal Parlamento’da Ermeni Soykırımı kararının ardından Türkiye kökenli milletvekillerine yönelik suçlamalarda bulunan Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sert şekilde eleştirdi. “Tek bir vekile tehdit yoluyla baskı yapmanın, tüm parlamentoya saldırmakla eşdeğer olduğunu” vurgulayan Lammert, şunları söyledi: “Türkiye’deki bazı üst düzey politikacılar açıklamalarıyla, Ermeni Soykırımı kararı nedeniyle Parlamento üyelerine nefret dolu tehditler ve hakaret içeren söylemlere kısmen ön ayak oluyor. 21’nci yüzyılda demokratik bir seçimle işbaşına gelmiş bir cumhurbaşkanının, yine demokratik seçimle görevlendirilmiş Alman Federal Meclis üyelerinin Türkiye kökeninden şüphe etmesini, kanlarını ‘bozuk’ olarak nitelendirebileceğine hiç ihtimal vermezdim. Meclis üyelerinin bir de teröristlerin uzantısı olduğu yönündeki iddialarını tamamen geri çeviriyorum. Yasaların imkanı dahilinde konuyla ilgili gerekli yanıtı vereceğiz.”
Öte yandan Sol Parti öncülüğünde dün Alman Federal Parlamentosu’nda bir bir oturum yapılacaktı. Parlamento Basın Sözcülüğü’nden gazetemize verilen bilgiye göre, Lammert’in açıklaması ve Schulz’un mektubunda sonra oturuma gerek duyulmadı.
Erdoğan, 2 Haziran’ta Almanya Federal Meclisi’nden geçen Ermeni Soykırımı Tasarısı’nın ardından, Türiye kökenli 11 milletvekili için “Bunların kanı bozuk. Kan testinden geçmesi gerekiyor” gibi ırkçı söylemlerde bulunmuştu.
Erdoğan hızını alamayarak milletvekillerinin ‘PKK uzantısı’ olduğunu söylemişti.
HABER MERKEZİ