Tayyip Erdoğan artık sadece Türkiye ve Kürdistan üzerinde değil, bölge halkları açısından bir kabustur. Erdoğan’ın kişisel hırsı, hırsızlıklarını ve talimatları ile yaptığı katliamların hesabını vermemek için içine girdiği ittifakları nedeni ile Ankara’daki sarayını tam bir terör odağı haline getirdi. Erdoğan etrafındakileri de suça ve ranta bulaştırdığı için kimse korkusundan farklı bir şey demiyor.
7 Haziran 2015 Genel Seçim sonuçlarını tanımayan Erdoğan, devlet içindeki tetikçiler, Ergenekoncularla işbirliği yaparak yeni bir maceranın içine girdi. 1 Kasım seçim sonuçlarına dayanarak da şimdi kendisine göre intikam almaya çalışıyor. Peki Tayyip Erdoğan kimlerden intikam alıyor ya da alacak?
Tayyip Erdoğan’ın birinci hedefinde Kürtler, Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt siyasetçiler ve Kürdistanlı aydınlar, gazeteciler ile sivil toplum örgütü temsilcileri var. Erdoğan’ın ikinci hedefinde Türk devleti ile DAİŞ çeteleri arasındaki ilişkiyi deşifre edenler var. Fethullah Gülencilerin Erdoğan ile girdikleri çelişki sonrası ortaya çıkan çıkar çatışması ise Erdoğan için başka bir hedef. Ama Erdoğan liberal aydınlardan ve kendisini eleştiren demokratları da hedef tahtasına koymuş durumda.
Kürtlerin üzerine bombalar yağdırıyor, sokağa çıkma yasağı ile kentleri cezalandırıyor, aydınlarına suikastlar yapılmasını istiyor. Gazetecileri tartaklatıyor, gözaltına aldırıyor ve tutuklatıyor. Gazete ve televizyonlara el koyuyor. Şirketleri basıyor. Tabii ki Erdoğan ve çetesi bunlarla sınırlı değil.
Tayyip Erdoğan’ın kurduğu Saray Gladyosu, çok yönlü çalışıyor. Dış politika, Türkiye ve Kürdistan üzerinde yoğunlaşarak yeni planlamalar ortaya çıkardı. Bir yerde Erdoğan sıkışırsa diğer bir alanda farklı bir provokasyon yaratarak bir önceki gündemi perdelemeye ve gizlemeye çalışıyor.
Rojava ve Suriye’deki gelişmeler, Güney Kürdistan-Şengal’deki kazanımlar ve Kuzey Kürdistan’da halkın dik durarak AKP’yi geriletmesi Türk devletinin “bekaa sorununu” Ankara’da stratejik bir gündem yaptı. Erdoğan da kendi kişisel çıkarı ile devletin çıkarlarını korumak için çözümü Kürtleri bastırımakta buldu. Bunun için de temel eylem planı olarak her yerde Kürt kazanımlarını engellemek için harekete geçti. Bunu yaparken de Türk derin devletinin JİTEM, Hizbulkontra, DAİŞ çetelerini de araç ve tetikçi olarak kullanmaya başladı. 5 Haziran 2015’teki Amed HDP mitinginin bombalanması, Suruç’da gençlerin Kobanê’ye gitmesini katliamla engellemesi ardından Ankara’daki katliam, mülteci krizi, Rusya uçağının düşürülmesi, Selahattin Demirtaş’a suikast girişimi, Tahir Elçi’nin katledilmesi vb olaylar zincirini bu kapsam içinde okumakta fayda var.
Kürt siyasetinin önemli isimlerinden biri Tayyip Erdoğan’ın özellikle hazırladığı ve AKP Hükümetinin de desteği ile yürüttüğü bir savaş konsepti olduğunu söylüyor. Bu savaş konseptinin MGK’de karar altına alındığı belirtiliyor. Tayyip Erdoğan’ın da aynı Tansu Çiller ve Süleyman Demirel’in yaptığı gibi suikast yapılması gerekenler, gözaltına alınması ve tutuklanması gerekenleri içeren bir liste hazırladığı da belirtiliyor. Bütün bunları belirli bir algı operasyonu ile takvime bağladığı, konjöktürün de ihtiyacına göre devreye sokulduğu söyleniyor.
Yani Tayyip Erdoğan’ın cebinde öldürülecek, tutuklanacak ve sindirilmesi gereken kişilerin isim listesi var.
Zaten son gelişmelere baktığımızda bunun geçerli ve doğru bir bilgi olduğu ortaya çıkıyor. Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanması, Tahir Elçi’nin katledilmesi, Demirtaş’a suikast girişimi, ifadeye çağrılan isimlere baktığımızda bunu çok daha iyi görebiliriz.
Peki Erdoğan’ın bu girişimleri sonuç verir mi? Zaman içinde Erdoğan’ın karşılaşacağı Kürt direnişi gösterecek ki Tayyip Erdoğan da Tansul Çiller’den daha beter bir sonla karşılaşacaktır. Erdoğan ve çetesi 1 Kasım sonuçlarına dayanarak sağa sola efeleniyorlar, ayağı sendelendiğinde Tayyip Erdoğan ve çevresi toplumsal lincle ezilebilecek bir potansiyel taşıyor. Çünkü biz Kürdistan’da 2014 6-7-8 Ekim serhildanları döneminde, devletin içine girdiği ruh halini iyi gördük. Gezi Direnişi sürecinde de Türkiye cephesinde devletin nasıl çöktüğünü... O günler geri gelmez mi? Tabii ki daha da katmerleşerek büyüyerek geri gelecek... Ama öyle ama böyle, Tayyip Erdoğan ve çetesi halkın öfkesi ile yargılanacak, belki de yargılanmasına nefesi yetmeyecek kim bilir!..