İdlib’te 100 bini aşkın silahlı çete (terörist) bulunuyor. Bu çeteler onlarca farklı isim altında Erdoğan ve Türk devleti tarafından örgütlendirilmiş durumda. Erdoğan, bu çeteleri Suriye iç sorunlarında elini güçlendirmek için oluşturdu ve amaç Suriye’yi parçalayıp bir parçasını kendi hakimiyetine geçirmekti. Gelinen aşamada İdlib en fazla da Erdoğan’ın ayağına dolanmış gibi görünüyor.

Suriye iç krizi İdlib’te çözüm rayına girecek mi sorusu kadar cevabı merak edilen bir diğer soru ise, birkaç yıldır Suriye krizinin derinleşmesinde kullanılan çetelerin akıbetinin ne olacağı sorusudur. Bu çetelerin ne olacağı en az İdlib’te sorunun nasıl çözüleceği kadar, belki de ondan daha fazla önemlidir aslında. Zira bu çete grupları içinde yer alan binlerce kişi BM tarafından da terörist olarak kabul edilmiş durumda. Dolayısıyla bu çetelerin geleceği, bölgede terörün geleceği açısından son derece önemli bir husus.

Peki Erdoğan’ın beslemesi olan bu çeteler ne olacak? Birincisi; Türk devleti bu çeteleri Türkiye’ye götürüp orada özellikle Kürtlere karşı yürüttüğü kirli savaşta, hem Kuzey Kürdistan’da hem de Güney Kürdistan’da kullanacaktır.

İkincisi; Suriye’de olduğu gibi hasmı sayacağı başka ülkelere karşı kullanacaktır. Ki Türk devleti öz yönetim sürecinde Kuzey Kürdistan’da Kürt halkına karşı DAİŞ çeteleri kullanmış, bu durum somut belgelerle basına yansımıştı.

Geçen yazımda da yazmıştım, bu çetelerin Cerablus-Bab hattı boyunca doğu-batı eksenli Şehba ve Minbic’de karşı saldırılarda kullanılma olasılığı yüksektir. Dolayısıyla Erdoğan bu çeteleri başka devletlere karşı kullanmaktan ziyade her fırsatta Kürtlere ve dostlarına karşı kullanmayı amaç edinecektir.

İdlib’teki çetelerin büyük çoğunluğu Asya’nın değişik ülkelerinden, Avrupa, Kafkasya ve Türkiye’den gelmiş çetelerdir. Kaldı ki bu çetelerin Suriye sahasına geçirilmesi de yine Erdoğan ve Türk istihbaratının eliyle gerçekleşen bir durumdur. Dolayısıyla Erdoğan, besleyip birer canavar haline getirdiği bu çeteleri kirli hesapları için sonuna kadar kullanacaktır.   

Ancak bu çetelerin Erdoğan’a karşı dönme olasılıkları da mevcuttur. Zira bu çeteler geleceklerin Erdoğan siyasetine yatırdılar, ona bel bağladılar. Rusya uzun süre Erdoğan’ın bu çeteleri beslemesinden çıkar sağladı. Şimdi iş dönüp bu çetelerin Suriye rejiminin hakimiyeti önünde engeline takılınca Rusya resti çekti. 13 Ağustos Lavrov-Çavuşoğlu görüşmesinde büyük olasılık Rusya bu çetelerin tasfiyesi talimatını da Türk devletine verdi. Rusya-ABD-Batı çelişkilerinin oluşturduğu siyasi boşlukta makas daralınca Erdoğan, Rusya’nın dediklerini uygulamak zorunda kalacaktır. Hele ki ABD ile çelişkileri bu denli derinleşmişken. Bu da çete kartının Erdoğan’ın patlama olasılığını doğurmaktadır. Eğer ki Suriye rejimi İdlib’te kontrolü sağladıktan ve Kuzey Suriye ile de belli bir anlaşmaya varırsa o zaman TC’nin beslediği bu çeteler bumerang gibi dönüp kendisini vuracaktır.

Fotoğrafın tamamına bakıldığında İdlib’te yukarıda belirttiğimiz durumdan kaynaklı en fazla zorlanan Suriye rejiminin aksine Erdoğan rejimidir. Çete kartının işlevsiz kaldığı, ülke ekonomisinin sıfırı vurduğu bir Türkiye, ABD-Rusya tercihine zorlanırsa ayakta kalması oldukça zor olacaktır.

Onun için Erdoğan şimdiden can havliyle ülke içi ve dışında müthiş bir saldırgan siyaset yürütmektedir. Bu denli saldırgan oluşu güçlülüğünden ziyade, güçsüzlüğünden, yarın başına geleceklerden duyduğu korkudan gelmektedir.

Son bir not; Erdoğan bir yandan yurt dışından devşirdiği çetelere çözüm ararken, Suriye içinden kendisine katılmış çetelere de bir çözüm bulmak zorunda kalacaktır. Çünkü Suriye rejimi bu çeteleri olduğu gibi kabul etmeyecektir. Çeteler de bunu bildiklerinden akıbetlerine dönük çözümü kendilerine her türlü güvenceyi veren Erdoğan’dan isteyeceklerdir. Eğer böyle bir son ile karşı karşıya kalırsa Erdoğan asıl o zaman asıl çıkmazı yaşayacaktır.